“Öğretmenler MEB’i sınıfta bıraktı”

Eğitim Sen Çorum Şube Başkanı Mustafa Gül, 2108-2019 eğitim ve öğretim yılının yoğun tartışmaların gölgesinde sona erdiğini kaydederek, özellikle Bakan Ziya Selçuk tarafından yürütülen değişim algısı ve sorunlara çözüm üretileceği beklentisinin çöktüğünü dile getirdi.

“Öğretmenler MEB’i sınıfta bıraktı”

Eğitim Sen Çorum Şube Başkanı Mustafa Gül, 2108-2019 eğitim ve öğretim yılının yoğun tartışmaların gölgesinde sona erdiğini kaydederek, özellikle Bakan Ziya Selçuk tarafından yürütülen değişim algısı ve sorunlara çözüm üretileceği beklentisinin çöktüğünü dile getirdi.

16 Haziran 2019 Pazar 20:55
“Öğretmenler MEB’i sınıfta bıraktı”

Gül, Eğitim Sen Genel Merkezi tarafından 20 Kasım 2019 tarihinde başlatılan eğitim öğretim değerlendirme anketiyle ilgili yaptığı açıklamada, ankete 2326 öğretmenin katıldığını belirterek, 2326 öğretmenin %48’i, yani 1105 öğretmenin “2018-2019 eğitim öğretim yılını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna “Başarısız” yanıtını verirken, soruya “Başarılı” yanıtını verenlerin oranının ise 21 kişiyle % 0. 09’da kaldığını kaydetti. Eğitim sisteminin, eğitim emekçilerinin fedakârlıklarıyla yürütüldüğü bir dönemde geçilen öğretim yılını kısmen başarılı bulanların oranının ise 986 kişiyle %42 olduğunu söyleyen Gül, öğretmenlerin büyük bölümünün eğitim öğretim yılını başarısız bulduğunu dile getirdi.

Özellikle 4+4+4 sistemi getirildikten sonra AKP ve MEB’in hızla özel okulları teşvik etmesi, devlet okullarını ise imam hatipler ve meslek liselerinin ağırlık kazanacağı şekilde dönüştürmesi ve elbette eğitimin dinselleştirilmesi gibi uygulamaların özel okulların sayısında da özel okullara yönelik talepte de ciddi artışa sebep olduğunu belirten Gül, bu durumun en yakından tanığı olan öğretmenlerin “Uygulanan eğitim politikalarının velileri ve öğrencileri özel öğretim kurumlarına yönlendirdiğini düşünüyor musunuz?” sorusu karşısında % 10’unun “Hayır” yanıtı verdiğini, %77’sinin (1790 kişi) ise “Evet” yanıtını verirken, %12’sinin de “Kısmen” yanıtı vermeyi tercih ettiğini dile getirdi.

“AKP’nin uzun süredir temel politika metinlerinde yer alan ve bugüne kadar izlenen politikaların devamı niteliğinde olan birçok değişikliğin Bakan Ziya Selçuk tarafından cilalanarak kamuoyuna adeta pazarlandığı bir gerçeklikle karşı karşıyayız” diyen Gül, eğitim politikaları belirlenirken öğretmenlerin ve öğrencilerin düşüncelerinin yok sayıldığını, bu durumun en önemli sonucunun MEB’in politikalarının gerçekliğini yitirmesi olarak ortaya çıktığını belirtti.

Özellikle “Öğretmenlik Meslek Kanunu” hazırlıklarıyla başlayan tartışmaların, öğretmenlerin hak kayıplarıyla karşılaşacağına dair güçlü sinyaller verdiğini anlatan Gül, “Bir tarafta son iki seçimin temel vaatleri arasında yer alan “3600 ek gösterge” sözleri, diğer tarafta sözleşmeli, ücretli, kadrolu adı altında öğretmenlerin farklı biçimlerde istihdam edilmelerinin getirdiği eşitsiz ve haksız uygulamalar, AKP ve MEB’in havuç-sopa taktiğinden vazgeçmediğini gösterdi. Öğretmenlere yöneltilen “Sözleşmeli, ücretli öğretmenlerin kadrolu öğretmenlerle eşit haklara sahip olduğunu düşünüyor Görünen o ki AKP’nin seçim vaatleri arasında ilk sıralarda yer alan ve Bakan Ziya Selçuk tarafından parlatılan 3600 ek gösterge vaadi, öğretmenler nezdinde inandırıcılığını yitirmiş durumda” dedi.

Eğitim süreçlerinde yönetici görevlendirme süreçlerinin gerçek adının kadrolaşma olduğunu ifade eden Gül, eğitim kurumlarına yönetici belirlenmesi süreci liyakat sahibi kişilerin değil iktidar ve yandaş sendika tarafından ‘makbul’ kişilerin belirlendiği bir süreç haline gelmiştir. Müdür, müdür yardımcılığı sınav sonuçlarının açıklanmasına bir gün kala yandaş sendikanın isteği doğrultusunda yönetici atama takviminin değişmesi bu işleyişin adaletsizliğinin, hukuksuzluğunun açık göstergesidir.

Öğretmenler; iktidar ve MEB tarafından eğitimin tüm sorunlarının hedefinde gösterilmektedir. Eğitimde uygulanan yanlış politikalar görünmez kılınmaya çalışılmakta ve tüm tartışmalar bilinçli olarak öğretmeni hedef göstererek yürütülmektedir.

Eğitim ve bilim emekçilerinin hak ve özgürlükleri genişletilmeden nitelikli eğitimden söz edilemez.

Eğitimin en temel sorunlarına cevap vermeyen, çözüm bulmayan, çözüm bulmaya yönelik bir irade koymayan politika yapıcı ve uygulayıcıları eğitim sorun değil çözümdür diyerek, attığı her adımla sorunların başat unsurunu temsil etmektedir.

2018-2019 eğitim öğretim yılı anket sonuçları aynı zamanda Milli Eğitim Bakanlığı’nın karnesidir. MEB hayata geçirdiği uygulamalarla sınıfta kalmıştır.

Yaratılan bu karanlığı değiştirmek bizim elimizde. Gerçek çözüm; mesleğimize, haklarımıza, öğrencilerimizin eğitim hakkına sahip çıkmak için birlikte mücadeleyi yükseltmekten geçiyor. Milyonu aşan bir gücüz. Birlikte başarabiliriz” dedi. (Haber Merkezi)