Merter Kocatüfek: “Gaz yedik, cop yedik ama asla haram yemedik”

SES Çorum Şube Başkanı Merter Kocatüfek, kamu emekçileri olarak gaz yediklerini, cop yediklerini, kurşun yediklerini ama asla haram yemediklerini belirterek, “Yemeyiz de. Bizler çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakmak için mücadele ediyoruz.

Merter Kocatüfek: “Gaz yedik, cop yedik ama asla haram yemedik”

SES Çorum Şube Başkanı Merter Kocatüfek, kamu emekçileri olarak gaz yediklerini, cop yediklerini, kurşun yediklerini ama asla haram yemediklerini belirterek, “Yemeyiz de. Bizler çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakmak için mücadele ediyoruz.

16 Şubat 2014 Pazar 20:42
Merter Kocatüfek: “Gaz yedik, cop yedik ama asla haram yemedik”
SES Çorum Şube Başkanı Merter Kocatüfek, kamu emekçileri olarak gaz yediklerini, cop yediklerini, kurşun yediklerini ama asla haram yemediklerini belirterek, “Yemeyiz de. Bizler çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakmak için mücadele ediyoruz. Sizin ayakkabı kutularınızdan, rüşvet, yolsuzluk milyon dolarlar çıkarken bizim ayakkabı kutumuzdan çıksa çıksa soruşturmalar, gözaltılar, ödeyemediğimiz elektrik, su, doğalgaz, hastane faturaları çıkar” dedi.

AKP hükümeti için artık hesap verme zamanının geldiğini vurgulayan Merter Kocatüfek, “Bizlerin sırtından kazandığı bütün kara paraların, yolsuzlukların, katliamların hesabını halka verme zamanıdır. Emekçiler olarak yolsuzluk ve kirlilik düzeninde yaşananları seyretmeyecek, aksine iktidar ve paralel iktidarcıklardan hesap soracağız. Birkaç aydır tartışılanlar buzdağının görünen kısmıdır. İktidar kavgasını verenlerin bilek güreşini seyretmeyeceğiz, geleceğimiz üzerinden hesaplar yapılmasına izin vermeyeceğiz. Babalar ve Oğullan Cumhuriyeti değil, demokratik bir Cumhuriyet kuruluncaya dek mücadelemizi sürdüreceğiz. Gün, hesap sorma günüdür” ifadesini kullandı.

‘ÜLKEDE AKP DİKTÖTÖRLÜĞÜ VAR’
SES Çorum Şubesi’nin 5. Olağan Kongresinde konuşan Merter Kocatüfek, Türkiye’nin muhalif-demokrat kesimleri cendereye alarak tüm toplumu derin bir sessizliğe mahkûm etmenin amaçlandığı hassas bir dönemden geçtiğini söyledi.

Daha birkaç ay öncesine kadar muhalefete gözdağı veren operasyonlara, hukuk dışı yargılamalara birlikte imza atan, devletin kurumlarını aralarında pay edenlerin bugün bir saray kavgasına tutuştuklarını vurgulayan Kocatüfek, “Puşinin, şemsiyenin, şapkanın, deniz gözlüğünün tutuklamalara delil olarak gösterildiği, yola yazdığı yazı nedeniyle 13 yaşındaki çocukların hapis istemiyle mahkemeye çıkarıldığı, kamu emekçilerinin gözünden düşürmeye çalışmak için düzmece delillerle KESK’e onlarca operasyonun yapıldığı AKP iktidarında 17 Aralık’tan günümüze 2 ay geçmiş olmasına rağmen zanlılar hakkında hala hukuki olarak bir ilerleme olmaması Türkiye'de hukukun üstünlüğünün değil ‘düşman hukuku’nun hâkim olduğunu tüm berraklığı ile gözler önüne seriyor.

İktidarda on birinci yılını tamamlayan AKP, gizli ortağının da yardımıyla, örneklerine ancak tek parti diktatörlüklerinde rastlanan, eskisinden bile daha baskıcı, daha otoriter, daha totaliter bir rejim kurdu” şeklinde konuştu.

