“Müftülük yasası geri çekilsin”

KESK Çorum Şubeler Platformu adına bir açıklama yapan KESK’li kadınlar, müftülüklere verilen nikah kıyma yasasının hükümsüz olduğunu belirterek, geri çekilmesi gerektiğini belirttiler.

“Müftülük yasası geri çekilsin”

KESK Çorum Şubeler Platformu adına bir açıklama yapan KESK’li kadınlar, müftülüklere verilen nikah kıyma yasasının hükümsüz olduğunu belirterek, geri çekilmesi gerektiğini belirttiler.

21 Kasım 2017 Salı 23:15
“Müftülük yasası geri çekilsin”

AKP iktidarının halk iradesinin yüklediği sorumlulukla yasama faaliyetini toplumun gerçek ihtiyaçları temelinde gerçekleştirmesi gerekirken, bu yetkiyi kendi ideolojisini tahkim etmek amacıyla kullandığını ve Meclis’i işlevsiz hale getirerek yasa çıkardığını belirten KESK’li kadınlar, “Söz konusu kadınlar olunca her türlü anti demokratik süreci işletmekten geri durmayan siyasal iktidar, oluşturmak istediği yeni rejimi kadın emeği, bedeni ve kimliği üzerinden inşa etmeye çalışmaya, bu hedefle yasalar çıkarmaya devam ediyor. Bunun son örneği kamuoyunda ”Müftülük Yasası” olarak bilinen Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın yasalaşma sürecidir.

Kadınların, türlü mücadeleler ile elde ettiği kazanımlar, bugün AKP'nin sistematik saldırılarının odağındadır. Siyasal iktidar, ideolojisinin tezahürü politikalarıyla cinsiyetçiliği her geçen gün derinleştirmekte, birçok alanda olduğu gibi OHAL, kadın kazanımlarına olan hoyrat ve kastî saldırılarının artırmasında ve hızlanmasında fırsat olarak kullanılmaktadır” ifadelerini kullandılar.

KESK’e bağlı Eğitim-Sen, Tarım Orkam-Sen, SES ve BES’in kadın sekreterleri Nurcan Hasırcı Doğan, Günsel Yetik Erlik, Didem Azapçı ve Banu Türkmen Güntürkün tarafından yapılan açıklamada, şunlar dile getirildi:

“Bu yasa, kadınlara danışılmadan, kadınların görüşleri alınmadan, kadınların gerçek ihtiyaçları gözetilmeden ve kadınların her türlü itirazına rağmen hazırlanmıştır. Gündeme geldikten sonra kadınların, yasaya karşı geliştirmek istediği itirazlar pek çok yerde polis şiddeti ile engellenmek istenmiş, buna rağmen kadınlar seslerini bulundukları her yerden duyurmaya devam ederek düzenlemenin pek çok kez alt komisyona geri gönderilmesini sağlamışlardır.

Her güne bir kadın cinayeti düşüyorken, her üç evlilikten biri çocuk yaşta zorla yaptırılırken, çocuk yaşta evliliklerde üçte birlik oranla dünya sıralamasının en üstlerindeyken, taciz, tecavüzler cezasızlıktan alınan güçle sürekli artış gösterirken, hiç bir tedbir almayan siyasal iktidar, Müftülere resmi nikâh yetkisi veren düzenlemeyi, Cumhurbaşkanı'nın ''isteseniz de istemeseniz de bu yasa geçecek'' buyurmasıyla, evlilik yoluyla Türkiye vatandaşlığına geçme kriterlerine eklenen genel ahlak” ibaresinin çıkartılmasıyla alelacele yasalaştırmıştır.

Bu yasa; nikâh yetkisi verilen il ve ilçe müftülüklerinin medeni yasanın uygulayıcısı olmasını sağlıyor.

Kadın-erkek eşitsizliğini doğal sayan, dini referansları temel alan, tek bir dini ve mezhebi temsil eden, kadınların boşanmasını uygun bulmayan bir kurumun ve anlayışın temsilcisi, medeni kanunun uygulayıcısı olamaz. Tekçi, dayatmacı, ayrımcı bir uygulama olması, medeni kanunun ilgası ve şerri hukukun uygulamaya konmasının önünü açması laiklik açısından da kabul edilemez.

Bu yasa; sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların, doğum bildirimi nüfus müdürlüklerine sözlü beyanla yapılabilmesine olanak sağlıyor. Beyanın, mülki idare amirinin emriyle aile hekimince araştırılmasına ilişkin bir değişiklik öngörülüyor. Sözlü beyan, “tecavüzcülere rahat olun, biz sizi koruruz” demektir.

Bu yasa; içerdiği soyadı ile ilgili düzenlemeler ile evlenmeden önceki soyadını, eşlerinin soyadıyla da olsa kullanabilen kadınların, baskı görmelerini ve bu haktan vazgeçmelerini kolaylaştıran bir yasadır.

Bu yasa Medeni Kanun ile düzenlenmiş alanların, dini bakış açısı ile yeniden şekillendirilmeye çalışılmasına, kadınlar ile çocukların kanun tarafından korunan haklarının gasp edilmesine ve çocuk hakları sözleşmesine açık bir saldırı niteliğindedir. Bu yasayı tanımıyoruz. Bize sorulmadan hayatlarımız hakkında karar verilmesini kabul etmiyoruz.” (Haber Merkezi)