MUSTAFA TÜTÜNCÜ’NÜN KUT’ÜL AMARE ANILARI -15-

“Kalküta şehrinin Bombay'dan daha büyük olduğu ilk görüşte belli oluyordu. Çok muntazam binalar ve geniş caddeler dikkat çekiyor. Kalküta'da bizi hiç eğlemeden doğruca iskeleye götürüp büyük bir vapurun ambarına yerleştirdiler. Yine süngülü İngiliz askerleri başımızda. Dördüncü gün Rangon şehrine geldik. Bu şehir de Bombay ve Kalküta'dan geri kalmaz, muazzam bir şehir.”

Güncel 20.05.2020, 19:20
238
MUSTAFA TÜTÜNCÜ’NÜN KUT’ÜL AMARE ANILARI -15-

Tren hattı çift hat olarak döşenmiş. Yine erzakımız et konserve ve ekmek olarak dağıtılıyor. Tren, istasyonlarda çok az duruyor. İstasyonlarda halk ile temas etmek kesinlikle yasaklanıyor. Bu suretle üç gün üç gece mütemadiyen seyahatimiz sürdü. Bu üç gün içinde bizi hiçbir istasyonda indirmediler. Üçüncü gecenin sabahına karşı Kalküta'ya geldik. Hemen trenden indirdiler.

Kalküta şehrinin Bombay'dan daha büyük olduğu ilk görüşte belli oluyordu. Çok muntazam binalar ve geniş caddeler dikkat çekiyor. Kalküta'da bizi hiç eğlemeden doğruca iskeleye götürüp büyük bir vapurun ambarına yerleştirdiler. Yine süngülü İngiliz askerleri başımızda. Artık bu askerlerle ünsiyet peyda ettik. Ve teklifsiz bir vaziyette sohbet ediyoruz. Tabi ki bu sohbetler dille değil işaretlerle. Vapur hareket edip yoluna devam etti. Dördüncü gün Rangon şehrine geldik.

Bu şehir de Bombay ve Kalküta'dan geri kalmaz, muazzam bir şehir. Karaya çıktık. Bizi yine şimendifer istasyonuna götürdüler, iki saat bekleyeceğimizi söylediler.

Burada bize kazan, odun ve erzak verdiler. Yemeğimizi kendimiz pişireceğiz. Pirinç, et ve ekmek. Et geç pişer önce pilav yapalım sonra eti pişiririz eti yanımızda götürebiliriz denildi ise de hem eti hem pilavı pişirelim diyenler ağırlıkta oldu. Pilav pişti, et pişmedi.

İstasyondan gelip geçen şehir halkı bizi seyrediyor. Herhalde onlar için bizim halimiz cazip bir manzara arz ediyor olmalı. Biz orada kaldığımız müddet zarfında bu seyircilerin sayısı binleri buldu.

Bu arada tren geldi ve hareket etmemiz istendi. Burada çok çirkin bir durum sergilendi. Pişmemiş etler kazanlardan kapışıldı. Aslında pilavla doymuştuk. Böyle pişmemiş et kapışmaya hiç gerek yoktu. Kime ne dersin, ne söylersin. Artık herkes aynı rütbesizlikte. Hepimiz esiriz. Kimse kimseye fazla bir söz geçiremiyor. Emir komuta zinciri aramızda bulunmaz oldu. Herkes söz sahibi. Biraz fazla itiraz edene burası Türk karargâhı değil diye mukabele ediliyor, sen ne isen ben de oyum, gibi münasebetsiz laflar sözler ediliyor.

* * *

Artık nerede olduğumuzu bile bilmiyoruz. Rangon adını duymadığımız bir şehir. Nöbetçi İngilizlere sorduk.

Burasının Hindi-çini ve Birmanya eyaleti olduğunu bize söylediler. Malum Hindistan İngiliz'in sömürgesi. Haliyle eyaletleri de İngiliz'in sömürge sahası içinde.

Hindistan'ın doğusunda bulunan bu Birmanya eyaletinin halkı küçük gözlü, Tatar simalı ve yassı alınlı insanlar bizim etrafımızda seyirdeler. İngiliz nöbetçiler halkla temasa izin vermiyorlar.

Hezeran ağacından yapılmış iki tekerlekli faytona benzer arabaları var. Bu arabalar gayet hafif olup iki kişi sığacak kadar oturacak yolcu mahalli var. Bu arabayı bir adam çekiyor. İki adet hezeran ağacından yapılmış oku var. Araba gayet hafif olduğu için uzak mahallere bile gidilecek olsa arabayı çeken adam hiç ağırlık hissetmiyormuş gibi hızla yol alıyor. Esasen geçtiği yerler tamamen düz ve yol ise asfalttır. Bu arabalar hakikaten görülecek bir manzaradır.

Kapış kapış edilen etler efradın ellerinde yerli halk bizi seyrediyor, İngilizler yine fotoğraf alıyorlar (çekiyorlar). İş o dereceye vardı ki; kazanlar bile alt üst oldu. İngiliz nöbetçiler sopalarla bu manzaraya son verdiler. Rezaletin birinci perdesi herkesin vagonlara binmesiyle bitti.

Şimendifer yavaş yavaş hareket etti. Yine etler ortaya çıktı. Yemek için ağızlarına götürenlerin çehresi değişiyor. Çiğ, pişmemiş etler. Yiyemiyorlar ve trenden dışarı atıyorlar.

İşte, bin başa bir baş lâzım olduğu herkesçe malumdur. Başsız ayağın payidar olmadığı gibi bizim de şu anda başımız yoktur. Sadece etrafımızda İngiliz nöbetçiler var...

