“Mikrofonda maç anlatmaya daha 6 yaşımdayken başladım”

Ekranların sevilen spor sunucusu Emre Tilev, bu mesleğin çocukluğundan beri hayallerini süslediğini ve daha 6 yaşındayken arkadaşlarına mikrofonda maç anlattığını belirterek, “Herkese söylüyorum, sevdiğiniz işi yapın!” dedi.

Güncel 23.03.2017, 01:13 23.03.2017, 01:18
1326
“Mikrofonda maç anlatmaya daha 6 yaşımdayken başladım”

Esra ESEN

Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın düzenlediği ‘Sporun Mutfağındakiler’ adlı konferansa konuk olarak gelen Emre Tilev’i Çorum Haber Gazetesi adına yakından takip ettik.

Bunun nedenlerinden biri ve en başta geleni, 20 yıllık spor sunuculuğu deneyimine sahip Tilev’i, okurlarımıza farklı yönleriyle tanıtma isteğiydi.

Kendisi İzmirli…CNN Türk Sphor Servisi’nde spiker. Gıda mühendisi ve akademisyen…Deyim yerindeyse Formula 1 ondan soruluyor.

Yaşı mı? Çok genç gösteriyor, o kadarını söyleyelim.

Kendisini dinledik, tanıdık ve gördük ki, samimiyetiyle, yaşanmışlıklarıyla, hayalleriyle, hayata bakışıyla, işine aşkla bağlı oluşuyla çevresindekileri mest eden,  “harikulade” bir adam…

Televizyonda nasıl görüyorsanız öyle…

Gol...gol…gol… diye bağırarak ülkeyi coşturan adamı bir de bizim gördüğümüz açıdan, güler yüzlü, duygusal, bir o kadar da centilmen halini görün istedik…

Konferans sonrasında o kadar yoğun anı fotoğrafı çektirme isteğiyle karşılaştı ki, masaya oturtup konuşma fırsatını zor yakaladık. Zira, fotoğraf çektirmek isteyen bir kişiyi bile reddetmeyecek kadar beyefendi bir insandı…

“ÇORUM’DA TRAFİK KAZASI YAPTIM”

Öncelikle hoş geldiniz, nasılsınız?

İyiyiz çok güzel.

Çoruma ilk gelişiniz mi?

Yok hayır ilk gelişim değil. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde idim, Gıda Mühendisliği bölümünde. Altı ay sonra bizi Samsun’a attılar. Samsun’un ilk gıda mühendislerindenim. Samsun’da okuduğum için Çorum’dan çok geçtim. Hatta trafik kazası yaptım burada.

“KELEBEĞİN KANATLARINI ÇIRPIŞINDAN BİLE KEYİF ALIYORUM”

Umarım ağır bir kaza değildir. Şimdi size sormak istediğim şey sizi spor adamı ve kişisel gelişimci olarak dinledik, peki Emre Tilev kendi için yaşamın güzelliklerini ararmış, öyle mi?

Evet öyle. Yaşamın güzelliklerini üç şeyde buluyorum ben. Önce Allah, ikincisi oğlum, o benim için çok değerli. Üçüncüsü ise yaşamın içine baktığımızda çiçeğe dokunmam, ya da bir köpeğin kafasını okşamam, yeni biri ile tanışıyor olmam bana büyük heyecan verir. Yani yaşamın içerisindeki her şey beni umutlandırır. Yani akla gelebilen her şey, bir kelebeğin kanatlarını çırpışından bile keyif alıyorum.

“DELİKANLI RUHUMU ORTAYA KOYUYORUM MAÇ ANLATIRKEN”

Benim Türkiye’de spor spikeri dediğimde aklıma iki isim geliyor. Bir Emre Tilev, iki Erhan Barış Karakuş. Karakuş’un muhteşem bir sesi var benim gözümde. Emre Tilev denilince aklıma ‘öptüm..öptüm..alnından öptüm..kocaman öptüm’ replikleri bilinçaltımda sesleniyor. O nasıl bir atmosferdi? Neler hissettiniz?

