“Halkı soydular, kutulara koydular”

Öztürk, “Bugün bordrolarımızı yoksulluğa, sömürüye meydan okuduğumuzu göstermek, insanca yaşam hakkımız için kazanana dek mücadelemizi büyütmeye kararlı olduğumuzu göstermek için yakıyoruz” dedi. Öztürk, AKP iktidarının emekçileri içine sürüklediği mevcut kara tablonun, emekçilerin nasıl kandırılmaya çalışıldığını açık bir şekilde ortaya koyduğunu anlattı.

“Halkı soydular, kutulara koydular”

Öztürk, “Bugün bordrolarımızı yoksulluğa, sömürüye meydan okuduğumuzu göstermek, insanca yaşam hakkımız için kazanana dek mücadelemizi büyütmeye kararlı olduğumuzu göstermek için yakıyoruz” dedi. Öztürk, AKP iktidarının emekçileri içine sürüklediği mevcut kara tablonun, emekçilerin nasıl kandırılmaya çalışıldığını açık bir şekilde ortaya koyduğunu anlattı.

14 Nisan 2014 Pazartesi 22:47
“Halkı soydular, kutulara koydular”

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Çorum Şubeler Platformu, bordro yakma eylemi düzenledi. KESK ve Eğitim-Sen Üyeleri, AKP hükümetinin yolsuzluk iddialarını protesto ederken, memura verilen zam oranlarının düşüklüğü karşısında zor durumda kaldıklarını ifade ettiler.

PTT binası önünde bordro yakarak hükümeti protesto eden memurlar, “halkı soydular, kutulara koydular” şeklinde slogan atarken, bazı afiş ve pankartlarla da tepkilerini dile getirdiler.

Eylem sırasında meydana konulan kutularda ise “Bakara makara, yoksula makarna (E.B)” ve “Kendine han hamam, halka din iman” şeklindeki yazıların bulunması dikkat çekti.

KESK Çorum Şubeler Platformu adına Dönem Sözcüsü ve Eğitim Sen Şube Başkanı Mehmet Öztürk tarafından bir açıklama yapıldı.

Öztürk, “Bugün bordrolarımızı yoksulluğa, sömürüye meydan okuduğumuzu göstermek, insanca yaşam hakkımız için kazanana dek mücadelemizi büyütmeye kararlı olduğumuzu göstermek için yakıyoruz” dedi.

Mehmet Öztürk, AKP iktidarının emekçileri içine sürüklediği mevcut kara tablonun, emekçilerin nasıl kandırılmaya çalışıldığını açık bir şekilde ortaya koyduğunu anlattı.

Öztürk, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“SATIŞ SÖZLEŞMESİNİN ÜRÜNÜ OLAN BORDROLARI REDDEDİYORUZ”
“Bugün ellerimizde yoksulluğun, sömürünün belgesi olan bordrolarımızla alanlardayız. Ellerimizdeki bu bordrolar yıllardır biriken, her geçen gün ağırlaşan ekonomik ve sosyal sorunlarımızın belgesidir. Duyulmayan sesimiz, yok sayılan taleplerimizdir.

Bugün bordrolarımızı yoksulluğa, sömürüye meydan okuduğumuzu göstermek, insanca yaşam hakkımız için kazanana dek mücadelemizi büyütmeye kararlı olduğumuzu göstermek için yakıyoruz. Kamu emekçileri, iradesi yok sayılarak iktidarın beklentilerine uygun biçimde yandaş konfederasyon tarafından imzalanan Satış Sözleşmesinin ürünü olan bu bordroları reddediyoruz. AKP ve yandaş sendikası, kamu emekçilerini sadaka ile kandıramayacağını artık anlamalıdır.

