“Hayal projeler gündeme alındı, gözler uygulamada”

ÇORUM HABER’in Kurucusu, Başyazarı ve Şirket Genel Müdürü, Çorum Gazeteciler Cemiyeti Onursal Başkanı Mehmet Yolyapar, Umut Radyo’da ayda bir mikrofona gelen “Çorum Güncesi” programında, yine Meltem Danışman Çınar’la birlikte Çorum’un gündemini değerlendirerek çeşitli konularda görüşlerini açıkladı.

“Hayal projeler gündeme alındı, gözler uygulamada”

ÇORUM HABER’in Kurucusu, Başyazarı ve Şirket Genel Müdürü, Çorum Gazeteciler Cemiyeti Onursal Başkanı Mehmet Yolyapar, Umut Radyo’da ayda bir mikrofona gelen “Çorum Güncesi” programında, yine Meltem Danışman Çınar’la birlikte Çorum’un gündemini değerlendirerek çeşitli konularda görüşlerini açıkladı.

06 Aralık 2019 Cuma 00:26
“Hayal projeler gündeme alındı, gözler uygulamada”

Yolyapar, Meltem Çınar’ın bazı sorularını özetle şöyle yanıtladı:

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un Çorum ziyaretinde, pek çok projenin Bakanlıkça üstlenildiği açıklandı. Bu konudaki değerlendirmeniz nasıl?

Sayın Kurum, Çorum’a “dostlar alışverişte görsün” kabilinden gelmemişti. Ak Parti İl Başkanı’nın organizasyonu çerçevesinde, Bakanlığın üst düzey yöneticileri ile Çorum’dan belediye başkanlarının ve diğer yetkililerin, adeta heyetler arası diplomatik görüşme yapar gibi ciddi bir toplantı yaptıklarını öğrendim. Çorum tarafı taleplerini, beklentilerini iletti, Bakanlık tarafı da neleri, nasıl yapabileceklerini değerlendirdi. Taleplerin büyük çoğunluğu da kabul edildi.

Stadın ve civarındaki diğer spor tesislerinin yerinin Millet Bahçesi olarak düzenlenmesi, bu alana ayrıca Çorum’un ihtiyacı olan Kongre ve Kültür Merkezi’nin yapılacak olması, olağanüstü bir gelişme.

Çorum Devlet Tiyatrosu artık ihtiyaca cevap veremez hale geldi. Burasının onarımı için fizibilite çalışması yapılmış, ama “astarı yüzünden pahalı gelir” denilerek onarım yerine yenisinin yapılması önerilmişti.

Kale civarının ve arastanın düzenlenerek turizme kazandırılması, Belediyece restorasyonu sürdürülen Velipaşa Hanı’nın da devreye girmesi, Çorumluları “Konuklarıma nereyi gezdirsem?” sıkıntısından kurtaracak. Bu bakımdan AVM’nin önemli bir işlev gördüğünü artık herkes kabul ediyor. Bu yatırım da, Ahlatcı’nın memleketseverliğinin ve özverisinin bir örneğidir.

Gündeme gelen projelerin bir an önce uygulamaya konulabilmesi için gerekli bütçenin oluşturulması en büyük temennimiz.

Önceki Belediye Başkanı Zeki Gül’ün Bakan Danışmanı olmasını da, bu projelerin takibi bakımından önemli bir avantaj sayıyorum.

Ahi Evran Sanayi Şehri ile ilgili gelişmeler hakkında neler düşünüyorsunuz?

Çorum, uzun yıllardan beri “sanayi çarşısı” ile bölgenin cazibe merkezi konumunda. Oto tamiri ve benzeri meslek dallarında adeta rakipsiz. Sanayi esnafının, günün koşullarına uygun, daha modern siteler içinde geniş işyerlerine kavuşturulması bu bakımdan çok önemli.

Ahi Evran Sanayi Şehri, mevcut ve yapılmakta olan diğer sanayi siteleri ile birlikte Çorum ekonomisi için büyük bir kazanım olacak.

