“Herkese eşit ve adil davranılan bir sosyal güvenlik sistemi istiyoruz”

45. Bölge Çorum Eczacı Odası tarafından Anitta Otel’de gerçekleştirilen etkinliğe katılan Türk Eczacılar Birliği Başkanı Erdoğan Çolak, tüm eczacıların gününü kutlayarak, sorunları hakkında da bilgi verdi.

“Herkese eşit ve adil davranılan bir sosyal güvenlik sistemi istiyoruz”

45. Bölge Çorum Eczacı Odası tarafından Anitta Otel’de gerçekleştirilen etkinliğe katılan Türk Eczacılar Birliği Başkanı Erdoğan Çolak, tüm eczacıların gününü kutlayarak, sorunları hakkında da bilgi verdi.

13 Mayıs 2014 Salı 00:14
“Herkese eşit ve adil davranılan bir sosyal güvenlik sistemi istiyoruz”

45. Bölge Çorum Eczacı Odası tarafından Anitta Otel’de gerçekleştirilen etkinliğe katılan Türk Eczacılar Birliği Başkanı Erdoğan Çolak, tüm eczacıların gününü kutlayarak, sorunları hakkında da bilgi verdi.

“Her şeyden önce bizler bu dünyada, bu ülkede yaşıyoruz” diyen Çolak, “Bu dünyanın bu ülkenin vatandaşlarıyız, bu dünyaya, bu ülkeye hizmet ediyoruz. O nedenle de bizim çalışmamızın sınırlarını dünyadaki ve ülkedeki gidişat birebir belirliyor. Bizim sorumluluğun ne kadarını üstlenebileceğimizi örneğin devletin, örneğin sosyal sigorta şirketlerinin hastanın sorumluluğunu ne kadar üstleneceği belirliyor” dedi.

1970'lerde “herkes için sağlık” isteyen sosyal devletlerin yerini, cepten ödemeler, tamamlayıcı sigortalar, yaygın ama dar kapsamlı hizmetlere bıraktığını ifade eden Çolak, “Bu bütün dünyada yaşanan bir dönüşüm. Hepimiz biliyoruz nedenini; çünkü insanlık yaşlanıyor, çünkü sadece sağlık değil tüm hizmet sektörü paralı hale getiriliyor, çünkü tedavi ve ilaç masrafları artıyor” şeklinde konuştu.



Hükümetlerin sağlık ile ilgili tercih yapmak zorunda olduğunu kaydeden Çolak, konuşmasına şu şekilde devam etti:

“Bu bazıları için ‘daha fazla sağlık’ oluyor. Üstelik bu küresel bir eşitsizlik. Bu küresel eşitsizlik içinde eczane ekonomileri de daralan bütçeler, artan cepten ödemeler ve tıpkı hekimler, mühendisler, avukatlar gibi eczacılık mesleğinde de işçileşme süreçleri neredeyse kaçınılmaz oluyor.

Ancak hemen söylemem lazım ki, biz Türkiyeli eczacılar olarak bu değişime diğer pek çok Avrupa ülkesindeki meslektaşımızdan daha fazla direndik. Eczacılık alanında, ilaçta reklam, OTC'Ierin eczane dışına çıkması, zincir eczaneler gibi eczacılık alanını "liberalleştiren" olgular, henüz gündemimizde değil. Hatta yasamızın yenilenmesiyle bunlar biraz daha ötelenmiş oldu. Sınırlama gibi yaklaşım ve kurallarla da geleceğimizi biraz daha garanti altına almış olduk. Bizim şimdiki en büyük sorunumuz, eczane ekonomileri. Bu dönem de, eczane ekonomilerinin iyileştirilmesini ana hedef olarak önümüze koyduk.

Şimdi bütçenin halktan bir şikâyeti var, ilaçların aşırı kullanımı, tedavi masraflarını gereksiz şişiren muayeneler gibi unsurlar, sağlık giderlerimizi artırıyor. Biz her zaman söylüyoruz. Sağlık giderlerimiz ve ilaç giderlerimiz nominal değerler olarak dünyanın 16. ekonomisi olan Türkiye için yüksek değildir.

Bugün Türkiye’de ilaç harcaması kişi başı 105 dolar düzeyine düşmüştür.

Sağlığı korumak her zaman tedavi etmekten daha ucuzdur. Ama süre giden sağlık politikaları, ana çocuk sağlığı merkezlerinin kapatılmış olması, sağlık ocaklarından aile hekimliğine geçiş gibi unsurlar, koruyucu hekimlik uygulamalarını da zayıflatmıştır. Böyle bir ortamda hastalık artar, o zarflan tedavi gideri de bunun içinde ilaç gideri de artar.