Şöyle söyleyeyim biz duyguları ile yaşayan insanlarız. Ben bir İngiliz spiker gibi maç anlatamam, öyle anlatmak istemiyorum. Akdeniz Coğrafyası’ndayız. Buraya Ay Coğrafyası diyorlar. Bakın bir Yunanlı’yı filozof olarak görebilirsiniz, ya da bir İrlandalı’nın hayata bakış şeklini filozofik anlayış şeklinde görebilirsiniz, ama bu coğrafyanın insanlarının bu toprağı kanla beslediği için savaşçı mantığı içerisinde görürsünüz. Ve bu Ay Coğrafyası’nı ayakta tutan en büyük etmenlerden biri biliyorsun, delikanlılığımız. Her anlamda. Bu bağlamda ben birazcık delikanlı ruhumu ortaya koyuyorum maç anlatırken. Sıra dışı olan..Kişinin aklından geçeni maça aktarıyorum. Stoke City maçında top direkten döndüğünde ‘kim koydu o direği oraya’ diyor birisi ve ben onu yayında diyorum. ‘’Vay! Adam bunu dedi’’ diyor ve bu ilgi çekiyor. Ya da ‘’Bobo çok babasın’’ diyorum, ya da ‘’her yerinden öptük’’ diyorum, aslında bunların hepsini burada oturan Ali, Ayşe, Fatma düşünüyor. Hiçbir farkımız yok birbirimizden ben sadece onların duygu ve düşüncelerinin şanslı tarafındayım, ekranda söylüyorum.

“BURBERRY’NİN ORİJİNALİNİ ALACAK KADAR ZENGİN DEĞİLİM”

Emre Tilev’i spor dışında da tanıtmak istediğim için, ayakkabı ve çanta takıntınız olduğunu biliyorum. Hatta demiştiniz ki ‘’Burberry’nin çakmasını alırım, ama orijinaline 5.000 dolar vermem’’

(Gülüyor) Vermem, neden vermem? Bu ülkede 1.440 lira asgari ücretle çalışan var. Yukarıda da Allahu Tala var. Ben ona 5.000 dolar verirsem Allah der ki, biz bu adamı iyice azdırmışız, otursun oturduğu yerde, ben ona yapacağım şeyi biliyorum. Ha çakma Burberry alırım, o da benim içimdeki dürtüleri örseler. Fiyatları çok bilmezdim, çünkü genelde takım elbise giyiyorum. Ne zaman kendime bir şeyler aldım ‘ya bunlar bu kadar pahalı mı?’ demeye başladım. O yüzden biraz daha çakmasından yana tercihimi kullanıyorum. Orijinalini alacak kadar zengin değilim.

“DENİZİN İÇİNDE ÖLMEK İSTİYORUM, ÇÜNKÜ…”

Peki, siz Egeli’siniz ve ‘ben denizde öleceğim dediniz. Bu duygusal boşlukta söylenen bir şey miydi? Denizde ölmek..Çok derin..

Hayır tamamen bilerek isteyerek söylenmiş bir şey. Şöyle anlatayım, kimin nerde ne zaman öleceğini bilemeyiz ama, benim babam opera sanatçısı idi. Mersin’de bir etkinliğe katılmak  için uçağa binecektim, babam aradı. Baba uçağa biniyorum inince arayacağım dedim, tamam oğlum gözlerinden öpüyorum dedi. Uçaktan indim 17 cevapsız arama, babam. Aradım kuzenim çıktı, babanı kaybettik dedi.

