“Darbeye hayır”

Çorum Emek ve Demokrasi Platformu, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 39’uncu yıldönümü nedeniyle bir basın açıklaması yaptı.

“Darbeye hayır”

Çorum Emek ve Demokrasi Platformu, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 39’uncu yıldönümü nedeniyle bir basın açıklaması yaptı.

12 Eylül 2019 Perşembe 21:53
“Darbeye hayır”

Çorum Emek ve Demokrasi Platformu, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 39’uncu yıldönümü nedeniyle bir basın açıklaması yaptı.

Çok sayıda siyasi parti, sendika ve demokratik kitle örgütü temsilcisinin de hazır bulunduğu basın açıklamasında Çorum Emek ve Demokrasi Platformu adına bir konuşma yapan DİSK/Emekli-Sen Çorum İl Temsilcisi Hikmet Aydın, “Emperyalizmin ve sermayenin çıkarları doğrultusunda, finans kapitalin ve uluslararası tekellerin ihtiyaçlarını esas alan neo-liberal politikaların rahatça uygulanması için toplumsal muhalefete, emekçilere karşı gerçekleştirilen 12 Eylül faşist darbesinin üzerinden 39 yıl geçti” dedi.

Her yıl darbenin bilançosunu yeniden hatırlattıklarını belirten Aydın “İdam sehpalarına yollanan gençlerimizi andık, YÖK eliyle üniversitelerimizin nasıl karanlığa terk edildiğini, aydın, üretken beyinlerin yurt dışına nasıl kaçırtıldığına hayıflandık.

‘Ülke elden gidiyor’ gerekçesine sığınan darbecilerin ülkenin kaynaklarını uluslararası sermayeye peşkeş çektiğini, yolsuzluk ve rüşvet çarkının sistemin gövdesini oluşturduğunu, eğitim sisteminin gerici ülkelerin finanse ettiği Türk/İslam sentezci laiklik karşıtı müfredatla donatıldığını 12 Eylül’ün yıldönümü nedeniyle bir kez daha hatırladık” ifadelerini kullandı.

“DARBECİLERDEN HESAP SORULMADI”

Göstermelik duruşmalarla 12 Eylül darbesini gerçekleştirenlerden hesap sorulmasının nasıl engellenmek istendiğine hep birlikte tanık olduklarını dile getiren Aydın, konuşmasının devamında şunları söyledi:

“12 Eylül’ün hesabı sorulmadığı ve sorumluları cezalandırılmadığı için, ülkemiz 15 Temmuz’da “Yeşil Kuşak Projesi” çerçevesinde devlet fideliğinde büyütülen güçlerin organize ettiği yeni bir askeri darbe ile karşı karşıya kalmıştır.

‘Ne istediyse verilen’, devletin tüm kurumlarında kadrolaşmasının önü açılan cemaat, ikili iktidara son verip tek başına iktidar olma amacıyla darbe girişiminde bulunmuştur. 15 Temmuz darbe girişimi en sistematiği AKP Hükümetleri döneminde olmak üzere bir kez daha devlet kurumları içerisinde beslenmiş, halklarımıza ve emekçilere karşı gerçekleştirilmek istenmiştir.”

“15 TEMMUZ, TEK ADAM REJİMİ İÇİN BİR FIRSAT OLDU”

AKP’nin halkın darbe karşıtı pozisyon almasını da değerlendirerek darbe girişimini bir lütuf olarak gördüğünü söyleyen Aydın, “AKP 15 Temmuz darbe girişimini kendi otoriter-totaliter, tekçi, mezhepçi, dayatmacı, toplumu kutuplaştırıcı bir siyaset ile başkanlık sistemini inşa etmek için bir fırsat olarak kullanmaya çalışmıştır. Fiili tek adam rejimi kurumsallaştırılmış, parlamenter rejim özü itibariyle sona erdirilmiş, tek adama göre uyarlanmış, Türkiye tipi başkanlık rejimi yürürlüğe sokulmuştur” dedi.

“DARBE MEKANİĞİ DEVAM EDİYOR”

“Muhalif kesimlere yönelik kitlesel gözaltı, tutuklamalar, yargı eliyle açılan davalar ve verilen cezalar, 31 Mart ve 23 Haziran yerel seçimleri sürecinde yaşananlar ve Diyarbakır, Van, Mardin Büyükşehir belediyelerine kayyum atanmasıyla devam eden uygulamalar biri biten yenisi için hazırlık yapılan sistematik bir sivil darbeler süreci ile karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir” diyerek konuşmasını sürdüren Aydın, şunları dile getirdi:

“Temel hak ve özgürlükler söz konusu olduğunda 12 Eylül faşist cuntasının anayasasının dahi rafa kaldırıldığı, bir ‘anayasasızlık’ döneminden geçmekteyiz.

AKP+MHP ittifakının anti-demokratik, tekçi, otoriter, laiklik ve emek karşıtı faşizan uygulamaları 12 Eylül ve sonrası iktidarların devamı niteliğindedir.

İçte ve dışta uyguladığı savaş politikaları ile ülkeyi tam bir cehenneme çeviren AKP iktidarı, Kürt sorununun demokratik, barışçıl ve diyaloğa dayalı siyasal çözümü yerine bir kez daha silaha, çatışmalara, kayyum politikalarına sarılmıştır.”

“YAŞADIĞIMIZ SORUNLARIN TEMELİNDE 12 EYLÜL VAR”

Bugün, halkın büyük çoğunluğunun yoksulluk ve sefalet içinde yaşadığı, özgürlüklerinin kısıtlandığı, anayasa ve uluslararası sözleşmelerden doğan hakların askıya alındığı, gençlerin gelecek umutlarının yok edildiği, kamu emekçilerinin hukuksuz ve keyfi olarak açığa alınıp, işten atıldığı, ülkemizin siyasi, ekonomik ve askeri bakımından emperyalizme daha da bağımlı olduğu, gericiliğin toplumsal alanı kuşattığı bir ülkede yaşıyorsak, bu 12 Eylül ile birlikte kurulan ve bugün AKP iktidarıyla devam eden yeni sömürü düzeninin bir sonucudur.

Darbelerle hesaplaşmanın sivil darbe heveslilerince değil ancak ve ancak demokrasi güçleri eliyle gerçekleştirilebileceğini bir kez daha deneyimledik.

12 Eylül’ün 39 yıldır sürdürülen karanlığında AKP darbesi ile şiddetlenen, tüm saldırıları geriletmeye, barışı egemen kılmaya dönük laik, demokratik bir ülke bir arada özgürce yaşamak ve eşit yurttaşlık talepleriyle, yeni bir demokratik anayasayı hayata geçirinceye dek toplumsal muhalefetin tüm unsurlarıyla birlikte ortak mücadeleyi esas almaya devam edeceğiz.” (Esra ESEN)