CHP’de mahalle delegeleri seçimleri yapıldı. Kongre süreci devam ediyor. Siz CHP’nin üyesi misiniz?

1972’de, rahmetli Bülent Ecevit’in yeni Genel Başkan olduğu dönemde, O’na olan sevgim, saygım, hayranlığım ve bağlılığım nedeniyle CHP’ye üye oldum ve Gençlik Kolları İl Başkanı olarak uzun yıllar görev yaptım. Örgütsel çalışmaların dışında kalmakla birlikte, halen de partinin üyesiyim.

Bahçelievler Mahallesi delege seçiminde ise, istemediğim halde bir listede ismime yer verildiğini öğrendim ve çok üzüldüm. Oy kullanmaya da gitmedim.

Ama, “aydın sorumluluğu” çerçevesinde, ülkemin geleceğini düşünerek bazı görüşlerimi de kamuoyu ile paylaşmaya çalışıyorum.

Diyorum ki, Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’daki başarısıyla birlikte, demokratların önüne aydınlık bir pencere açıldı. Barış dilini kullanarak, Atatürk’le ve cumhuriyet değerleriyle kavgalı olmayan herkesi kucaklayarak, demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan haklarına saygı, eşitlik, özgürlük, sosyal adalet içinde kalkınma gibi özlemlerin hayata geçirilmesini sağlamak, artık demokratların, sosyal demokratların elinde.

Bunun için CHP’de yenileşmeye ve tabanın genişletilmesine ihtiyaç var. Hiç kimse durduğu yerden kımıldamazsa, örgütsel yapı da eskinin devamı olur

Bu görüşlerimi Sayın Kılıçdaroğlu’na anlattım, birkaç kez yazdım, konuştuğum herkese de söylüyorum. Henüz, anlaşıldığıma ilişkin bir belirti göremedim, ama umudumu korumaya da devam ediyorum.

Çorum, 3 bin kişiyle bir saatte 303 bin 150 adet fidan dikerek Guinnes Rekorlar Kitabı’na girdi. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

Bu, herhangi bir rekor değil. Çevreye, yeşile değer veren herkesin içini aydınlatan bir rekor. Bir Çorumlu olarak ben de bu gururdan payımı alıyorum ve Çorum Valisi’nden başlayarak, emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

Elbette, fidan dikmekten daha önemli olanın, bakımını sağlamak olduğunu biliyoruz. Titiz bir bakımla, bu fidanların büyük oranda ağaca dönüşmesini sağlamak üzere herkese görev düştüğünü hatırlatmayı görev biliyorum.

Ahlatcı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Ahmet Ahlatcı, Ekonomist dergisinin “Türkiye’nin en zengin 100 kişisi ve ailesi” listesinde 87. sırada yer aldı. Yine Kasım ayında ihracatını en fazla artıran iki ilin Yalova ve Çorum olduğu açıklandı. Bu konulardaki değerlendirmenizi alabilir miyiz?

Ahmet Ahlatcı dostumuz, zekasıyla, çalışkanlığıyla, doğru zamanda, doğru yerde risk alma becerisiyle, Çorumlu hemşehrilerini gururlandıran olağanüstü bir büyümeyi gerçekleştirdi. Yatırımlarını Çorum’a yaparak, 3200 kişiye istihdam olanağı sağlayarak, Çorum’un tartışmasız en önemli değerlerinden biri oldu. Kendisiyle övünç duyuyoruz.

İhracat konusuna gelince…Yalova’nın yat imalatıyla, yani tersaneleriyle, Çorum’un ise mücevherat, işlenmiş altın ihracatıyla bu başarıyı yakaladığı açıklandı.

Geçen yıl, Ahlatcı Holding’in katkılarıyla Çorum’un ihracatı 1 milyar dolara yaklaşmıştı. Bu yıl ise, 11. ay sonu itibariyle Ahlatcı’nın tek başına 1 milyar doları geçtiğini biliyoruz.

Çorum artık milyar dolarlık ihracat yapan iller ligine yükselmiş bulunuyor.

