“Kamu çalışanları adalet bekliyor”

BES Çorum Şube Başkanı ve KESK Çorum Şubeler Platform Dönem Sözcüsü Ertuğrul Alper, 15 Temmuz’da yapılan darbe girişiminin; her şeyden önce ezilenlerin, emekçilerin ülkede on yıllardır büyük bedeller ödeyerek elde ettikleri demokratik kazanımlara yönelik gerçekleştirildiğini belirterek, 20 Temmuz sivil darbesi sonrası OHAL Kararnameleri ile de OHAL döneminde bile askıya alınamayacak olan ve anayasanın 15. maddesinde güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin çiğnendiğini, darbe girişiminin her tür anti demokratik uygulamanın bahanesi haline getirildiğini söyledi.

“Kamu çalışanları adalet bekliyor”

BES Çorum Şube Başkanı ve KESK Çorum Şubeler Platform Dönem Sözcüsü Ertuğrul Alper, 15 Temmuz’da yapılan darbe girişiminin; her şeyden önce ezilenlerin, emekçilerin ülkede on yıllardır büyük bedeller ödeyerek elde ettikleri demokratik kazanımlara yönelik gerçekleştirildiğini belirterek, 20 Temmuz sivil darbesi sonrası OHAL Kararnameleri ile de OHAL döneminde bile askıya alınamayacak olan ve anayasanın 15. maddesinde güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin çiğnendiğini, darbe girişiminin her tür anti demokratik uygulamanın bahanesi haline getirildiğini söyledi.

23 Ocak 2019 Çarşamba 21:20
“Kamu çalışanları adalet bekliyor”

Eğitim-Sen önünde gerçekleştirdikleri basın açıklamasında, sadece darbe girişimi ile ilgili olarak, sınırlı süre için alınması gereken düzenlemeler yerine Türkiye’nin siyasal-toplumsal yapısını değiştirmeye dönük kalıcı düzenlemelerin KHK’ler eliyle yapıldığını anlatan Alper, şimdi de Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapıldığını ve OHAL’in sadece adı kalkmış olmasına rağmen, ruhu ve uygulamalarının korunduğunu vurguladı.

OHAL KHK’leri ile 135 bini aşkın kişinin fişleme, müdür/kurum kanaati, sosyal medya paylaşımları, sosyal çevre soruşturması, sendika üyeliği, banka hesabı vb. gibi normal koşullarda asla suç olmayan gerekçelerle kamudan ihraç edildiğini anlatan Ertuğrul Alper, hukukun temel ilkelerinin ayaklar altına alındığını ve KHK’ler ile gerçekleştirilen ihraç işlemiyle genel hukuk değerleri ve ulusal mevzuat gereğince tanınan hakların yok sayıldığını ifade etti.

AK Parti’nin AİHM ve Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu’nun tavsiyesini şeklen uygulayacak biçimde OHAL İnceleme Komisyonu’nu kurduğunu belirten KESK dönem sözcüsü Ertuğrul Alper, bu komisyonun hiçbir şekilde Venedik Komisyonu’nun tavsiyelerini karşılamadığını çünkü komisyonun iç ve dış baskıların sonucu ve bir oyalama aracı olarak kurgulanıp düşünüldüğünü ve öyle de kurulduğunu iddia etti.

Üçüncü yılına giren OHAL İşlemlerini İnceleme Komisyonu’nun, 23 Ocak 2017 günü 685 sayılı OHAL KHK’si ile iki yıl süre içinde kamudan ihraç edilmiş yüz binlerce kamu emekçisinin ihraç başvurularını değerlendirmek ve karar altına almakla yetkilendirildiğini hatırlatan Alper, OHAL kapsamında yayımlanan KHK’ler ile 125.678’i kamu görevinden çıkarma olmak üzere toplam 131.922 tedbir işlemi gerçekleştirildiği, komisyona yapılan başvuru sayısının ise 125.612 olduğunun açıklandığını belirtti. Yapılan açıklamalarda 3700’ü kabul, 46.600’ü ret olmak üzere karar sayısının 50.300 ve halen incelemesi devam eden başvuru sayısının ise 75.300 olduğunun açıklandığını anlatan Ertuğrul Alper, rakamlardan da anlaşılacağı üzere karara bağlanan dosyalardan %93’ünün reddedildiğini vurguladı.

Konfederasyona bağlı sendikaların 4617 üyesinin başvurularından şu ana kadar 117 başvurunun kabul edilerek görevlerine iade edildiğini, 249 başvurunun ise reddedildiğini belirten Alper, başvurusu reddedilenlerin Ankara 19., 20., 21. ve 22. İdare Mahkemelerine işlemin iptali için dava açtıklarını söyledi.

Komisyona yapılan 125.612 başvurudan 4.617’sinin KESK’li üyeler tarafından yapıldığını ifade eden Alper, “Bu da başvurular içerisinde %3,6’ya denk düşmektedir. Komisyon başvurulardan şu ana kadar %40’ını karara bağlamıştır. %40 içinde başvurusu ele alınan KESK’lilerin oranı ise %0,7’dir.