Dedim ki nasıl kaybederiz ya ben telefonla konuşacağım onla dedim. Yok artık öyle bir şansın dedi…

Bu yüzden hayatta hiç keşkelerim olmadı. Hiç pişman olmadım. Her şeyi bilerek, isteyerek, arzulayarak yaptım. O lafı da bile isteye dedim. Denizin içinde ölmek istiyorum, çünkü ben hayatımın her aşamasını çok seviyorum. Her aşaması benim için çok keyifli. Allah nasip ederse 65 yaşında falan küçük bir tekne alıp açılıp bütün dünyayı gezmek istiyorum. Dünyanın hangi noktasında olursam olayım, mesela Bahama  Adaları’na gittim, ya da Zambi Adası’ndayım, orda birine yardımcı olmak istiyorum. Çünkü en azından ben öldükten sonra biri şunu demeli, ‘ya bir adam vardı tekneyle geldi, biraz manyaktı ama güzel şeyler bıraktı hafızamda. Ona bir dua okuyayım’’ …Yani insan biriktirmek istiyorum. Eğer insan biriktirebiliyorsanız dünyanın en zengin adamısınız. Boş verin öbürlerini..

“YAVAŞÇA MİKROFONU TUTUŞTURDUM VE SEN DEVAM ET DEDİM”

Çok şanslı bir aileniz var, çok şanslılar çevrenizdeki insanlar. Şuna değinmek istiyorum, bir canlı yayın sırasında mikrofonu konuşmacının eline verdiniz ve kaçtınız.

(Gülüyor) Kaçmadım. Hikaye şu. Arkada bir açıklama yapacaklardı, o açıklamayı da İl Müdürüme çok benzeyen Mehmet Ali Aydınlar yapacaktı. O zaman TFF başkanıydı. Aydınlar açıklama yapacak ama tek mikrofon ve tek ben geldim, doğal olarak arkada bir hareketlilik görünce bugün Haber Türk’ün yazarı olan Atilla Türker’in eline yavaşça mikrofonu tutuşturdum ve sen devam et dedim. Orada kameraman arkadaş zoomu iyi yapsaydı benim kaçışım belli olmayacaktı, ama Atilla’nın ne kadar muhteşem olduğunu gördük orada,  ben hiçbir şeyim. Atilla’nın eline mikrofonu tutuşturmama rağmen halen anlatmaya devam etmesi müthişti.

“EĞER BİR ŞEYİ SEVİYORSAM, BU SEVGİ KARŞILIKLI OLMALI”

Göztepe taraftarısınız, peki Göztepe’nin ne gibi eksikleri var? Sahayı kaosa çevirdikleri görüntüler vardı. O hafta yaptığınız feryat yüreğimize yüreğimize dokunmuştu…

İyi bir Göztepe ve Liverpool taraftarıyım.. (Gülüyor)  Valla Okan Buruk’u gönderdiler. Eğer bir şeyi gerçekten seviyor iseniz zarar vermeyin. Bakın Türkiye’de kadın cinayetlerinin % 80’inde cinayeti işleyen adam(!),  karımı çok seviyordum diyor. Ya insan sevdiği bir şeye zarar verebilir mi? Ya mümkün mü böyle bir şey? Yani bakın eğer bir çiçeği seviyorsanız bu çiçeği burada değil saksıda ya da bahçede durması size keyif verir. Eğer bir kuşu çok seviyorsanız, o kuşu evinizde sizin kurduğunuz bir kafesin içinde değil doğada özgür olması hoşunuza gider. Eğer ben bir şeyi seviyorsam bu sevgi karşılıklı olmalı. Ben hep mesnevi düşünceye inandım, hayatım boyunca da bunu savundum. Yaradanın neyi yaratmış olursa olsun hep sevgiyi hak eden bir şey ortaya koyduğunu gördüm. O yüzden yaradandan dolayı yaradılan her şeyi çok seviyorum. Ama o beni sevmiyorsa beni sevmesi adına şiddet uygulamıyorum. Bu yaşanabilecek en büyük talihsizliklerden biri. Ne yazık ki biz burada bir kopma yaşıyoruz. Maalesef şiddet bizi bilinmez bir kaotik ortama sürüklüyor. İşte gidiyorsunuz eşinize, sevdiğinize çocuğunuza zarar veriyorsunuz. Olmayacak işler yapıyorsunuz. O yüzden sevgi çok kıymetli bir şey ama yerinde ve dozunda.

“6 YAŞIMDAN BERİ MİKROFONUN ÖNÜNDE MAÇ ANLATIYORUM”

Kendim de hissettiğim için soruyorum…Her sabah CNN Türk’ün kapısından her girişinizde kalp ritminiz değişiyor mu?

