“Kıbrıs, bizim kırmızı çizgimizdir”

Prof. Dr. Necmettin Erbakan Vakfı Çorum İl Başkanlığı Hanımlar Komisyonu adına bir basın açıklaması yapan Derya Çeten, 20 Temmuz Kıbrıs Barış ve Özgürlük Bayramı’nı tebrik etti.

“Kıbrıs, bizim kırmızı çizgimizdir”

Prof. Dr. Necmettin Erbakan Vakfı Çorum İl Başkanlığı Hanımlar Komisyonu adına bir basın açıklaması yapan Derya Çeten, 20 Temmuz Kıbrıs Barış ve Özgürlük Bayramı’nı tebrik etti.

18 Temmuz 2018 Çarşamba 00:20
“Kıbrıs, bizim kırmızı çizgimizdir”

Kıbrıs’ı, “Bizim vazgeçilmez kırmızı çizgimizdir.” şeklinde tanımlayan Derya Çeten, “Türk devletinin geçmişte olduğu gibi bugün de bu çizgimizin geçilmesine net bir duruş ile müsaade etmeyeceğini göstermesi gerekmektedir. Bizler Erbakan Vakfı olarak her daim bu meselenin arkasında olacak ve takip edeceğiz.” dedi.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın, Kıbrıs Zaferi’nin mimarı olduğunu vurgulayan Çeten, “Bu zafer, tarihin sayfalarında şanlı yerini koruyacaktır. Türk milletinin önemsediği gibi Kuzey Kıbrıslı kardeşlerimizin de bu hassas mevzuda hassasiyetle davranmaları ve tarihlerine sahip çıkmaları gerekmektedir. Bu vesile ile 20 Temmuz Kıbrıs Barış ve Özgürlük Bayramını tebrik ediyor, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gerçek manada hak ettiği barış ve özgürlüğe kavuşmasını temenni ediyoruz.” diye konuştu.

Derya Çeten basın açıklamasında şu görüşleri dile getirdi:

“3 Haziran 1968’de Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta başlayan Kıbrıs müzakereleri bugün ellinci yılını geride bıraktı. Bu geçen yarım asırda dünya üzerinde birçok gelişim ve değişim olmasına rağmen, yıllardır süren görüşmelerin ve müzakerelerin neticesinde değişmeyen tek şey Kıbrıs sorunu oldu.

Türkiye’nin garantörlüğünün ortadan kalktığı ve Türk askerinin adadan çıkarıldığı, 1974 öncesine dönüşün önünü açan bir çözüme odaklanan Rum tarafının, bunun dışındaki süreçlere her zaman karşı çıkacağı aşikârdır.

AB’ye üye olan Güney Kıbrıs, yaptıklarına karşılık herhangi bir ceza-i müeyyide uygulanmamasının verdiği cüretkârlıkla Kuzey Kıbrıslı Türklere istedikleri zulmü yapmayı kendilerinde hak görmektedirler. Son aldıkları kararla, Kuzey Kıbrıs’tan alışveriş yapan Rumlara ceza vereceklerini açıklayarak, iki ülke halkı arasında gelişecek insani ve ticari ilişkilerin önüne geçmeye çalışmaktadırlar.

Aynı zamanda enerji potansiyeli açısından önemli bir bölge olan Doğu Akdeniz’de, İsrail, Mısır, Lübnan, Filistin ve Kıbrıs’ın deniz kesimlerinde uluslararası enerji şirketleri tarafından yapılan arama çalışmaları sonucunda yüksek doğalgaz rezerv potansiyeline sahip sahalar keşfedilmiştir. Petrol ve doğalgaz rezervlerinin kullanımı ilgili göstergeler mevcut kaynakların 50-55 yıl içerisinde tükeneceğini göstermektedir. Dolayısıyla yeni keşfedilen bu rezerv sahaları dünya üzerindeki tüm ülkeler tarafından yakından takip edilmektedir.

Ancak, enerji ve para kaynaklarını elinde bulunduran güçler her zaman olduğu gibi bu alanda hem KKTC’nin hem de Türkiye’nin bu pastadan pay almasından yana değiller. Son zamanlarda KKTC konusunda yaşanan sıkıntılar, Güney Kıbrıs Rum kesiminin uluslar arası hukuka aykırı olarak bölgedeki enerji kaynaklarına tek başına sahip olma isteğinden kaynaklanmaktadır.

Kıbrıs Rum tarafının geçmişten bugüne sürdürdüğü çatışma, 1974 Kıbrıs çıkarması ile kaybettiği gücünü elde etmek ve Kıbrıs adasına tek başına sahip olma isteğidir. Bu sebeple Türkiye’nin fiili garantörlüğünü ve askeri varlığını Kıbrıs’tan uzaklaştırmak için gayret göstermektedir.

Küresel emperyalist güçler bütün dünyada devletleri bölerek yönetmeye kalkarken, Kıbrıs’ta tek devlet hayaliyle çözümler üretmeye çalışarak, şehit kanlarıyla elde edilen KKTC topraklarının Rum kesimine devredip, Kıbrıslı Türkleri azınlık statüsüyle asimile etmek istemektedirler.

Bugün Kıbrıs’ta yaşayan kardeşlerimiz, geçmişte yaşananları hatırlayarak hareket etmeli, topraklarını kaybetmemek ve kimliklerini korumak için bilinçli olmalıdırlar. Rumların hayali olan ENOSİS düşüncesini benimseyerek, tek devlet safsatasının peşinden koşmamalıdırlar.

Kıbrıs, Türkiye’nin tarihi bakımdan önemli bir parçasıdır. Stratejik konumu açısından bunu değiştirmeye çalışan emperyalist güçler, her fırsatta durumu kendi lehlerine çevirecek adımları atarak Türkiye’yi saf dışı bırakma çabasına girmişlerdir. Önemine binaen Kıbrıs bizim vazgeçilmez kırmızı çizgimizdir. Türk devletinin geçmişte olduğu gibi bugün de bu çizgimizin geçilmesine net bir duruş ile müsaade etmeyeceğini göstermesi gerekmektedir.

Bizler Erbakan Vakfı olarak her daim bu meselenin arkasında olacak ve takip edeceğiz. Vakfımızın adını aldığı Erbakan Hocamızın mimarı olduğu Kıbrıs Zaferi, tarihin sayfalarında şanlı yerini koruyacaktır. Türk milletinin önemsediği gibi Kuzey Kıbrıslı kardeşlerimizin de bu hassas mevzuda hassasiyetle davranmaları ve tarihlerine sahip çıkmaları gerekmektedir.

Bu vesile ile 20 Temmuz Kıbrıs Barış ve Özgürlük Bayramını tebrik ediyor, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gerçek manada hak ettiği barış ve özgürlüğe kavuşmasını temenni ediyoruz.”

(Recep SERBES)