MUSTAFA TÜTÜNCÜ’NÜN KUT’ÜL AMARE ANILARI -17-

Hindistan’ın yerli halkı, bizim gibi hayvanlara yular takmıyor. Hayvanın burun delikleri ortasındaki süngeri delmişler, o delikten bir ip geçirmişler ve ipin her iki ucunu hayvanın başının üzerine bağlamışlar, oradan da bir ip uzatmışlar. Arabayı kullanan, hayvana bu iple kumanda ediyor. Bir kısım kabileler de sığıra tapıyor.”

Güncel 28.05.2020, 23:50
300
MUSTAFA TÜTÜNCÜ’NÜN KUT’ÜL AMARE ANILARI -17-

Karşıdan bakılınca insanın hayran olmaması elinden gelmiyor. Boyunları bir metre, belki daha uzundu. Böyle yağlı ve semiz hayvanlar olduğu halde bize verilen etler öyle arık hayvan etleri idi ki, bunlar kaynat kaynat pişmezdi. Birkaç defa bu et meselesini şikâyet etmiş isek de bir netice alamadık. Sebzesi ise kabak, domates ve saire verirlerdi.

Hava ağır ve sıcak. Su göl suyu. Verileni yemek ve gelen suyu içmek zorundayız. Başka bir yerden bir tek şey temin etmek mümkün değil. Akşamlara kadar don-gömlek pavyonların altında vakit geçiriyoruz. Bu yüzden efradın büyük kısmı dizanteriye tutulmuş ve ishal olmuştur. Bir nevi şerit denilen bir şey de efradın karnında (bağırsaklarında) türemeye başladı. Bu meyanda ben de dizanteriye tutuldum. Hülasa hava ve erzak ve suyu ile imtizaç edilemedi. Koyun eti hiç verilmedi.

Akla gelmiş iken sığırlardan bahsedeceğim. Oranın yerli halkı bizim gibi hayvanlara yular takmıyorlar. Hayvanın burun delikleri ortasındaki süngeri delmişler o delikten bir ip geçirmişler ve ipin her iki ucunu hayvanın başının üzerine bağlamışlar ve oradan da bir ip uzatmışlar. Şimdi arabaya koştukları zaman bir ip ile ta arabanın olduğu yere kadar uzatır ve oradan sürücü adam ipler ile sağa sola kumanda ederek istediği yöne sevk ve idare eder.

Hem de o cüsseli hayvanlar ağır gitmezler. Tırısa veya dört nala koşarlar. Bir yere bağlayacakları zaman yine aynı iple bağlarlar.

Onların arabaları umumiyetle dört tekerleklidir. İki tekerlekli arabaları da var. Arabalar, gayet hafif olduğu için hayvana suretle güçlük vermez bir şekildedir. Hindulardan bir kısım kabileler bu sığır hayvanlarına taparlar. Atları ufak kesimdir. Fakat umumiyetle rahvandır. Hemen uçar gibi giderler. Olduğumuz kampta ve civarımızda yılan ve akrep çoktu. Böyle olduğu halde yılanlardan hiç bir zarar görmedik. Fakat akrepler ara sıra efrattan bir ikisini sokarlar, buna karşılık da İngilizler ilaçlar ile bu zehirlenme işini hükümsüz bırakırlardı. Akrepler iki kısımdı. Bir kısmı kırmızı renkte olup az zehirlilerdi Tedavi ile bunların zehrinden kurtulmak mümkün oluyordu. İkinci kısım olanlar ise siyah ve müthiş zehirli olanlardır. Bunlar kırmızılardan daha büyüktü. Bunlar on on beş santimetre kadar büyüklükte oluyorlar. Bunların zehiri daha müessir ve çok tehlikelidir.

Kampa girdiğimiz günlerde bütün efrat memleketlerine mektup yazmış ve heyhat ki, aradan altı ay geçtiği halde bir tek cevap alan kimse yoktu. Sekiz ay geçtiğinde de durum yine aynı idi. Kamp hayatı dışarı ile haberleşme yönünden bu suretle devam etmekteydi.

MEKTİLA’DA TÜRK MEZARLIĞI

Kamptan uzak bir mesafede esirler için bir hastane yapıldı. Hasta olanları hastaneye yatırıyorlar. Bizim Türk doktorları tarafından tedavi ediliyorlar. Ayrıca İngiliz doktorlar da geliyor.

Burada ölen esirler için bir de kabristan yapılmıştı. Terk-i hayat eden arkadaşlarımızı bu kabristana defnederdik. Bir sıra üzerinde muntazam olarak mezarlar yapılırdı. Baş taraflarına çimentodan yapılan bir taş üzerine Türkçe yazı ile hangi memleketli olduğu ve hangi alayda bulunduğu ve doğum tarihi yazılırdı. Kabristanın etrafı duvar ile çevrildi. Her gün buraya sekiz on kişi gider mezarların etrafını temizler, çevrenin otlarını alırlardı.

İngilizler Türk doktorlarına ve Türk sıhhiyelerine ehemmiyet verirlerdi. Bunlara ayrıca maaş da veriyorlardı. On rubye, on beş rubye kadar aylık veriyorlardı. Diğer esirlere para yok. Bir tuş rubye sekiz kuruş kıymetinde. Tabi bu değer altın karşılığında. Bu sebepten kampta bir miktar para bulunurdu. Bizde ise on para yok. Yevmiye beş adet sigara idare etmezdi. Bir paket, yirmi adet sigara otuz paraydı. Bunu almak için para yoktu. İşte böyle sıkıntılı günlerde yaşadık...

