Hititler'de "kabartmalı ortostat" kültürü Alacahöyük'te başlamış

Çorum'un Alacahöyük köyündeki Alacahöyük Ören Yeri'nin girişinde bulunan ortostatların (duvarların alt bölümlerinde görülen, belli konuların betimlendiği kabartmalı taş blok) yüzeyindeki kabartmalar turistlerin ilgisini çekiyor.

Güncel 28.08.2021, 23:50 29.08.2021, 01:08
664
Hititler'de "kabartmalı ortostat" kültürü Alacahöyük'te başlamış

Kent merkezine 53 kilometre mesafede bulunan Alacahöyük Ören Yeri, farklı medeniyetlere ait yaklaşık 7 bin yıllık geçmişiyle Anadolu'nun en önemli arkeolojik merkezleri arasında gösteriliyor.
Döneminin süper gücü kabul edilen Hititler'in önemli yerleşim yerlerinden olan tarihi kent, giriş kapısında yer alan ikişer metre uzunluğundaki iki andezit sfenks (kafası koç, kuş veya insan, gövdesi ise uzanan bir aslan şeklini alan heykel) ile ziyaretçilerini karşılıyor.
Girişte doğu ve batı kulelerini süsleyen ortostatlarda frizler (mimarlıkta taban kirişi ile çatı arasında kalan, kabartmalarla bezeli ya da düz şerit) halinde gösterilen kabartmalar, kapı sfenksleriyle ziyaretçilerde "sanata önem verilen kent" hissi uyandırıyor.


Alacahöyük Kazı Başkanı ve Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Yıldırım, AA muhabirine, Hitit şehir kapılarında sfenks ya da aslan gibi koruyucu anlam taşıyan anıtsal heykeltıraşlık eserlerinin Boğazköy'den de tanındığını ancak Alacahöyük'ün, kapı sfenkslerinin yanında yer alan kabartmalı ortostatlar nedeniyle diğer şehir kapılarından ayrıldığını söyledi.
Hitit şehirlerinin surlarla çevrildiğini, bazı kapı girişlerinde "koruyucu" anlamı olan anıtsal sfenkslerin yer aldığını belirten Yıldırım, şöyle devam etti:
"Ancak Alacahöyük'ü diğer Hitit kentlerinden ayıran en önemli özellik, bu kapının sadece anıtsal sfenkslerle değil, ortostat dediğimiz, üzerinde birtakım figürlerin gösterildiği kabartmalı bloklarla girişin her iki yanındaki kulelerin süslenmesidir. Bu kabartmalar aynı zamanda kule duvarlarının alt kısmını güçlendirmekte, nem, rutubet gibi diğer etkenlerden de koruma amacı taşımaktadır. Hitit yazılı belgelerde sözü edilen bayram törenlerinin öyküsel şekilde anlatıldığı bu kabartmalı ortostatlar, Hitit sanatında eşsizdir. Milattan önce 2 bin yılına tarihlenen Boğazkale ya da diğer Hitit şehirlerindeki kapı girişlerinde bu ortostatları göremezsiniz."
Hititler'de kabartmalı ortostatlara Alacahöyük'ün ardından Hitit İmparatorluğu'nun yıkılışından sonra geç Hitit döneminde Güneydoğu Anadolu ve Suriye'deki Hitit prensliklerine ait kalıntılarda ya da anıtsal şehir surlarında rastlandığını dile getiren Yıldırım, "Alacahöyük'teki ortostatlar, Hitit sanatında öncüdür. Yani kabaca milattan önce 14'üncü yüz yıla tarihlediğimiz bu ortostatlar, Güneydoğu Anadolu ve Suriye topraklarındaki milattan önce 1000'li yıllarda geç Hitit merkezlerinde görülen mimari geleneğin öncüsüdür." ifadesini kullandı.


KABARTMALAR HİTİTLERİN DİNİ DÜNYASINA DAİR MESAJLAR VERİYOR
Yıldırım, ortostatlarda betimlenen figürlerin Hititlerin çeşitli törenleri nasıl icra ettiklerine dair bilgiler sunduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Bu ortostatlar Hititlerin dini dünyasıyla ilgili bize güçlü mesajlar veriyor. Ortostatlar sayesinde belli bir takvime bağlı bayram törenlerinin, kült törenlerinin nasıl gerçekleştiğini öğreniyoruz. Bu açıdan Alacahöyük ayrıcalıklı bir konuma sahip. Bu kent, Hititler için aynı zamanda dini bir prestij kenti. Kente gelenlere bu dinin uygulamalarını göstermek ve etkilemek istiyorlar. Hitit dünyasında bayram törenleri sadece mabetlerde, kutsal yapılarda ya da sarayda kutlanmıyor. Aynı zamanda şehir kapılarının hemen önünde, farklı dini kutlamaların yapıldığına dair elimizde yazılı belgeler var. Bir noktada o yazılı belgelerde anlatılanları buradaki giriş ve etrafındaki sahneler teyit ediyor."
Alacahöyük şehir kapısındaki kabartmaların mimari açıdan Hititlerde ilk kez görüldüğüne dikkati çeken Yıldırım, şunları kaydetti:
"Alacahöyük'teki Sfenksli Kapı, ortostatlarla Hitit sanatında tek örnektir. Hitit Çağı'nın hemen başına milattan önce 16'ncı yüzyıla tarihlenen Hüseyindede ve İnandık kabartmalı kült vazolarında gördüğümüz dini sahneler, bir sinema şeridi gibi öyküsel anlatımla mimaride Alacahöyük'te ortostatlar üzerinde tekrar karşımıza çıkmaktadır. Bu açıdan eski Hitit kabartmalı eserlerinin dışında ilk kez bir mimari düzenlemede kral ve kraliçenin önderlik ettiği bir törende bu bayramların nasıl kutlandığını öğreniyoruz. Bu açıdan Alacahöyük'ün arkeoloji dünyasında müstesna bir yeri var."
Yıldırım, Alacahöyük'teki Sfenksli Kapı'nın coğrafya ve jeoloji meraklısı İngiliz Hamilton tarafından 1842 yılında yayınlanmasıyla Alacahöyük'ün dünya arkeoloji literatürüne girdiğini, Türk arkeologlarının Atatürk'ün direktifiyle 1935'ten bu yana çalışmalarını sürdürdüğünü sözlerine ekledi

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
23°
parçalı az bulutlu
banner364

Gelişmelerden Haberdar Olun

@