“Küçük yaştaki kızlar zorla evlendirilmesin”

Çorum Ortaköy Müftülüğü sırasında ilginç fetvaları ve sanatçı kişiliği ile dikkatleri üzerinde toplayan Kırklareli İl Müftü Yardımcısı Adnan Zeki Bıyık, son günlerin önemli tartışma konularından “çocuk gelinler” üzerine yaptığı değerlendirmede, “imam nikahı” diye bilinen nikahın toplumda istismar edildiğini, hukuki yönden kadının hukukunun koruması söz konusu olmadığından bu nikahın doğru olmadığını söyledi.

“Küçük yaştaki kızlar zorla evlendirilmesin”

Çorum Ortaköy Müftülüğü sırasında ilginç fetvaları ve sanatçı kişiliği ile dikkatleri üzerinde toplayan Kırklareli İl Müftü Yardımcısı Adnan Zeki Bıyık, son günlerin önemli tartışma konularından “çocuk gelinler” üzerine yaptığı değerlendirmede, “imam nikahı” diye bilinen nikahın toplumda istismar edildiğini, hukuki yönden kadının hukukunun koruması söz konusu olmadığından bu nikahın doğru olmadığını söyledi.

20 Ocak 2014 Pazartesi 22:57
“Küçük yaştaki kızlar zorla evlendirilmesin”
Bıyık, istemediği halde minicik kızlarını zorla evlendiren velilerin Allah'ın katında günahkâr olduğunu da ifade ederek, “Nasıl bir babadır ki körpecik kızını daha çocukluğunu bile yaşayamadan evlendirmeye kalkıyor. Bu resmen cahilliktir, gaflettir, dalalettir.” dedi.
Adnan Zeki Bıyık, konuya ilişkin değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Hanefi Mezhebinin büyük imamı ve lideri İmam-ı Azam, kız çocuğunun asgari evlenme yaşını 17-18 olarak vermiş,
çocukken velisinin, kızı kocaya vermesini caiz görmemiştir.
Durum böyle iken pedagojiye aykırı böyle bir akit yapılması caiz değildir. Sıcak iklimlerdeki insanların gelişimi,serpilmesi daha süratli olabildiğinden bazı alimler daha küçük yaşta kızların evlendirilebileceğini söyleseler de ,bizim ülkemizde bu doğru değildir. Coğrafi koşullar, sosyal şartlar, psikolojik sebepler 13 yaşındaki bir kız çocuğunun cebren evlendirilmesine izin vermez. Kızımı gözümün önüne getiriyorum, daha minicik bir yavru, bu ne merhametsizliktir ki, bu yavrumu daha çocuk olduğu halde büyük bir sorumluluğun altına ve vicdansız ve insafsız ellere emanet edeyim. Geçtiğimiz günlerde 13 yaşında ikinci anneliğini yaşayıp, bunalıma girip intihar eden o minicik yavrunun günahına, başta onu evlendiren anne ve baba, takiben o şehrin yöneticileri, buna engel olucu fetvalar vermeyen, bunun yanlış olduğunu söylemeyen din alimleri, kanuni tedbirler almamışsa devlet zincirleme olarak ortaktırlar. Gencecik bir bedeni mezara koyanlar, daha doğrusu onu bu hazin sona sevkedenler, bağlı olarak arkasında bir öksüz çocuk bıraktıranlar için söylüyorum:
Sizin hangi ibadetiniz bu günahı affettirebilir?
NİKAH TEKTİR”
Müftü Adnan Zeki Bıyık, daha önce de bu konularla ilgili yayınladığı fetvada şunları söylemişti:
"Bize şu soruyu soruyorlar; Hocam, resmi nikah yapıyoruz, imam nikahı yapmazsak olur mu, nikahları neden belediye kıyıyor da müftüler kıyamıyor?
Nikah, iki tarafın (icap ve kabul) şartları taşıyan evlenecek kişilerin birlikte yaşamak istediklerine dair yaptıkları bir akittir ki şahitlerin huzurunda yapılır. ‘Lâ Nikâhe İlla Bişuhûdin’ Şahitsiz nikah olmaz. Tarafeynin rızaları nikahta şarttır. Hiçbir kimse filancayla evleneceksin diye zorlanamaz. İslam Dini, evliliklerde daha çok mağdur edilen kadının hukukunu korumaktadır. Kim böyle bir zorlamayı yaparsa günahkâr olur. Aynı şekilde yasalar da evlilik kurumunu, kadının hukukunu korumak amacıyla resmi olarak nikah müessesesini koymuş. Her iki tarafın da birbirlerine karşı sorumlu olduğunu yasa ile belirlemiş. Nikah akdini bozucu faaliyetlerde bulunanlara yükümlülükler getirmiştir. Halk arasında imam nikahı olarak bilinen nikahta maalesef kadını koruyucu hiçbir tedbir yoktur. Çünkü devlet resmi nikah dediğimiz nikahı esas alır ve mağdur olması daha çok söz konusu olan kadına nafaka, miras, tazminat gibi birçok hakları verir.
Esasında nikah tektir. Resmi nikah kıydıran bir çiftin tekrar imam nikahı kıydırmasına gerek yoktur. Dini bir merasim ve dua edilmesi kabilinden kıyılmasında bir sakınca yoktur. Kıyılan ilk nikâhla zaten tarafeyn karı-koca meşruiyeti kesbetmişlerdir. Nikâhı kimin kıyacağına gelince, bu işi batıda papazlar yapıyor, gemide kaptanlar, uçakta pilotlar yapmaktalar. Bizde belediye başkanları, nüfus müdürleri veya nikâh memuru yapmaktadır. Türkiye’de de nikâhı müftülerin yapması pek isabetli olur. Bu resmi nikâh işlemini müftülerin yapması hem imam nikâhı denen hadiseyi ortadan kaldırır, hem nikâha halkın istediği dini bir merasim havası verir ve hem de müftü Allah katında muhterem bir insan ise Onun duasıyla gelin ile damat mutlu bir hayat sürebilir.
En mühimi de gül gibi eşi varken parayı ve imkanı bulunca 18 kadını ayrı ayrı evlerde güya imam nikahı kıydım ayağından vicdanını güya rahatlatan 5 yıldızlı zenpârelere (zamparalara) de belki dur denilmiş olur.”
Son Güncelleme: 20.01.2014 23:00