Kampta bu vaziyette vukuatsız olarak sekiz ay kadar geçti. Vakta ki yeni yeni esirler gelmeye ve mevcudumuz artmaya başladı. Bizim kampa yakın bir mesafede ve Tatmiyo denilen bir mevkide bir miktar daha esir varmış onları da bizim bulunduğumuz kampa getirdiler. Hindistan'ın Bellari denilen mahallinden de bin kadar daha esir geldi. Kamp mevcudu dört bin kişiden fazla oldu.

Kalabalık fazlalaştıkça mevcut olan düzen ve ahengimiz bozulmaya başladı. Giderek ahlâkımız değişiyordu. Herkes yek-diğerini yabancı gibi görüyor ve biri diğerine her fenalığı yapmaya hazır bir istidat gösteriyordu. Ne gariptir ki, içimizde yabancı bir unsur olmadığı halde kavgalar ediyor bir diğerimizi öldürmeye kadar gidebiliyorduk.

Evvelce zabitanın (esir subayların) pavyonları da bizim kampın içindeydi. Fakat biz zabitana karşı bî- edebâne (edebsizce) davranışlarda hakaret ve tecavüzde bulunduğumuzdan İngilizler zabitanın pavyonlarını bizim kamptan başka yere aldılar.

Esirlerin en çok kıskandığı ve zabitana muğber olduğu husus; İngiliz, zabitana dışarıya kamp haricine çıkma izni veriyor ve zabitan serbestçe dışarılarda dolaşıyordu.

Biz esir olarak kampa girdiğimizden tahminen on aydan fazla bir zaman geçmiş olmasına rağmen memleketimizle ve ebeveynimizle haberleşme sağlayamadık. Biz daima mektup yazıyor, İngilizlere teslim ediyoruz.

On sekiz ay sonra kampa ilk mektubum geldi.

Mütareke olduktan sonra kardeşim Ahmet Efendi İstanbul'da İngiliz telgrafhanesi vasıtasıyla bana telgraf vermiş (göndermiş). Beni bir gün İngiliz ofisinden çağırdılar. Ve gelen telgrafı okudular. Cevabını göndermek için müracaat ettim. Cevabımı kabul etmediler. Devletler kanununca esirlerin telgraf ve telefon ile haberleşmesi yasak imiş. Böyle olunca biz de cevap veremedik.

Kardeşimin gönderdiği telgrafın cevabı alınamayınca memlekette herkes müteessir olmuş ve çaresine bakmak için lazım gelen izahatı almak için araştırmaya girişmişler. Hukuki durumu öğrenmişler.

Bir gün yine İngiliz ofisine çağırıldım. Telgraf geldiğini söylediler ve cevaplı olduğunu ve buna mukabil de cevap kabul edeceklerini söylediler.

(SÜRECEK)

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
27°
parçalı az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 16 Temmuz 2020
İmsak 03:25
Güneş 05:16
Öğle 12:51
İkindi 16:48
Akşam 20:16
Yatsı 22:00
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 32 66
2. Trabzonspor 32 62
3. Sivasspor 32 57
4. Beşiktaş 32 56
5. Galatasaray 32 52
6. Alanyaspor 32 51
7. Fenerbahçe 32 50
8. Gaziantep FK 32 42
9. Antalyaspor 32 41
10. Göztepe 32 39
11. Kasımpaşa 32 39
12. Gençlerbirliği 32 36
13. Denizlispor 32 35
14. Konyaspor 32 33
15. Malatyaspor 32 32
16. Çaykur Rizespor 32 32
17. Kayserispor 32 32
18. Ankaragücü 32 29
Takımlar O P
1. Hatayspor 33 63
2. Erzurum BB 33 59
3. Adana Demirspor 33 58
4. Akhisar Bld.Spor 33 57
5. Bursaspor 33 56
6. Fatih Karagümrük 33 53
7. Altay 33 51
8. Keçiörengücü 33 47
9. Ümraniye 33 44
10. Giresunspor 33 44
11. Menemen Belediyespor 33 43
12. İstanbulspor 33 40
13. Balıkesirspor 33 38
14. Altınordu 33 36
15. Boluspor 33 30
16. Osmanlıspor 33 27
17. Adanaspor 33 21
18. Eskişehirspor 33 12
Takımlar O P
1. Liverpool 35 93
2. Man City 35 72
3. Chelsea 35 60
4. Leicester City 35 59
5. M. United 34 58
6. Wolverhampton 35 55
7. Sheffield United 35 54
8. Tottenham 35 52
9. Arsenal 35 50
10. Burnley 35 50
11. Everton 35 45
12. Southampton 34 44
13. Newcastle 35 43
14. Crystal Palace 35 42
15. Brighton 35 36
16. West Ham 35 34
17. Watford 35 34
18. Bournemouth 35 31
19. Aston Villa 35 30
20. Norwich City 35 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 35 80
2. Barcelona 36 79
3. Atletico Madrid 36 66
4. Sevilla 36 66
5. Villarreal 36 57
6. Getafe 36 54
7. Real Sociedad 36 54
8. Athletic Bilbao 36 51
9. Valencia 36 50
10. Granada 35 50
11. Osasuna 36 48
12. Levante 36 43
13. Real Betis 36 41
14. Real Valladolid 36 39
15. Eibar 36 39
16. Celta de Vigo 36 36
17. Deportivo Alaves 36 36
18. Leganés 36 32
19. Mallorca 36 32
20. Espanyol 36 24

Gelişmelerden Haberdar Olun

@