Gülez: “Onların ölçüsü para sayma makineleri bizim ölçümüz ise insandır”

Kendi çocuğuyla yaptığı telefon konuşmalarında eurolardan, villalardan bahsedenlerin Konya’da ölen Ayaz bebeğin, Van’ın Gürpınar ilçesinin Çeli mezrasında yolların kapalı olması nedeniyle sağlık ekiplerinin ulaşamaması sonucu ölüp cesedi babasının sırtında 4 saat taşınan Muharrem bebeğin ve bu ülkedeki binlerce çocuğun açlıktan, yoksulluktan, soğuktan ölmesini engellemek için hiçbir adım atmadığını ifade eden Gülez, “Çünkü onların ölçüsü paradır, para sayma makineleridir. Bizim ölçümüz ise candır, insandır” dedi.

Gülez: “Onların ölçüsü para sayma makineleri bizim ölçümüz ise insandır”

Kendi çocuğuyla yaptığı telefon konuşmalarında eurolardan, villalardan bahsedenlerin Konya’da ölen Ayaz bebeğin, Van’ın Gürpınar ilçesinin Çeli mezrasında yolların kapalı olması nedeniyle sağlık ekiplerinin ulaşamaması sonucu ölüp cesedi babasının sırtında 4 saat taşınan Muharrem bebeğin ve bu ülkedeki binlerce çocuğun açlıktan, yoksulluktan, soğuktan ölmesini engellemek için hiçbir adım atmadığını ifade eden Gülez, “Çünkü onların ölçüsü paradır, para sayma makineleridir. Bizim ölçümüz ise candır, insandır” dedi.

09 Mart 2014 Pazar 22:41
Gülez: “Onların ölçüsü para sayma makineleri bizim ölçümüz ise insandır”

Çorum Kadın Platformu sözcüsü, Eğitim Sen Yürütme Kurulu Üyesi Evrim Gülez, “157 yıl önce New York’ta dokuma işçisi kadınlar için sokakları dolduran binler gibi, kadını yok sayan eril sisteme karşı bizler buradayız. Gezi ruhuyla, haziran direnişinin ruhuyla attığımız sloganların coşkusuyla, buradayız. Direnmenin heyecanıyla buradayız” dedi.

“Ethem’in, Medeni’nin, Abdulah’ın, Ahmet’in, Ali İsmail’in acısıyla analarımızın yürek yangınıyla buradayız” diyen Gülez, AKP iktidarının ayakkabı kutularından çıkan milyon dolarların hesabını yapamazken; yaşamlarını emekleriyle ören kadınlar olarak hesaplarının ortada olduğunu söyledi.

Bir yıl içerisinde ülkenin farklı yerlerinde 214 kadının öldürüldüğünü kaydeden Gülez, konuşmasına şu şekilde devam etti:

“167 kadın tecavüze uğradı, binlerce kadına şiddet uygulandı. Yüzlerce çocuk istismara uğradı. Yerler, failler farklı olsa da şiddet uygulayan erkeklerin konuştukları ortak dil erkek egemenliğinin diliydi. Bu dil ölümün, yok etmenin, aşağılamanın dilidir. Biz kadınlar ise yüzyıllardır eril karanlığa karşı yaşamı savunduk. Özgürlükler ve barış için mücadele ettik. Bugün kadın katliamına dönüşen erkek şiddetine karşı susmuyoruz. Şiddetle ilgili açılan davaları el çabukluğuyla kapatan, şikâyetçi kadınları evlerine yollayan, tecavüze uğrayan kız çocuklarında rıza arayan bu sisteme karşı her yerde sesimizi yükseltiyoruz.

Kadınlara sürekli geleneksel toplumsal cinsiyet rollerini hatırlatarak “en az üç çocuk, üç te yetmez beş çocuk” baskısı yapan AKP iktidarı sermaye için gerekli ucuz iş gücünü kadınların karşılıksız olarak sağlamasını hedeflemektedir. Her seferinde; kürtaj hakkımızı elimizden almak isteyen politikalar gündeme getirilmektedir. Kürtaj hakkımızın elimizden alınmasına, nasıl doğuracağımıza, kaç tane doğuracağımıza ya da doğurmayacağımıza kadar atılan bütün bu adımlarla bedenlerimiz üzerindeki denetim arttırılmaktadır. Aile içerisinde annelik rolüne yapılan vurgu ile biz kadınların daha fazla eve kapatılması istenmektedir. Sadece yeniden üretici rolleriyle bizleri tanımlayan zihniyet kadınların istihdamdaki yerlerini de bu sınırlar içinde belirlemek, kadınlar sadece geleneksel aile içerisinde anneler, eşler ya da çocuklar olarak tanımlanmaktadır. İradeleri yok sayılmakta; hayatlarına müdahale edilmektedir. Biz kadınlar laik, parasız, bilimsel, nitelikli, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitim mücadelemizi sürdürüyoruz. İktidarın ve sermayenin tüm saldırılarına karşı eğitim hakkını savunuyor; cinsiyet eşitsizliğine karşı çıkıyoruz.

Savaş koşullarında en ağır bedeli ödeyen biz kadınlar bir yıla yakın süredir silahların susmasından dolayı memnun ancak çözüm için hiçbir mekanizmanın kurulmamasından dolayı endişeliyiz. Kürt Sorunun demokrasi, eşitlik ve özgürlükler çerçevesinde çözümü için yasal düzenlemelerin yapılmaması, uluslararası sözleşmelere aykırı olarak kadınların muhatap olarak alınmaması her an yeniden çatışmaların başlaması tehlikesini içermektedir. Bu süreçte kalıcı barışın inşası için iktidar bir an önce çalışmalarına başlamalıdır. Çatışmasızlık için toplumsal, ekonomik, sosyal ve politik tüm tedbirler alınmalıdır. Ancak AKP hükümeti; çözüm için hiçbir adım atmamak ve ertelemek konusunda ısrarcı görünmektedir. Buradan iktidardakilere sesleniyoruz: Toplumsal, kalıcı ve gerçek barış için savaş çığırtkanlığından vazgeçin ve demokratikleşme için gerekli yasal ve anayasal tedbirleri alın.”
(Taner ŞİMŞEK)


Son Güncelleme: 09.03.2014 23:01