“Hızır orucu, insanın nefsini yenme iradesinin göstergesi”

Umut Radyo’da Uğur Çınar’ın hazırlayıp sunduğu “Beyaz Mikrofon” programına katılan Alevi Dedesi Hüseyin Bozdoğan, Hızır’ın, karanlığı aydınlığa çeviren, her dönem yaşayan ve her yerde insanlara hizmet eden; insanların zor olanı aşması için yardım eden bir ‘kurtarıcı kişi’ olarak görüldüğünü belirterek, Alevilerin, inançları gereği üç gün Hızır orucu tuttuklarını söyledi.

“Hızır orucu, insanın nefsini yenme iradesinin göstergesi”

Umut Radyo’da Uğur Çınar’ın hazırlayıp sunduğu “Beyaz Mikrofon” programına katılan Alevi Dedesi Hüseyin Bozdoğan, Hızır’ın, karanlığı aydınlığa çeviren, her dönem yaşayan ve her yerde insanlara hizmet eden; insanların zor olanı aşması için yardım eden bir ‘kurtarıcı kişi’ olarak görüldüğünü belirterek, Alevilerin, inançları gereği üç gün Hızır orucu tuttuklarını söyledi.

20 Şubat 2015 Cuma 00:04
“Hızır orucu, insanın nefsini yenme iradesinin göstergesi”
Alevi dedesi Hüseyin Bozdoğan, Umut Radyo da yayınlanan “Beyaz Mikrofon” programına konuk oldu. Uğur Çınar’ın hazırlayıp sunduğu söyleşide Bozdoğan Dede, Hızır inancı ve Hızır Orucu konusunda soruları yanıtladı.
Hızır Orucu ile insanların “nefislerini yenme” iradesini gösterebilme ve bu istence sahip olabilme becerisi bulduğunu belirten Bozdoğan dede, “Hızır, ölümsüzlük suyu içerek sonsuz dirilik kazanmış olan mitolojik bir kimliktir. Bilge ve hikmet sahibidir. Hızır, karanlığı aydınlığa çeviren, her dönem yaşayan ve her yerde insanlara hizmet eden; insanların zor olanı aşması için yardım eden bir “Kurtarıcı Kişidir”. Bu kişi bilinmez, görülmez. Gayb alemindedir. Ancak gerektiğinde ortaya çıkar. Bereket, bolluk sunar. Aleviler, Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın oruçluyken, evlerine gelerek onlara “yoksul, yetim ve tutsak” olarak kendisini tanıtıp, yemeklerini verdikleri kişinin “Hızır” olduğuna inanırlar. Bu inancın gereği olarak da “üç gün Hızır Orucu” tutarlar. Hızır, yardımcı olmak, paylaşmak, dayanışmak ve inandıklarını kararlılıkla sürdürmek gibi insani değerler “Hızır”ın kimliğinde simgeleşmiş ve bu simgeyle bilinçlere taşınmıştır.” Dedi.
Programda Bozdoğan dede şunları söyledi.
“Söylencelerde, Nuh Peygamberin gemisini kurtaran, Hz. Musa’ya bilinmeyen gizemleri anlatan; Velâyetname’de, Karadeniz de, batmak üzere olan bir gemiyi anında kurtaran gayb âleminde her an hazır olan bir imgesel kişiliktir. Hızır, doğanın ölümsüzlüğünü, insan bilincinde sürekli diri tutmaya dönük bir mitolojik varlıktır. Orta Asya Türkleri ona “Kıdır” derler. Hızır’a ayrıca “Hızır Ata” da denmektedir. Hızır’ın kimliği konusunda, çok farklı görüşler ve anlayışlar bulunmaktadır.
Hızır; doğu mitolojisinin büyük kahramanı İskender’in Zülkarneyn’in olarakta kurgulanmıştır. Hızır; Tevrat’taki İlyas Peygamber’lede özdeşleştirilmiştir. Arapçada Hadra Yeşil demektir. "Al khidr" ise, yeşil adam anlamına gelmektedir. Hızır’ın, Hadra’dan dilimize geçtiğine dönük bir görüş de vardır. Yeşil, doğanın rengidir ve canlılığı, dirimselliği, yaşamın sürekliliğini simgeler. Yeşil Adam, hep diri ve canlı kalan anlamındadır. Bu kimlik de Hızır'a yüklenmiştir.
Hızır, ölümsüzlük suyu içmiş, Ab-ı Hayat’ı (sonsuz dirilik suyunu) bedenine akıtmış, bu anlamda da ölümsüzleşmiştir. Hızır, hiç kimsenin yapamadığını yapandır. Suyun üzerinden yürüyen, havada yol alan, uzaklık-yakınlık kavramı tanımayan, bütün boyutlarda ortaya çıkan, her zaman her yerde bulunan bir mitolojik kimliktir. Doğa da ölüm ve yaşam birlikte vardır. Her ölüm yeniden doğum, her doğum bir başka şeyin ölümü demektir. Bu anlamda da doğada ölümsüzlük vardır. Bu ölümsüzlük anlayışı, yani doğasal ölümsüzlük, Hızır'ın kimliğinde simgelenmiştir. Hızır, ölüp-dirilen doğanın, sonsuzca simgeleştirildiği bir hayali varlıktır.”
Son Güncelleme: 20.02.2015 00:48

banner155