“Ekonomiye sert kabuklu meyvelerin katkısı büyük”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, sert kabuklular denilen fındık, kestane, Antep fıstığı, ceviz ve bademin ülke meyveciliğinin yüz akı olduğunu, meyveciliğin 5 değerli ürününün ekonomiye 15,8 milyar liralık katkı yaptığını söyledi.

“Ekonomiye sert kabuklu meyvelerin katkısı büyük”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, sert kabuklular denilen fındık, kestane, Antep fıstığı, ceviz ve bademin ülke meyveciliğinin yüz akı olduğunu, meyveciliğin 5 değerli ürününün ekonomiye 15,8 milyar liralık katkı yaptığını söyledi.

10 Ocak 2017 Salı 19:53
“Ekonomiye sert kabuklu meyvelerin katkısı büyük”

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, sert kabuklu meyvelerin ülke ekonomisine yaptığı katkıya ilişkin basın açıklamasında bulundu. Bayraktar, yaptığı açıklamada sert kabuklu meyvelerin ülke meyveciliğinde özel bir yere sahip olduğunu, değer olarak toplam meyve üretiminin yüzde 38,3’ünü, toplam bitkisel üretimin yüzde 13,2’sini karşılayan 5 üründe Türkiye’nin dünya üretiminin yüzde 5,9’unu gerçekleştirdiğini, sıralamada ise Çin, ABD ve İran’ın ardından 4’üncü olduğunu vurguladı.

Dünya sert kabuklu meyve üretiminin yüzde 24,6’sını Çin’in, yüzde 6,9’unu ABD’nin, yüzde 6,2’sini İran’ın karşıladığını bildiren Bayraktar, besin değeri yüksek olan sert kabuklu meyvelerde Türkiye’nin şanslı ülkeler arasında bulunduğuna dikkat çekti.

Bayraktar, şu bilgileri verdi: “Badem, kalsiyum ve E vitamini yönünden zengin durumda bulunuyor. Kestane, önemli ölçüde C vitamini ve B6 ihtiva ediyor. Fındık, kalp hastalıkları ve Parkinson’u önlemede önemli bir ürün konumundadır. Antep fıstığı, B6 vitamini içeriyor ve önemli bir potasyum kaynağıdır. Ceviz, Omega3 yönünden oldukça zengin, kalp dostu yağ içeriyor, antioksidan olarak kanseri önlemede etkilidir. Türkiye’nin sert kabuklu meyvelerin hepsinde üretimi çok daha artırma potansiyeli bulunuyor. Hem fındık hem ceviz hem Antep fıstığı hem kestane hem de bademde dünyada büyük bir ihracat imkanı olduğu görülüyor. Bu ürünler aynı zamanda yüksek fiyatla ihraç edilebilecek ürünler. Katma değer artırmaya da son derece müsaitler. Ham ürüne katma değer katarak 4-5 katı fiyata ihraç edebilmek mümkün.”

“Yapılması gerekenler”

Fındığın dünyaya Türkiye’de yayıldığını, Antep fıstığının gen merkezi olan Türkiye’nin, ceviz, badem ve kestane gibi yerli ürünlere de sahip olduğunu, son yıllarda ceviz ve bademe verilen kapama bahçe destekleriyle bahçelerin hızla arttığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti: “Fındık, ceviz, Antep fıstığı, ceviz, badem, kestane son derece değerli ürünler. Türkiye’nin çok önemli gelir kaynakları. Bu ürünlerde belli bir fiyat istikrarı sağlanmalı, çiftçi istikrarlı bir gelire kavuşmalıdır. Üreticinin zarar etmesi önlemelidir. Toprak Mahsulleri Ofisi garantörlüğünde üretici birlikleri devreye girmeli, alım yapmalı, piyasayı düzenlemelidir. Ofis, kiraladığı veya inşa ettiği depoları üretici birliklerine tahsis etmelidir.

Özellikle dünyanın en kaliteli fındığının üretildiği Doğu Karadeniz bölgesindeki fındık bahçelerimizin yenilenmesi gereklidir. Antep fıstığı tesisleri basınçlı sulama sistemleriyle sulamaya açmalı ve böylece periyodisitenin şiddetinin azaltılmasını sağlanmalıdır.  Cevizde, bölgelere uygun çeşitler dikmeli ve yeni çeşitler geliştirmelidir.  Kestane bahçeleri hobi bahçeleri olmaktan çıkarılıp, kapama bahçelere dönüştürmelidir.  Rekabet için maliyetleri düşürecek önlemler alınmalıdır. Mevcut dış pazarlar elde tutulmalı, yeni pazarlar bulunmalı, özellikle fındık dünyaya tanıtılmalıdır.  Ceviz ve badem üretimine ağırlık verilmeli, ülke net ithalatçı konumundan çıkarılmalıdır.”

(Volkan SINAYUÇ)