“Özgürlüğe ve demokrasiye sahip çıkmak zorundayız”

FETÖ darbe girişimi bahanesiyle darbe failleri ile mücadele etmek yerine,   siyasal iktidarın yaşamın her alanında kendisinden farklı siyasal ve sosyal tercihlerde bulunan veya onun dayattığı gibi yaşamayan herkesi hedef aldığını kaydeden Veldet, “Tüm yetkilerin tek elde toplandığı kuvvetler ayrılığının olmadığı,   başkanlık sistemi getirilmek istenmektedir. Kuvvetler ayrılığının olmadığı hakların güvence altına alınmadığı bir toplumda anayasa yoktur” şeklinde konuştu.

“Özgürlüğe ve demokrasiye sahip çıkmak zorundayız”

FETÖ darbe girişimi bahanesiyle darbe failleri ile mücadele etmek yerine,   siyasal iktidarın yaşamın her alanında kendisinden farklı siyasal ve sosyal tercihlerde bulunan veya onun dayattığı gibi yaşamayan herkesi hedef aldığını kaydeden Veldet, “Tüm yetkilerin tek elde toplandığı kuvvetler ayrılığının olmadığı,   başkanlık sistemi getirilmek istenmektedir. Kuvvetler ayrılığının olmadığı hakların güvence altına alınmadığı bir toplumda anayasa yoktur” şeklinde konuştu.

12 Şubat 2017 Pazar 17:19
“Özgürlüğe ve demokrasiye sahip çıkmak zorundayız”

Tüm Bel-Sen Çorum Şube Başkanı Nevzat Veldet, sendikal haklar ve demokrasi mücadelesinde 26’ncı yılı geride bıraktıklarını belirterek, “Başta biz emekçilere yönelik baskı politikalarının her geçen gün daha da arttığı zorlu ve çetin günlerden geçiyoruz” dedi.

Anayasa’nın 128. ve 129. Maddelerinin yanısıra kamu emekçilerinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile tanımlanmış iş güvencesinin bulunduğunu kaydeden Veldet, iktidarı süresince kamu emekçilerinin iş güvencesini kaldırmayı dilinden düşürmeyen AKP’nin kamuda güvencesiz çalışma biçimlerini her yıl artırarak devam ettirdiğini dile getirdi.

İktidarlara bağlı olarak gerçekleştirilen partizanca uygulamalar, kadrolaşma, sürgün ve işten atmalara karşı kamu emekçilerinin en büyük dayanağının yasal iş güvencesi olduğuna dikkat çeken Veldet, “Kamu emekçilerinin anayasal ve yasal iş güvencesinden yoksun esnek bir yapıda çalıştırılması çabalarından vazgeçilmelidir.

Kamu hizmetlerini tasfiyesinin hız kazandığı bu süreçte kamu hizmetlerinden doğan boşluk cemaat ve tarikatlara rant alanı olarak açılırken ülkemizin geleceği çocuklarımız ve gençlerimiz cemaat ve tarikatların insafına terk edilmemelidir” şeklinde konuştu.

“HATALARIN BEDELİNİ MİLLET ÖDÜYOR”

Veldet, 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminden sonra yayınlanan KHK’lerle fiilen kamu emekçilerinin iş güvencesinin ortadan kaldırıldığını, hukuksuz bir şekilde sorgusuz, sualsiz işlerine son verildiğini söyledi.

FETÖ darbe girişimi bahanesiyle darbe failleri ile mücadele etmek yerine,   siyasal iktidarın yaşamın her alanında kendisinden farklı siyasal ve sosyal tercihlerde bulunan veya onun dayattığı gibi yaşamayan herkesi hedef aldığını kaydeden Veldet, “Tüm yetkilerin tek elde toplandığı kuvvetler ayrılığının olmadığı,   başkanlık sistemi getirilmek istenmektedir. Kuvvetler ayrılığının olmadığı hakların güvence altına alınmadığı bir toplumda anayasa yoktur. Yani kuvvetler ayrılığının olmadığı bir devlet anayasal devlet değildir.

Aklımızı başımıza devşirelim, Ergenekon ve Balyoz davalarında onlarca masumun canı yandı. Çözüm süreci ve FETÖ konusunda yapılan hataların bedelini yine bu millet ödedi.

Toplumda kavga ve nefret var. Ülkenin insanları ikiye bölünmüş gibi kimse karşıt görüşe tahammül edemiyor. Ülkeyi birlik içinde tutması gereken siyasetçiler de kutuplaşmayı bizzat körüklüyor” dedi.

“CUMHURİYET’İN KURULUŞ FELSEFESİ TEK PUSULAMIZ”

“Hangi siyasi görüşte olursak olalım hepimizin aynı gemide bulunduğu bir tane Türkiye olduğu gerçeğini unutmadan omuz omuza vermek, özgürlüğümüze ve demokrasimize sahip çıkmak zorundayız” diyen Veldet, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesine dört elle sarılmanın önemine dikkat çekti.

Son yıllarda Atatürk’e ve onun tam bağımsız, laik, demokratik, sosyal hukuk devleti olarak kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı saldırıların doruk noktasına ulaştığını söyleyen Veldet, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

“Herkesin aklına ağır darbeler alan Cumhuriyet tamamen ortadan kalkıyor mu sorusu aklımıza geliyor. Bana göre Cumhuriyet öyle sağlam temeller üzerine kurulmuş ki onu yıktığını zannedenler bile Cumhuriyet’in bir süre sonra tıpkı Anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğacağını göreceklerdir. Kimse Cumhuriyet’i artık ayağa kalkamaz duruma getirdik diye sevinmesin.

“CUMHURİYET TARİHİNİN EN KRİTİK SÜRECİNDE GEÇİYORUZ”

Savaş sonrası ülkelerin düştüğü duruma benzer bir tabloya doğru koşmaktayız. Fabrikalar işçi azaltmakta, çiftçinin tarlasına, traktörüne haciz yağmuru başladı. Turizm çöktü. Büyük sanayi kentlerinde üretim daralmaktadır. Türkiye küçülüyor. Özellikle asgari ücret geliri olan ailelerde eve giren paranın tamamı gıdaya-boğaza gider oldu. Alışveriş durdu. Aylık enflasyon patladı. Memur, işçi, SSK emeklisi ve Bağ Kur maaşları eridi gitti.

Devletin resmi kurumu olan TÜİK işsizlik rakamını açıkladı. 2016 yılı son ayında işsizlik   % 11,8’e yükselmiş durumda işsiz sayısı 3 milyon 647 bin olmuştur. Bu rakamlar korkunçtur.” (Taner ŞİMŞEK)

banner303

banner155