AKP’nin bu yeni rejiminde emek, barış, demokrasi, adalet ve özgürlüğün hiç bulunmadığını özellikle vurgulayan SES Çorum Şube Başkanı Merter Kocatüfek konuşmasında şunları kaydetti:

“AKP, bir yandan bütün toplumu kendi gerici muhafazakâr zihniyeti doğrultusunda yukarıdan aşağıya yeniden şekillendiriyor, bir yandan da pervasızca uyguladığı neoliberal politikalarla emekçilerin haklarına saldırıyor.

Emekçiler için en kötü koşullarda aşırı çalıştırma, her türlü angarya, güvencesizlik demek olan taşeronlaştırma, gerek kamuda gerekse özel sektörde alabildiğine yaygınlaştı.

‘TAŞERON CUMHURİYETİ’
Türkiye Cumhuriyeti, ‘taşeron Cumhuriyeti'ne dönüştü. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunundaki kapsamlı değişikliklerle tüm kamu emekçileri taşeron, esnek, performansa dayalı, güvencesiz ve kuralsız bir çalışmanın ucuz işgücü haline dönüştürülmek isteniyor.

Hükümet, Türkiye işçi sınıfının en önemli kazanımlarından olan kıdem tazminatını yok etmek için pusuya yatmış, fırsat bekliyor.

Hâlâ grev hakkı tanınmayan kamu emekçileri, yandaş sendikayla toplu sözleşme adı altında yapılan ‘toplu satışla’ yoksulluk sınırlarının altında ücretlere mahkûm ediliyor.

Milyonlarca kamu emekçisinin talepleri AKP-Memur Sen ortaklığında görmezden geliniyor, hakları gasp ediliyor.

‘KAMU EMEKÇİLERİ DERİN YOKSULLUK İÇİNDE
Kamu emekçilerinin maaşlarına net 123 TL artış yapıldı, ne var ki o da zaten şimdiye kadar buharlaştı. Her geçen gün daha derin bir yoksulluğun içine itilen kamu emekçilerinin toplam gelirden aldığı pay bu yıl daha da küçüldü.

AKP'nin dinci gerici muhafazakâr dünya görüşü Alevi yurttaşlarımız için büyük bir tehdit oluşturuyor.

İktidar sözcüleri Cemevlerini ‘terör yuvası’, Gezi Direnişi'ni ‘Alevi ayaklanması’ ilan ediyor; her geçen gün bir başka yerleşim biriminde şahit olduğumuz ‘Alevi evlerinin işaretlenmesi’ vakalarının failleri nedense bir türlü yakalanmıyor.

AKP'nin Yeni Rejiminde, Yeni Türkiye'sinde yaşam tarzlarına müdahale sistematik bir hale dönüştü. Kendisi gibi yaşamayan herkesi ‘günahkâr’, ‘kâfir’ ilan eden gerici zihniyet ‘kızlı, erkekli’ bir arada olmayı yasaklıyor, karma eğitimi bile kaldırmayı planlıyor.

Kadın-erkek eşitliğini kategorik olarak reddeden AKP'nin muhafazakâr zihniyeti sürekli olarak kadınları hedef alıyor.

AKP iktidarı döneminde kadın cinayetleri çığ gibi artarken ‘her kürtaj bir Uludere'dir’ demagojisiyle kürtaj hakkı yasaklanıyor, kadınların kaç çocuk doğuracağına bile Başbakan karar veriyor.

AKP'nin baskı politikalarından sendikalar, meslek örgütleri de payını alıyor; yöneticilerimiz, üyelerimiz tutuklanıyor, TMMOB'nin yetkileri yok ediliyor, TTB'nin Gezi Direnişi süresince yürüttüğü hekimlik faaliyetleri bile soruşturma konusu yapılıyor, yasaklanmaya çalışılıyor.

Gözü kârdan, ranttan, paradan başka bir şey görmeyen, piyasaya tapınan dinci liberal zihniyet, ormanlarımızı, dağlarımızı, nehirlerimizi, kentlerimizi yağmalıyor, yaşam alanlarımızı yok ediyor.

‘BURAM BURAM RÜŞVET VE YOLSUZLUK’
Söz konusu emekçi olunca ‘kaynak yetersizliğinden’ dem vuranların kirli çamaşırları bir bir ortaya dökülüyor.

