Duru’nun ablası Arzum, Beyaz’ın ekibinde yer aldı

Çorum, Duru Apraş’ı unutmuyor, ama Türkiye’de de henüz belleklerden silinmiş değil. Zira, lenf kanseri nedeniyle tedavi gören Duru, bu uğursuz hastalığa karşı verdiği mücadele ve “dik durma” iradesiyle, Türkiye’nin simgesi haline gelmişti. Ne var ki, 29 Ekim 2017 tarihinde 12 yaşında hayata veda etmiş ve ertesi gün Çorum’da, gözyaşları içinde toprağa verilmişti.

Duru’nun ablası Arzum, Beyaz’ın ekibinde yer aldı

Çorum, Duru Apraş’ı unutmuyor, ama Türkiye’de de henüz belleklerden silinmiş değil. Zira, lenf kanseri nedeniyle tedavi gören Duru, bu uğursuz hastalığa karşı verdiği mücadele ve “dik durma” iradesiyle, Türkiye’nin simgesi haline gelmişti. Ne var ki, 29 Ekim 2017 tarihinde 12 yaşında hayata veda etmiş ve ertesi gün Çorum’da, gözyaşları içinde toprağa verilmişti.

08 Aralık 2019 Pazar 22:02
Duru’nun ablası Arzum, Beyaz’ın ekibinde yer aldı

Arzu ve Alp Apraş çiftinin kızları Duru, kaybının üzerinden iki yılı aşkın bir süre geçtikten sonra, Cumartesi akşamı bir kez daha ve tüm Türkiye tarafından hatırlandı. Ablası Arzum Apraş, TV 8’deki “O Ses Türkiye” programında yarışmacı olarak sahneye çıktı ve böylelikle kardeşinin hayalini gerçekleştirdi. Arzum Apraş, Sezen Aksu’nun “Küçüğüm” şarkısını söyledi ve jüri üyelerinden Beyaz’ı döndürmeyi başardı.

Arzum Apraş, “Ben burada tek başıma şarkı söylemedim. Kardeşimle düet yaptım. Kardeşimin hayali buraya çıkmaktı. Biz hastane odasında beraber onunla şarkılar söylerdik. Böylelikle ben kaybettiğimiz kardeşimin hayalini gerçekleştirmiş oldum” dedi. Duru’nun adının geçmesi üzerine, jüri üyeleri, salonda bulunanlar ve ekranları başında programı izleyenler gözyaşlarına engel olamadılar.

Şarkıyı söylerken iki kez sözlerini unutmasına rağmen Arzum için dönen Beyaz, “Benim hayalimin gerçekleşmesini sağladın. Bir yarışmacı olsun ki, sözleri unutsun, detone olsun, hata yapsın, ama ben ona döneyim diyordum. Beni çok mutlu ettin” dedi. Arzum’un Duru’nun hikayesini anlatmasından sonra ise, “Biz iki değil üç kişi yarışacağız” diyerek duygu dozunu bir kat daha artırdı.

(Selda FINDIK)