“Ekonomideki kötü gidişatı Belediye de kabul etti”

İYİ Parti Çorum İl Başkanı Bekir Özsaçmacı, ülke gündeminin her gün bir felaketle sarsıldığını belirterek, deprem, çığ ve uçak kazasının herkesi derinden üzdüğünü söyledi.

“Ekonomideki kötü gidişatı Belediye de kabul etti”

İYİ Parti Çorum İl Başkanı Bekir Özsaçmacı, ülke gündeminin her gün bir felaketle sarsıldığını belirterek, deprem, çığ ve uçak kazasının herkesi derinden üzdüğünü söyledi.

07 Şubat 2020 Cuma 22:05
“Ekonomideki kötü gidişatı Belediye de kabul etti”

Buna karşın ekonomik krizinde artarak devam ettiğini ifade eden Özsaçmacı, 2020 yılının 2. yarısında ekonominin küçüleceğini belirterek, “Son günlerde çok sayıda iflas, işten çıkarma, iflas erteleme, üretime ara verme haberleri geliyor. Kriz gittikçe derinleşiyor. Firmalar zor durumda, esnaf ve reel kesim zor durumda. Saray ve damatsa, yaklaşan büyük krizin faturasını milletimize kesmeye hazırlanıyor” dedi.

Artık ekonomik krizin derin bir şekilde varlığını hissettirdiğini vurgulayan Bekir Özsaçmacı, yerel yönetimlerin de bunu kabul ettiğini ve Belediye Meclisi’nde ‘giderlerini karşılayamayan vatandaşların faturalarının belediye tarafından ödenmesi’ yönünde karar alınmasının çok vahim bir malumun ilanı olduğunu kaydetti.

İYİ Parti Çorum İl Başkanı Bekir Özsaçmacı, yaptığı yazılı açıklamasında şöyle konuştu:

“AK Parti’nin ekonomik programı; Büyüme ve istihdam artışını hedeflemeyen, borçları nasıl ödeyeceğini söyleyemeyen, tarımı, hayvancılığı, imalat sanayini, topyekûn milleti, krizin yıkıcı etkilerinden nasıl kurtaracağını ortaya koyamayan, dış borca dayalı beton ekonomisine devam edeceğini ilan eden bir politika metni olarak bugünden kadük kalmış; Saray ve Damadının, ekonomiyi yönetme işini beceremediğini ilan eden bir programdır!

Bu yönetim anlayışının düzeleceği yoktur. ‘Taşıma suyu ile değirmen dönmez’ diye bir tabir vardır. Milletimiz faturasını ödeyememektedir doğrudur neden ödeyemediğini görmezlikten gelmek nasıl bir yönetim şeklidir? Milletimiz zaruri giderlerini dahi karşılayamaz hale gelmiş iken sosyal devlet, sosyal belediyeciliği, ‘oy veren ile vermeyen’ diye ayıran, kafalarındaki çirkin fikirleri belirli dönemlerde toplumu germekle birlikte gündemi değiştirmeye yönelik politik algı yapmaktadırlar.

Günümüzün genel bir tanımlamasını yapacak olursak; korku siyasetinin paronayaklaştırdığı ve korkunun sürekli teyakkuzda tuttuğu bir toplumu yönetmek kolaydır. Korku insanları birey olmaktan çıkartır. Korkunun hâkim olduğu toplum aynılaşır. Farklı olanı düşman olarak görür. Korkunun olduğu yerde akıl devrede değildir. Sorgulamaz, düşünmez. Bugün dost gördüğünü çok kolaylıkla yarın düşman olarak tanımlayabilir. Korkunun hakim olduğu yerde insan özne olmaktan çıkar.

Korku, insana ‘ben’ olarak kendisini yenemeyeceği korkusunu verir. Kolektif korku ne kadar güçlü olduysa devlete bağlılık da o kadar güçlü olur ve korku unsuru ilan edilen öteki, yabancı, düşman olan unsurlara karşı tepki ve cezalandırma biçimi de o denli şiddetli oldu. Korku birliğin, siyasal iktidar da dirliğin teminatı oldu. Böylece iktidar, hem korkunun hem de toplumun hem de insanın doğasını bozdu.

İşte bu yüzden bizim gibi birey olamayan toplumlarda siyasal iktidarlar kendilerini destekleyen tabanlarını ‘korkular’ üzerinden hayatta tutmaya çalışırlar. Çünkü korku, kitleleri motive eder, istenilen şekilde biçimlendirir ve siyasal iktidarların yaptığı hataları meşrulaştırma işlevi görür.

Karşı karşıya olduğumuz gerçek, başlamış olan ve ağırlaşacağı açık seçik görülen ekonomik çöküştür.

Bak bakalım kriz var mı? Bak bakalım kaç kepenk kalkmamak üzere iniyor? Kaç evde çocuklar aç yatıyor? Ekonomi buz kesti, yaptığın doğalgaz zammıyla ocaklar da buz kesiyor.

Gemiye ‘gemicik’ diyorsunuz takaya dönüyor. Saraya ‘külliye’ diyorsunuz, israf bitiyor. Zamma ‘güncelleme’ diyorsunuz, fiyatlar normale dönüyor.” (Haber Merkezi)