“BÜTÇEDEN ŞİKÂYETÇİYİZ”
İlaç giderlerini en baştan sabitleyen global bütçe uygulamasında ilaç şirketlerinin zararlarını eczacıların cebinden karşılamak için ticari ıskontoları kaldırmasından ve stok zararlarını ödenmemesinden şikayetçiyiz. İkincisi ilaç fiyatları sürekli ucuzladığı için piyasaya ilaç sürülmemesinden şikâyetçiyiz. Üçüncüsü bu fiyatlar karşısında eczacıyı korumak için yeterli olacak önlemlerin alınmamasından, eczane yaygınlığının sağlığın korunmasının bir güvencesi, eczacının da sağlık sisteminde işbirliği yapılması gereken bir partner olarak görülmemesinden şikayetçiyiz.

Ama onlar sorunu biz eczacılarda sanmaktalar. Muayene ücreti, ilaç fiyat farkı, katılım payı derken eczanede on kalemde aldığımız, fiş veremediğimiz, açıklayamadığımız bazı kalemlerle cepten harcamaların artmasından şikâyetçiler. Üstelik bu ücretleri eczacının cebine giren ücretler sanmaktalar. Her gün yüz yüze olduğumuz hastalarımız da bundan şikâyetçi.

HERKESİ KAPSAYAN BİR SOSYAL
GÜVENLİK SİSTEMİ İSTİYORUZ
Bizler bu şikâyetleri ortadan kaldırmak için, herkese eşit ve adil davranılan, herkesi kapsayan bir sosyal güvenlik sistemi istiyoruz. Bize böyle bir eczacılık hizmeti sunmamız için alan yaratın, sonra ilaç masraflarını bize bırakın. Eczacı ilaç-ilaç etkileşmelerini, ilaç zehirlenmelerini, ecza dolaplarını, kronik hastalık riski olanları, tedavi uyumsuzluklarını, advers etkileri takip ederse, inanın ilaç harcamaları da beklemeyeceğiniz kadar düşer. Eczacıyı bu konuda teşvik edin. Bir ortam hazırlayın, hep beraber hazırlayalım, eczacı işini yapsın. Bankalarda, depolarda, müdürlüklerde koşturmasın, geleceğinden korkmasın, çocuğunun geleceğinden korkmasın, hastasıyla ilgilensin. Bizim tek istediğimiz budur. Dünyada eczacılığın gittiği yön de budur.

Acil olarak önümüzde İlaç Fiyat Kararnamesi taslağında peşin ıskontoların kaldırılması ve mal fazlalarının yasaklanması konusu var. İlaç üreticileri tarafından ecza depoları veya eczanelere indirim, mal fazlası, alışveriş çeki gibi adlar altında kar hadlerini geçecek şekilde mali avantaj sağlanamaz. Sağlanırsa 20 bin TL'den az olmamak kaydıyla mali değeri kadar para cezası kesilir, tekrarlanırsa ceza iki katı kadar artırılarak uygulanır, diyor. Biliyorsunuz ilaç sanayi birkaç yıldır mal fazlalarının kaldırılması konusunda hükümete baskı yapıyor.

“TALEPLERİMİZ”
İstihdam ve eğitim sınırlama ile birlikte birbirine ayrılmaz bir biçimde bağlanmış durumdadır. Ancak istihdamla ilgili tek sorun da tek çözüm de eğitim değildir.

Sağlık Bakanlığı'nın yürütmekte olduğu ve bizim de katıldığımız eczacı insan gücü 2023 vizyonu çalışmaları kapsamında eczacının hangi alanlarda çalışabileceği ve çalışması gerektiği de belirlenmeli, klinik eczacılık, onkoloji eczacılığı gibi uzmanlık alanlarında yetişen kişilere yönelik kadroların açılması sağlanmalıdır.

Eczane ekonomilerinin bir bütün olarak iyileştirilmesi için bugün acilen;

İlaç Fiyat Kararnamesi taslağındaki peşin ıskontolar ve mal fazlalarına ilişkin maddenin taslaktan çıkartılması. Eczanelerde oluşan raf zararlarının telafisi için 60 günlük geçiş süresinin tanınması. İlaç fiyatlandırma politikalarının, ilacın bulunabilir olmasını hiçbir şekilde engellememesi. Eğer ilaç birim fiyatlarında bir indirim isteniyorsa en gerçekçi yol olan reçeteye etken madde yazılması uygulamasının hayata geçirilmesi. Eczacı kârlılığının hibrit bir sistem getirilerek güçlendirilmesi, bu ticarî ilişkiye mahkûm olmadan yaşayabileceği boyuta getirilmesidir.”
(Taner ŞİMŞEK)

Son Güncelleme: 13.05.2014 00:17