“Dünya halkları bir halk bilgesini yitirdi”

Eğitim Sen Çorum Şubesi, büyük edebiyatçı Yaşar Kemal’in vefatı nedeniyle bir mesaj yayımladı.

“Dünya halkları bir halk bilgesini yitirdi”

Eğitim Sen Çorum Şubesi, büyük edebiyatçı Yaşar Kemal’in vefatı nedeniyle bir mesaj yayımladı.

03 Mart 2015 Salı 00:53
“Dünya halkları bir halk bilgesini yitirdi”
Açıklamada, “Yaşar Kemal’in Kafkaslardan başlayıp Çukurova’ya uzanan olağanüstü yaşam öyküsü İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde sona erdi. Edebiyatımızın ‘Ağrı Dağı` Yaşar Kemal tedavi gördüğü İstanbul’da hayata gözlerini yumdu. Sadece biz değil, dünya halkları bir halk ozanını, bilgesini yitirdi. Hepimizin başı sağ olsun” denilerek, usta yazarın en az yapıtları kadar yaşamı ve kişiliği ile de herkese çok şey kattığı belirtildi.
Eğitim-Sen’in açıklaması şu şekilde:
“Yaşamı çoğaltan yapıtları ile kâh köylüye zulmeden Abdi Ağa’ya karşı başkaldırıp Toroslara çıkan İnce Memed olduk. Kâh ‘Angara’ ile işbirliği yapan çeltik ağalarını başka kasabaya tayin ettirirken arkasından Teneke çaldırdığı kaymakam Fikret Irmaklı. Kâh Ağrı Dağı Efsanesi’nde dağ köylerinde yaşayan Ahmet ve paşanın kızı Gülbahar’ın her engeli aşan destansı sevdasında kendimize yer aradık.
Kâh ‘bütün mümkünlerini yitirmiş’ köylülerin hayatta kalmak için bir ermiş yaratıp, ona sığınmalarını anlattığı Yer Demir Gök Bakır’da efsane ile acımasız gerçek arasında gidip geldik.
"O güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler" diyerek başladığı Demirciler Çarşısı Cinayeti’nde kan davasına tutuşan ağaların yanı başında yazılan yeni tarihe,
Bir Ada Hikâyesi Dörtlemesi ile binlerce yıldır beraber yaşayan halkların kardeşliklerine, kültürlerinin güzelliğine, çeşitliliğine ve uyumuna olduğu kadar savaşın, mübadelenin korkunç yüzüne de tanıklık ettik.
Yaşar Kemal’in yaşamı da bize anlattığı öyküler gibidir. Öyle bir öykü ki, Adana’da pamuk tarlalarında batozlarda ırgatlıktan traktör sürücülüğüne, pirinç tarlalarında su bekçiliğinden arzuhalciliğe, öğretmenlikten kütüphane memurluğuna, Türkiye Yazarlar Sendikası’nın ilk genel başkanlığından PEN Yazarlar Derneği’nin de ilk başkanlığına hayatla yoğrulmuş, yoksulluğu, hapisleri, sürgünleri, baskıları iliğine kadar yaşamış. Eserleri 40 dile çevrilip, Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilen ilk memleket yazarı olmuş. “Kendimi bildim bileli zulüm görenlerle, hakkı yenenlerle, sömürülenlerle, acı çekenlerle, yoksullarla birlikteyim” sözünün hakkını sonuna kadar veren bir yaşam öyküsü.
Osmaniye’nin Hemite köyünde başlayan bu efsanevi yaşam öyküsü bir buçuk aydır yoğun bakımda kaldığı İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde noktalandı.
Sadece edebiyatımızın değil, barışın, kardeşliğin, eşitliğin ve adaletin yılmaz savaşçısı bir ulu çınarı kaybettik.”
Son Güncelleme: 03.03.2015 00:54