“Herkes, toprağın feryadını duymalı”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarım arazilerinin geri dönüşü olmayan bir şekilde elden çıktığına dikkat çekerek, “Tarım topraklarını kaybediyorsak bu suç hepimizindir. Yıllardır bu konuyu gündeme taşıyoruz. Toprağın feryadını duyuruyoruz. Herkes bunun sorumluluğuyla hareket etmeli. Toprağın feryadını herkes duymalı. 26 yılda 4,1 milyon hektar tarım arazisinin kaybının hesabını torunlarımıza veremeyiz.” dedi.

“Herkes, toprağın feryadını duymalı”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarım arazilerinin geri dönüşü olmayan bir şekilde elden çıktığına dikkat çekerek, “Tarım topraklarını kaybediyorsak bu suç hepimizindir. Yıllardır bu konuyu gündeme taşıyoruz. Toprağın feryadını duyuruyoruz. Herkes bunun sorumluluğuyla hareket etmeli. Toprağın feryadını herkes duymalı. 26 yılda 4,1 milyon hektar tarım arazisinin kaybının hesabını torunlarımıza veremeyiz.” dedi.

19 Haziran 2017 Pazartesi 21:46
“Herkes, toprağın feryadını duymalı”

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, 11 Haziran 1945 tarihinde kabul edilen “Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu” dolayısıyla her yıl 11 Haziran tarihini takip eden ilk Pazar gününün Toprak Bayramı olarak kutlandığını ve bu yıl, bu tarihin 18 Haziran gününe denk geldiğini hatırlattı.

Toprağın doğal kaynakların başında geldiğini ve yaşamın temeli olduğunu belirten Bayraktar, Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’nun toprağı olmayan ya da yetmeyen çiftçilerin aileleriyle birlikte geçimlerini sağlayacak ve işgüçlerini değerlendirecek ölçüde toprak edinmelerini amaçlandığını vurguladı.

Yüzölçümü 78,06 milyon hektar olan Türkiye’nin, uzun ömürlü bitkiler de dahil tarım arazisinin, 1990 yılında 27 milyon 856 bin hektar iken, aradan geçen 26 yılda 4 milyon 93 bin hektar azalmayla 2016 yılında 23 milyon 763 bin hektara indiğine, bu dönemde tarım arazilerinin yüzde 14,7’sinin kaybedildiğine dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Toprağın feryadını herkes duymalı. 26 yılda 4,1 milyon hektar tarım arazisinin kaybının hesabını torunlarımıza veremeyiz. Alternatif marjinal tarım arazileri varken, verimli tarım arazilerimizi konuta, sanayiye, turizme açmamız, karayollarıyla parçalamamız, yanlış kültürel işlemlerle yok etmemiz büyük sorumsuzluktur. Toprak olmazsa, tarımın, gıdanın olmayacağını, gıda güvencesiz kalacağımızı herkes bilmeli.

192 ovanın SİT alanı ilan edilmesi, bu sayının 212’ye çıkarılacağının açıklanması fevkalade önemli. Bütün ovalar bu kapsama alınmalı ve korunmalıdır. Toprak Koruma Kurullarında kamu yararı kavramı istismar edilebiliyor. 2,1 milyon hektar alan Toprak Koruma Kurulları döneminde kaybedildi.

Bu kurullarda verimli arazilerin tarım dışına çıkarılmasına itiraz eden Ziraat Odası Başkanlarımızın yerine ticaret erbabına yer veriliyor. Toprağın esas sahibi çiftçimizin temsilcileri bu kurullarda mutlaka olmalıdır.

Verimli arazileri korumada en büyük görev valilerimize ve belediye başkanlarımıza düşmektedir. Tarımsal üretim dışında bırakacağımız bir karış bile toprak olmamalıdır. Bütün tarım arazileri Çiftçi Kayıt Sistemi’ne dâhil edilmelidir.

Aklıselimin galip gelerek, kamuoyunda Üretim Reformu Paketi olarak bilinen Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesine İlişkin Kanun Tasarısı’ndan, zeytinlik ve meralarla ilgili düzenlemelerin çıkarılması son derece yerinde bir karar oldu.”

(Recep SERBES)

Son Güncelleme: 21.06.2017 00:46

banner251