Cümbür Cemaat iktidar kavgasına tutuşanlar dünün sırlarını ifşa etseler de etmeseler de bizler ülkenin dört bir yanından buram buram yolsuzluk, rüşvet ve her tür kirliliğin kokusunu zaten alıyoruz.

Gezi sürecinde altı gencimizi katledenleri ‘destan yazan kahramanlar’ ilan eden Hükümet, söz konusu kendi oğullarının yolsuzlukları olunca çeteleşmekten paralel yapıdan bahsediyor! Gezi de, Uludere de tek kişiyi bile görevden almayanlar çıkarlarına çomak sokulunca aynı gece kendi atadıkları yüzlerce emniyet amirini görevden alabiliyorlar.

‘BÜLENT ARINÇ’A ‘ACI’ ELEŞTİRİSİ’
‘Bir baba düşünün oğlunun sabahın beşinde gözaltına alındığını gazetelerden öğreniyor, ne acı’ diyor Bülent Arınç.

O halde ona acı ne demek biraz bahsedelim. Oğlunun polisler tarafından dövülerek öldürüldüğünü gazeteden bile öğrenemeyen Ali İsmail'in annesinden, sabah ekmek almaya giderken polis tarafından nişan alınarak başından vurulan 14 yaşındaki Berkin’den, Mehmet Ayvalıtaş’tan Abdullah Cömert’ten Ethem Sarısülük’ten bahsedelim. Çocuklarının faillerinin bile bulunamadığı Cumartesi annelerinden, soğuktan donarak ölen 40 günlük Ayaz bebekten, parasızlıktan okuyamayan tedavi olamayan evine et girmeyen milyonlardan bahsedelim.

Sizler ayakkabı kutunuzda milyon dolarlar taşırken Van'da konteynır kentlerde elektrikleri devlet tarafından kesilen ayağı yalın çocuklardan, Ramazanda eve ekmek getiremediği için intihar eden Hacı Oruç’tan, odunu kömürü olmadığından çocuklarını saç kurutma makinesi ile ısıtmaya dayanamayarak intihar eden Adanalı Emine Akçay’dan bahsedelim.

Bizler gaz yedik, cop yedik, kurşun yedik ama haram yemedik, yemeyiz de…
Bizler çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakmak için mücadele ediyoruz.
Sizin ayakkabı kutularınızdan, rüşvet, yolsuzluk milyon dolarlar çıkarken bizim ayakkabı kutumuzdan çıksa çıksa soruşturmalar, gözaltılar, ödeyemediğimiz elektrik, su, doğalgaz, hastane faturaları çıkar.

‘İKTİDAR VE PARALEL İKTİDARCIKLARDAN HESAP SORACAĞIZ’
Haziran direnişinde çocuklarınıza sahip çıkın diyenlerin kendi çocuklarına nasıl sahip çıktıklarını görüyoruz. TOKİ'leri, belediyeleri denetimden kaçıranları, Sayıştay Raporu'nu gizli kasalarında saklayan yolsuzluk iktidarını, fakir fukaranın gecekondusuna el koyup servetlerine servet katanları görüyoruz.

Artık iktidarın halka hesap verme zamanıdır. Bizlerin sırtından kazandığı bütün kara paraların, yolsuzlukların, katliamların hesabını halka verme zamanıdır.

Emekçiler olarak yolsuzluk ve kirlilik düzeninde yaşananları seyretmeyecek, aksine iktidar ve paralel iktidarcıklardan hesap soracağız.

Birkaç aydır tartışılanlar buzdağının görünen kısmıdır. İktidar kavgasını verenlerin bilek güreşini seyretmeyeceğiz, geleceğimiz üzerinden hesaplar yapılmasına izin vermeyeceğiz. Babalar ve Oğullan Cumhuriyeti değil, demokratik bir Cumhuriyet kuruluncaya dek mücadelemizi sürdüreceğiz.

Gün, hesap sorma günüdür!

Gün, eşit, özgür ve demokratik bir geleceğe dair umudu daha da büyütme günüdür! Sloganda diyor ya ‘bu daha başlangıç’ mücadeleye devam.”
(Taner ŞİMŞEK)
Son Güncelleme: 16.02.2014 20:44