Evet değişiyor. Arkadaşlara da söyledim, sevdiğiniz işi yapın. Bakın, çok güzel bir hikaye çok severim bunu. Bir oduncu arıyormuş bir Hattat.  İyi bir Hattat olduğunu söylüyormuş. Karısı da baskı yaptırıyormuş odunları kestirmesi için. Hattat da bir türlü bulamamış oduncu. Artık akşam saati, odunlar kesilemeyecek.

70 yaşında bir adam görmüş, demiş ki’ Ya bu bizim odunları kesebilir mi?’ ’ Bir deneyeyim’ demiş adam, çağırmış yanına. Demiş ki ‘Dayı keser misin?’,  o da demiş ’Keserim ama 4 akçeye’.  Adam demiş ‘Herkes iki akçeye kesiyor’ , ama demiş’ Herkes üç saate kesiyor ben bir saatte 4 akçeye keserim’ demiş. ‘Meraktan yaptıracaksın’ demiş Hattat.  Oduncu,  büyük bir özenle baltasını çıkarmış, bileylemiş ve her oduna darbeyi vurduğunda ikiye ayrılmış .(Çok güzel bir beden dili ile anlatıyor) Özenle dizmiş, ve 50.dakikada bütün odunları kesmiş. Hattat demiş ki ‘Bunun sırrı ne?’ Oduncu,’ya o kadar  ucuz değil, ver bakalım bir 5 akçe daha’. Hattat,  eve gitmiş hemen 10 akçe getirmiş ‘al’ demiş. Oduncu ’ Sen ne cömert adamsın demiş’  Hattatı, ‘ Sen hiç mim çizdin mi?’ demiş, ‘ Vav çizdin mi rüyanda?’ oduncu,  ‘manyak mıyım ben neden çizeyim’ demiş. Ve demiş adam ‘ne zaman rüyanda mim çizersin, o zaman Hattat olursun’’

Ben rüyamda 6 yaşımdan beri bu mikrofonun önünde maç anlatıyorum. (Hikaye arasında bana da soru yöneltiyor, ‘hiç rüyanda kendini CNN’den içeri girerken görüyor musun?’ Evet, evet hayalim dedim ve devam ediyoruz)

“BENİMLE DALGA GEÇERLER, TABAĞI BULAŞIK MAKİNESİNDEN ÖNCE TEMİZLİYORSUN DİYE”

Emre Bey mutlu musunuz?

Evet, çok. Ben her şeyden mutluyum ama mutsuz olduğum tek bir şey dünyanın içerisinde yaşanan hadiseler, onlar bazen insanları kırıyor, üzüyor. Ben bunlar için ne yapabilirimi düşünüyorum.  Anneannem öğretmişti, ben hiç tabağımda yemek bırakmam. Yiyeceğim kadar isterim, hocam da şahittir. Ve onu sonuna kadar bitiririm. Benimle dalga geçerler, tabağı bulaşık makinesinden önce temizliyorsun diye. Çünkü o kırıntıya ihtiyaç duyan insanlar var hayatta…

VE YAZILIKAYA...

Size bir hediye vermek istiyorum. Çorum Haber Gazetesi 32 yıllık bir gazete ve aylık kültür sanat eki olan Yazılıkaya’yı yeniden hayata geçirdi. Şu ana kadar üç sayısı çıktı ve okumayı çok sevdiğinizi bildiğim için, size dergiyi takdim etmek istiyorum.

Süper. Ben üç sayısını da almış oldum. Çok teşekkür ediyorum, minnettarım. Umarım tekrar geliriz, herkes pırıl pırıl burada. Çok güzel vakit geçirdik, her şey gönlünüzce olsun…

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
parçalı bulutlu
banner303
Namaz Vakti 26 Ocak 2021
İmsak 06:21
Güneş 07:48
Öğle 12:58
İkindi 15:33
Akşam 17:57
Yatsı 19:19

Gelişmelerden Haberdar Olun

@