Bilindiği gibi kamu çalışanlarının sendika kanununda yapılan değişikliklerle 2,5 milyon kamu emekçisinin ve 1,9 milyon emeklinin iradesi yandaş konfederasyon yönetimine altın tepsiyle sunulmuştur. Aileleriyle birlikte yaklaşık 15 milyon insanı doğrudan ilgilendiren böylesine önemli bir sürecin kamu emekçilerinin ekonomik, sosyal ve demokratik haklarına yönelik beklentilerine uygun biçimde çoğulcu ve katılımcı biçimde işletilmesi bir yana adeta yandaş konfederasyon başkanıyla kapalı kapılar ardında yangından mal kaçırırcasına sürdürüldüğünün en somut kanıtı 2013 toplu sözleşme görüşmeleri olmuştur. Yasal olarak bir aylık süre olmasına rağmen görüşmelerin yedinci gününde masanın tarafları olan konfederasyonlara bile haber verilmeden Satış Sözleşmesi imzalanmıştır. Kamu emekçilerinin sosyal, demokratik ve özlük haklarına ilişkin hiçbir hususun görüşülmesi sağlanmadan ekonomik açıdan ortaya tam bir sefalet belgesi çıkmıştır. Bu durum mevcut yasanın grev ve gerçek bir toplu sözleşme düzeninden ne kadar uzak olduğunu göstermiş, kamu emekçilerine hak vermek yerine haklarını budamanın aracı olduğunu yıllardır ifade ettiğimiz gibi bir kez daha açığa çıkarmıştır.

AKP iktidarının emekçileri içine sürüklediği mevcut kara tablo, emekçilerin nasıl kandırılmaya çalışıldığını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Yıllık resmi enflasyon Mart ayı itibariyle yüzde 7,70'e ulaşmış, halkın gerçek enflasyonu ise yüzde 20’yi aşmış durumdadır. 2014 yılında enflasyonun çift haneli rakamlara ulaşmasına kesin gözüyle bakılırken, maaşlara yapılan 123 TL'lik artış daha üç aylık enflasyon rakamlarıyla birlikte buharlaşmıştır. Kamu emekçilerinin uzun yıllardır yaşadığı yoksullaşma süreci 2014 yılında artarak devam etmektedir.

“BABALI OĞULLU, CÜMBÜR CEMAAT GÖTÜRÜYORLAR”
Ülkemiz kritik bir sürecin içinden geçmektedir. 12 yıldır ülkeyi yöneten AKP, bir çok şaibe içeren yerel seçimlerin sonucunu galibiyet olarak yandaş medya aracılığıyla kamuoyuna servis etmekte, ülkeyi içine sürükledikleri karanlığı büyütmede kararlı olduklarını ifade etmektedir. Özgürlüğü, demokrasiyi, barışı ve eşitliği inşa ettikleri karanlığın içine hapsederek ülkenin geleceğini belirlemeye kalkışmaktadır.

Siyasi iktidar temsilcilerinin babalı oğullu, cümbür cemaat boğazlarına kadar yolsuzluğun içine battığı, talanın ve yağmanın bir virüs gibi hem iktidarı hem de mevcut sistemi içten içe çürüttüğü bu dönemde halkın, emekçilerin giderek yoksullaşması, zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul hale gelmiş olması bu sürecin doğal sonucudur. Rüşvet ve yolsuzluk çarkına batmış bir iktidarın, onun yağma ve talana dayanan ekonomi politikalarının “daima millet, daima hizmet” yalanı ve din sömürüsüyle daha fazla sürdürülebilmesi mümkün değildir.

Bugün insanların özgür iradelerini ve demokrasinin en asgari gereği olan oy kullanma, seçme ve seçilme hakkına bile müdahalede bulunanların yandaş sendikalarla birlikte emeğimizi çalmalarına bir kez daha demokratik haklarımızı kullanarak bugün burada bodrolarımızı yakarak karşı çıkıyor, bize toplu sözleşme diye yutturmaya çalıştıkları satış sözleşmesini kabul etmediğimizi ilan ediyoruz.”
(Taner ŞİMŞEK)

Son Güncelleme: 14.04.2014 22:49