Özellikle ulaşım altyapısı yönünden taleplerinin de, daha bir ciddiyetle değerlendirileceği umudunu taşıyoruz.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in katılımıyla Dodurga ve Oğuzlar’a doğalgaz verildi. Birkaç gün önce de Mecitözü’ne verilmişti…

Ahmet Ahlatcı dostumuz diyor ki, “Türkiye’nin gözbebeği tatil beldeleri Bodrum, Marmaris doğalgazdan yoksunken, biz bir tek ceviz ağacının dibine doğalgaz götürüyoruz”…Gerçekten Çorumgaz, Çorumluların şansıdır. Abone sayısının son derece sınırlı olduğu bu ilçelere doğalgaz götürülmesi, Çorumgaz’ın büyük özverisidir.

500 firmanın katılımıyla gerçekleştirilen Tarım Fuarı ile ilgili olarak ne düşünüyorsunuz?

Fuar elbette çok önemli, ama benim tarım sektöründe önemsediğim bir takım gelişmelere tanık oluyoruz. Elbette tarımda dibe vurduk, pek çok tarım ürününü ithal eder hale geldik, ama gerek farklı bitkilerin üretilmesinde, gerekse hayvancılıkta umut verici adımların atıldığını görüyoruz.

Fuarcılık alanında ise olmamız gereken yerde olmadığımız bir gerçek. Bir dönem Çorum, bölgenin fuarcılık merkezi olmaya o kadar yakındı ki…Değerlendirilemedi. Yine de bu iddianın peşini bırakmamak ve Çorum’u “fuarlar şehri”ne dönüştürmek için her türlü çabayı göstermek gerekiyor.

Geçtiğimiz günlerde Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nü kutladık. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk da Çorum’a gelerek çeşitli temaslarda bulundu. Ama, daha bugün, gencecik bir kadınımızın hunharca öldürüldüğü haberiyle sarsıldık. Bu konuya nasıl yaklaşıyorsunuz?

Kendimi, Çorum’da “kadına pozitif ayrımcılık” açısından ilk sırada, en fazla ilk üçte sayarım. Kadın hakları savunuculuğunda kadınlardan da fazla duyarlı olduğum herkes tarafından bilinir. Bu yüzden, kadına şiddet veya kadın cinayetleri gündeme geldiğinde adeta kanım donuyor. Hiç kimse için kötülük düşünmem, hele de kimsenin ölümünü temenni etmem, ama bu gibi canavarların yaşamaya hakları olmadığını öfkeyle, nefretle haykırdığım oluyor.

Elbette bu, her şeyden önce eğitim meselesi. Biz, zaman zaman harika eğitim modelleri buluyoruz, ama sanki “hay aksi, bu sistem iyi çıktı” dercesine, iyileri hemen öldürüyoruz, yok ediyoruz.

Anne-babalar, elbette çocuklarına iyi öğütler veriyorlar, ama çocuk öğüde değil, anne-babasının, çevresinin davranışlarına bakıyor. Baba, anneye şiddet uyguluyorsa, o çocuğun da ileride kadına şiddet uygulayan bir kimse olma ihtimali çok yüksektir.

Bir de, köyden kente göçün düzensizliğini, gecekondu yaşamının oluşumunu ve arabesk kültürün doğuşunu bir düşünün. Kırsalda türkülerimiz vardı, kentte ise Türk musikisi…Kırsal kültürden kopup kentli de olamayan, iki arada bir derede kalan gecekonducu, kendi müziğini oluşturdu, kendi yaşam biçimini geliştirdi.

Yanlış anlaşılmasın, ben yerine göre arabesk müziği de severim, ama “ya benimsin ya kara toprağın” cehaletini arabesk yaşamın doğurduğunu da bilirim.

Özetle, cehaleti yenebilirsek, kadına, çocuğa, hatta hayvana şiddet konusunda da mesafe almaya başlayabiliriz.

Ama, işte, hangi eğitim sistemiyle?...