O gün ve o gece trenle yolculuğumuz devam etti. Ertesi gün öğleden sonra bizi bir mevkiye indirdiler. Artık burada duracağımızı ve başka yere gitmeyeceğimizi söylediler.

Bombay'dan Kalküta'ya kadar olan güzergâhımız hemen umumiyetle ormanlık ve bahçelik mümbit ve mahsuldar olduğu görülen yerlerdi. Çoklukla pirinç yetiştiriyorlar. Yol boyunca muz, Hindistan cevizi, aniye ve ananuz ve sair ağaçlar gördüm. Bunlardan Hindistan cevizi, hurma ağacı gibi uzun ve hurma ağacı gibi ot cinsinden bir ağaç. Dallarının diplerinde birer tane cevizi oluyor. Bu cevizi dalıyla birlikte kesiyorlar. Ertesi sene yine dal sürüyor. Sürgün dalın dibinde yine meyvesini veriyor. Bu uzun ve büyük ağaçların dışında elyafı oluyor. Bu elyaftan yatak yapıyorduk.

Meyvenin dış kabuğu gayet sert ve mukavimdir. Bu cevizleri kırıp düzeltir, su tası gibi kullanırdık.

Muz her yerde çoktur. Bunun ağacı da aynen ot ağacı cinsindendir. Pek uzun olmayıp kısadır. Yaprağı mısır yaprağı gibi olup daha enli ve daha büyüktür. Bunun meyvesi de hurma ağacının meyvesi gibidir. Top top dalların dibinde yetişir. Bir topta on parmak on beş parmak muz olur. Uzunca ve gayet tatlıdır. Hele şeker tozu konursa enfes olur.

Aniye: Bunun ağacı da diğer ağaçlar gibidir. Fakat aniye daha leziz ve kıymetlidir. Ananuz da aynen aniye gibi. Ağaç kavunu, demir hindi diye adlandırılan ağaçlar da pek çoktu. Bunlar hüda-i nabit ( kendi başına yetişen) bitkilerdir. Meyveleri tatsız yassı ve uzun sarı sarı olur Ağaçta meyvelerin manzarası pek hoş görülür. Velhasıl ormanlık ve ağaçlık bölgelerden geçtik. Kamışların göklere ser çekmiş kalın ince muhtelif şekillerdeki manzaraları da pek hoştu.

Hezeran ağaçları vesaire bütün bu arazinin üzerinde meydana gelir. Daha bizim göremediğimiz daha nice mahsul ve nebatat vardır. Her taraf yemyeşil ve verimli. Arazisi pek pek arızası diyecek kadar düz. Suyu bol büyük nehirler bu araziyi suluyor.

Hindistan sıcak ise de pek o kadar yakıcı sıcağı yoktur. Olduğumuz mevki yani Birmanya daha sıcak ve Hindistan'a nispetle arazi o kadar ormanlık ve ağaçlık değildi. Şose yolları gayet muntazam asfalta benzer bir şeydir.

(SÜRECEK)

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
26°
parçalı az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 08 Temmuz 2020
İmsak 03:15
Güneş 05:10
Öğle 12:50
İkindi 16:48
Akşam 20:20
Yatsı 22:07
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 30 63
2. Trabzonspor 30 61
3. Sivasspor 30 54
4. Galatasaray 30 52
5. Beşiktaş 30 50
6. Fenerbahçe 30 49
7. Alanyaspor 30 48
8. Göztepe 30 38
9. Gaziantep FK 30 38
10. Antalyaspor 30 37
11. Kasımpaşa 30 36
12. Gençlerbirliği 30 32
13. Denizlispor 30 32
14. Kayserispor 30 31
15. Konyaspor 30 30
16. Malatyaspor 30 29
17. Çaykur Rizespor 30 29
18. Ankaragücü 30 25
Takımlar O P
1. Hatayspor 32 60
2. Erzurum BB 32 56
3. Adana Demirspor 32 55
4. Bursaspor 32 55
5. Akhisar Bld.Spor 32 54
6. Fatih Karagümrük 32 53
7. Altay 32 51
8. Ümraniye 32 44
9. Keçiörengücü 32 44
10. Giresunspor 32 44
11. Menemen Belediyespor 32 42
12. İstanbulspor 32 37
13. Balıkesirspor 32 35
14. Altınordu 32 33
15. Boluspor 32 30
16. Osmanlıspor 32 27
17. Adanaspor 32 21
18. Eskişehirspor 32 12
Takımlar O P
1. Liverpool 33 89
2. Man City 33 66
3. Leicester City 33 58
4. Chelsea 33 57
5. M. United 33 55
6. Wolverhampton 33 52
7. Arsenal 33 49
8. Sheffield United 33 48
9. Burnley 33 46
10. Tottenham 32 45
11. Everton 32 44
12. Newcastle 33 43
13. Southampton 33 43
14. Crystal Palace 33 42
15. Brighton 33 36
16. West Ham 33 31
17. Watford 33 28
18. Aston Villa 33 27
19. Bournemouth 33 27
20. Norwich City 33 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 34 77
2. Barcelona 34 73
3. Atletico Madrid 34 62
4. Sevilla 33 57
5. Villarreal 34 54
6. Getafe 34 53
7. Real Sociedad 34 51
8. Athletic Bilbao 34 48
9. Valencia 34 47
10. Granada 34 47
11. Osasuna 34 45
12. Levante 34 43
13. Real Valladolid 34 39
14. Real Betis 34 38
15. Deportivo Alaves 34 35
16. Eibar 33 35
17. Celta de Vigo 34 35
18. Mallorca 34 29
19. Leganés 34 28
20. Espanyol 34 24

Gelişmelerden Haberdar Olun

@