“İnsan haklarının hayata geçirilmesine yönelik sorunlar halen devam etmekte”

Hitit Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Özalp, insan hakları konusuna ilişkin dünyada hukuksal düzenlemeler, çabalar, etkinlikler gerçekleştirilmesine rağmen hakların hayata geçirilmesi aşamasında ciddi sorunların halen devam ettiğini söyledi.

“İnsan haklarının hayata geçirilmesine yönelik sorunlar halen devam etmekte”

Hitit Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Özalp, insan hakları konusuna ilişkin dünyada hukuksal düzenlemeler, çabalar, etkinlikler gerçekleştirilmesine rağmen hakların hayata geçirilmesi aşamasında ciddi sorunların halen devam ettiğini söyledi.

10 Aralık 2014 Çarşamba 23:35
“İnsan haklarının hayata geçirilmesine yönelik sorunlar halen devam etmekte”
Hitit Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Özalp, insan hakları konusuna ilişkin dünyada hukuksal düzenlemeler, çabalar, etkinlikler gerçekleştirilmesine rağmen hakların hayata geçirilmesi aşamasında ciddi sorunların halen devam ettiğini söyledi.
Doç. Dr. Özalp, Eti Anadolu Lisesi tarafından düzenlenen “İnsan Hakları” konulu konferansta konuştu. Okul Müdürü Mustafa Ünlü, öğretmenler ve öğrencilerin izlediği konferansta Özalp, bazı kavramların günlük dilde yer etmesi ve çok yaygın olarak kullanılmasının bir yandan o kavramı popüler hale getirdiğini, diğer yandan kavramın içeriğinin muğlaklaşmasına ya da boşaltılmasına neden olduğunu belirterek, “Bu durum insan hakları kavramı için de geçerlidir. Bu konuya ilişkin dünyada hukuksal düzenlemeler, çabalar, etkinlikler gerçekleştirilmekle birlikte hakların hayata geçirilmesi aşamasında ciddi sorunlar devam etmektedir. Günlük dilde insan ve hakkı gibi basit bir indirgemeye gidilmekte, kavram olarak tartışılmak istendiğinde negatif bir algı devreye girmektedir. Bu algının değişimi, zihniyet dönüşümü ile yakından ilişkilidir ve zaman alıcıdır” dedi.
Özalp, konferansta yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Diğer bir konu, ele aldığımız kavram her ne olursa olsun beşeri gerçeklik alanında ortaya çıkmaktadır ve içeriğini tarihsel koşullar içinde gerçekleşen mücadelelere göre kazanmaktadır. Bu nedenle insani olan her şey ve bu arada insan hakları insanın doğal gerçekliğinin üzerine inşa edilen ama bir o kadar da toplumsal, ekonomik, siyasal, dinsel ve cinsel boyutlar taşımaktadır. Bizler karmaşık gerçekliğin belli bir düzeyini ele alarak aslında onu soyutlamış oluruz ancak diğer düzeylerle ilişkisini kurmadığımızda eksik kalacaktır. Çünkü haklar evrensel olsa da onun kuruluşu ve gerçekleşmesi, doğrudan söylemle, söylem de iktidar olgusuyla ilişkilidir. Antik Yunan, Ortaçağ, modern çağ ya da içinde bulunduğumuz ve küreselleşmiş dünya için bu durum geçerlidir.
İnsan anlayışı her zaman biz ve öteki ayrımı üzerinden gelişmiştir. Antik Yunan'da kadınlar ve köleler yurttaşlık kapsamı dışında tutulduğundan hak öznesi olamamışlardır. Kilise, Ortaçağ'da Hristiyan olmayanlara karşı sömürgeleştirmeyi meşrulaştıran bir tutum almış, bazen misyonerlik faaliyetleriyle desteklemiştir. İspanyolların Latin Amerika'yı keşfi yerliler için çok sonuçlar doğurmuştur. Fransız Devrimi, insan ve yurttaşlık haklarını ayrı düzenlemiştir. Kadınlar ve işçiler yurttaşlık hakları uzun mücadeleler sonucunda kazanmışlardır.
Ancak modern dünyanın farkı, hakların ilk kez evrensel olarak kabul edilmesidir. Hobbes, Rousseou, Locke sözleşmeciler olarak devleti yurttaşların iradesine dayandırmışlardır. Kadınlar ve siyahlar bu sözleşmenin dışında bırakılmış olsalar da Fransız Devrimi'nde geliştirilen evrensel söylem ilk kez insanı ve yurttaşı hak öznesi haline getirmiş ve hakları talep etmeye olanak sağlayan bir dil geliştirmiştir. Zamanla kadınlar, işçiler, yoksul kitleler bu dili kullanarak eğitim, mülkiyet, servet, cinsiyet, yaş gibi kısıtların kaldırılmasını talep etmişler ve hak arama mücadelesi başlatmışlardır.
Günümüzde ise 1948 Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, dünya savaşlarında yaşanan acıların yaşanmaması, insanlık onurunun korunması açısından evrensel hakların bir listesini yapmıştır. Bu Bildirge'ye dayalı olarak uluslararası sözleşmeler yapılmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de taraf ülkeler için bağlayıcıdır. İnsan hakları insan onuruna dayandırılarak vazgeçilmez, devredilmez, mutlak nitelikte kabul edilen doğal hakların korunması devletlerin meşruluğunun temeli yapılmıştır. Locke'un, Kant'ın düşüncelerinde ifadesini bulan bu yaklaşım teorik düzeyde ve hukuksal alanda önemli bir referans çerçevesi oluşturmakla birlikte pratikte, küresel düzeyde başta Ortadoğu'da yaşanan çatışmalar olmak üzere göçmenler, kadınlar, yoksullar, eş cinseller, çocuklar dünyanın büyük bir bölümünde ayrımcılığa maruz kalmakta insan hakları ihlalleri ekonomik, kültürel, siyasal bir çok nedenden ötürü ihlal edilmektedir.”
(Taner ŞİMŞEK)
Son Güncelleme: 10.12.2014 23:35