Bu oran “KESK’lilerin başvurularının karara bağlanması bilinçli olarak mı geciktiriliyor?” sorusunu akla getirmektedir. Bu olasılığın kuvvetle muhtemel olduğunu düşünüyoruz. Kararlar geciktirilerek ikinci bir cezalandırma yoluna gidilmektedir. Konfederasyonumuza yönelik sendikal ayrımcılığa Komisyon da alet olmaktadır.

Olağanüstü Hal İşlemlerini İnceleme Komisyonu ihraç edilenlerin iadesine karar verme yetkisi ile esasen idari bir birim olarak yargısal inceleme yetkisi ile donatılmıştır. Oysa OHAL İşlemlerini İnceleme Komisyonunun Türk Hukuk Sistemi içerisinde bir tarifi bulunmamaktadır. Komisyon Türkiye’nin hukuk sistemi içinde mevzuatça belirlenmiş bir yargı mercii değildir. Bu durum yasalara ve anayasaya, yargısal işleyişe açıkça aykırıdır.

OHAL İnceleme Komisyonuna başvuran kamu emekçileri ne ile suçlandıklarını bilmemektedir. Komisyonun kendisi de kurulduğu ve başvuru almaya başladığı andan itibaren ne sebeple ihraçların gerçekleştiğine ya da başvuruların hangi şartlarda kabul veya ret edileceğine ilişkin başvuruculara herhangi bir bildirim yapmamaktadır.

İhraç edilen kamu emekçilerinin başvurularını hangi usul ve esasa göre kabul ya da ret ettikleri, yaptıkları soruşturmada hangi kıstasların temel alındığı tamamen muğlaktır.

Elimize ulaşan bilgi ve belgeler, komisyon kararları ve ihraç edilenlerin aktarımları ihraç listelerinin oluşmasında mülki amirlerin ve kurum idarecilerinin önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Bu devran böyle sürüp gitmeyeceğine göre asılsız ihbar ve bilgileri ile ihraç sürecine katkı sunan idareciler ile yargı önünde hesaplaşacağımız unutulmamalıdır.

Buradan açık çağrıda bulunuyoruz; iktidar ihraç gerekçesinden emin ise ihraç işlemlerini iptal ederek ihraç edilenlerin tümü hakkında yargılama süreci başlatsın. Yargı sürecinde kurum idarecileri ve ihbarcılar gelip yargılamanın olmazsa olmaz ilkesi olan yüz yüze kanaatlerini ifade etsinler. Belge ve bilgilerini sunsunlar. Ve yargı kararını versin.

Şundan eminiz ki, yargının siyasallaştığı böylesi bir dönemde dahi, böylesi bir sürecin işlemesi durumunda binlerce idareci hakkında asılsız ihbar ve iftiradan dolayı soruşturmalar açılacak ve cezalar verilecektir. İktidar da bunu bildiği için ısrarla yargı sürecini işletmemekte, komisyonu lağvetmemektedir.

Önümüzdeki günlerden itibaren başvurusu hukuksuz şekilde reddedilen üyelerimiz savcılıklara Komisyon başkanı ve üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunacaklardır. “Yasalara göre suç işledikleri” iddiası ile ihraç edilen üyelerimizin başvurularını yasaları hiçe sayarak ret eden komisyon üyeleri yargı önünde er ya da geç bunun hesabını vereceklerdir. Komisyon, aldıkları kararlardan “Sorumlu tutulmayacakları” hükmüne ya da iktidarın sağlayacağı “yargılanmama garantisine” güvenmemelidir. Anayasa iç hukukta en üst normdur ve anayasal suçlar eninde sonunda yargılama konusu olurlar.

Komisyonun kararlarında da sabit olduğu üzere KESK’lilerin ihraçlarının ana nedeni anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan sendikal eylem ve etkinliklere katılmalarıdır. Demokrasinin işlediği bir yerde temel hak ve özgürlüklerin kullanımı bırakın ihraç edilme gerekçesi olmayı, soruşturma konusu bile yapılamaz.

Ülkemizin hukuk sistemi içinde mevzuatça belirlenmiş bir yargı mercii olmayan OHAL İnceleme komisyonu derhal lağvedilmeli, haklarında herhangi bir yargı kararı bulunmayan, hukuken suç olmayan gerekçelerle ihraç edilen tüm kamu görevlileri bütün haklarıyla birlikte derhal görevlerine iade edilmelidir.

Bu gerçekleşinceye ve hukuksuz ihraç edilen tüm kamu emekçileri görevlerine iade edilinceye kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Yine kendisini yargı üstü gören, anayasa ve yasalara aykırı hareket eden Komisyon üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunacağız” dedi. (Erkan BAYATLI)

Son Güncelleme: 23.01.2019 23:49