“Hayat pahalılığı artacak”

Evrensel Gazetesi ekonomi yazarı Bülent Falakoğlu Umut Radyo’da yayınlanan “Beyaz Mikrofon” programına stüdyo konuğu oldu.

“Hayat pahalılığı artacak”

Evrensel Gazetesi ekonomi yazarı Bülent Falakoğlu Umut Radyo’da yayınlanan “Beyaz Mikrofon” programına stüdyo konuğu oldu.

15 Ekim 2018 Pazartesi 22:24
“Hayat pahalılığı artacak”

Uğur Çınar’ın sorularını yanıtlayan Falakoğlu, ekonomi ve siyasetin birbirinden farklı iki ayrı alanmış gibi gösterilmesinin yanlış olduğunu belirterek, “ Yanlış bir algı yürütülüyor. Bu kavramlar birbirinden koparılamaz. İç içedir. Türkiye ekonomisinin büyümesi yada küçülmesinin toplumsal refaha ne kattığına bakmak durumundayız. Ekonomi politik kavramını yabana atamayız” dedi.

“KRİZLER SOSYOLOJİK KIRILMA ANLARINA İŞARET EDER”

Ekonomik krizlerin toplumlarda sosyolojik kırılma anlarına işaret ettiğini belirten Evrensel yazarı Falakoğlu, krizlerin aynı zamanda olumlu bir toplumsal dönüşümü de beraberinde getirebilecek potansiyeller taşıdığına dikkat çekerek, şunları söyledi:

“İki türlü yaygın bir yanlışın olduğunu düşünüyorum. Birincisi ekonomi ne kadar kötü olursa toplumsal dönüşüm ve arayışın kendiliğindenci ve kolaycı bir cevap arayışı var. Bu böyle olmaz. Aksine daha otoriter hatta faşizme uzanan sistemler böyle kurulur. Ekonomik krizler olumsuz bir dönüşüme de yol açabilir. Ama bu demek değildir ki bu kırılma anı olumlu bir potansiyel taşımaz. Bilakis aynı derecede olumluya evirilmesi içinde bir potansiyel taşır. İşte o zaman kendiliğindenciliği bir kenara bırakıp bir toplumsal proje başlatmanız bir kavga vermeniz gerekir”.

“EKONOMİK KÜÇÜLME; İFLAS, KİTLESEL İŞSİZLİK VE SEFALETİN DERİNLEŞMESİDİR”

“Bugüne kadar bir faiz artışı yada hayat pahalılığı olarak gördüğümüz şey giderek bu yılın sonuna doğru ekonominin direk küçülmesi noktasına gelecektir” diyen Falakoğlu şunları söyledi:

“Kriz yoktur faiz ve dövizin artışı balondur denildiği yer parasal alanda olduğu için çok çabuk başka yere havale edilebilir. Dış güçler denilebilir. Ama ekonomik küçülme başladığı andan itibaren artık sorumluluğu kimseye atamazsınız. Orada iflaslar, yoğun kitlesel işsizlikler, sefaletin derinleşmesi gibi şeyler yaşanır. İşte burada tüm bu gelişmelere nasıl itiraz edeceğinizle ilgili yeni bir sosyoloji yaratabiliriz. Ortada umut veren siyasal bir yapılanma yok. Doğal olarak insanlar bireysel çözümler arıyor. Bir kısmı intiharlar bir kısmı hiç tasvip edilemeyecek yürek yakan şeyler oluyor. Bir kısmı da daha çok hısım akraba ve iktidardan daha çok dilenme gibi bireysel çözümlere gidiyor. Ama bu bir dönüşüm getirmez.”

“HAYAT PAHALILIĞI VE İŞSİZLİK YÜKSELECEK”

Açıklanan yeni ekonomik programı tahlil eden Bülent Falakoğlu, “Hükümetin yapılan açıklama ile aslında önümüzdeki dönemde hayat pahalılığı ve işsizliğin yüksek olacağını çok açık bir dille net söylediğini belirterek, ekonomik programın kamuoyuna deklare edilirken iki konuda özgüvenli olması dikkat çekiyor. Birincisi, bedel ödeyecek olanların örgütsüzlüğü, dağınıklığı ve muhalefetin yetersizliğidir. Buna çok güveniyor ve buradan ilerlemek istiyor. Yapılacak olan seçimlerden korkmuyor. Kızılcahamam toplantısında dillendirilenlerden yapacağımız çıkarım budur” dedi.

“HÜKÜMET KENDİNDEN EMİN”

Hükümetin yapılacak olan yerel seçimlere girerken kendinden emin olmasının dikkat çekiciliğine vurgu yapan Falakoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ama ne yapmalı sorusunu burada soracak olanlarında kendilerinden emin olacakları bir alan var, o da şu. Giderek mağdur olan kesim her gün aritmetik değil geometrik hızlı çok daha kapsamlı büyüyor. Bugüne kadar iktidar etrafında birikmiş insanların bugün daha düne kadar birbiri ile kamplaştıkları bazen din, bazen milliyet, bazen düşünce ve anlayış üzerinden hatta birbirlerine vatan haini, terörist dedikleri öbürünün öbürüne yandaş satılık dediği ağır bir dilinde hakim olduğu bir süreç yaşandı. Ama bugün bunun buharlaşabileceği bir evreye girdik. O yüzden ne yapmalı sorusunu soracak olanlar artık bilmeliler ki çok geniş bir kesim aynı öfkeyi duyuyor aynı mağduriyete itirazı var, öfke patlamaları yalnızca a mahallesinde b mahallesinde değil. Örneğin Suriyelilere saldırılan bir mahallede görüyorsunuz. Aslında ekonomi çok kötüye gitmiş, sosyal sorunlar büyümüş ve bütün öfke Suriyelilere kusulabiliyor. Neresi bu mahalle diye baktığınızda görüyorsunuz ki tabi ki Suriyeliler gelmeli onlar kardeşimizdir din kardeşimizdir diyen iktidarın çok yoğun oy aldığı bir Ümraniye olabiliyor. Bu ne demek artık siyasal ayrımların ortadan kalktığına dair emareler her geçen gün artıyor. Bundan sonrada artacak. O yüzden dünkü küskünlük kırgınlık ve kamplaşma ile cevap aramamalı.” (Haber Merkezi)