Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca '27 Mayıs 1960 Darbesi Uluslararası Konferansı' düzenlendi

Güncel 28.05.2021, 01:05
123
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca '27 Mayıs 1960 Darbesi Uluslararası Konferansı' düzenlendi

Çevrim içi düzenlenen konferansın ilk oturumunda konuşan Türkiye'nin 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın torunu Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali, 1960 askeri darbesinin cumhuriyet tarihinin ilk darbesi olduğunu anımsatarak, sonraki darbeleri yapanlar tarafından örnek alındığını söyledi.
Darbenin bir grup subay tarafından yapıldığını ifade eden Naskali, "Bu bir subay hareketidir. Bir de sivil kolu vardır, o da CHP'dir. İki koldan yürümüştür." değerlendirmesini yaptı.
Büyükbabası Bayar'ın darbe günü yaşadıklarını anlatan Naskali, Bayar'ın Çankaya Köşkü'ne kendisini almaya gelen subayları "Milletin reyiyle geldim, milletin reyiyle giderim. Siz kim oluyorsunuz?" sözleriyle karşıladığını aktardı.
Naskali, Bayar'ın gelenleri silahını çekerek vurmak istediğini ancak bu kararından vazgeçtiğini belirterek, "İçinden bir ses katil olma diyor. Bunun üzerine silahı kendi şakağına çeviriyor. Silah tutukluk yapınca fırsattan istifade odadaki subaylar, üzerine yürüyerek silahı elinden alıyorlar." diye konuştu.
Yassıada yargılamalarına da değinen Naskali, "Yassıada yargılamaları darbeyi haklı göstermek için hazırlanmış bir gösteriydi. Mahkeme heyeti Milli Birlik Komitesinin güdümünde çalışacak kimselerden oluşuyordu. Yassıada kararları önceden verilmiş kararlardı haliyle. Sümen altında hazır bekleyen bir dosyaydı. Keza idam hazırlıkları da mahkeme bitmeden çok önce başlamıştı." ifadelerini kullandı.
Darbecilerin devletin kurumlarını kendi zihniyetlerine göre yeniden tasarladıklarını anlatan Naskali, ordudan 235 general ve 5 bine yakın subay, astsubayın emekli edildiğini, üniversitelerde "147'ler" olarak bilinen öğretim üyelerinin görevden uzaklaştırıldığını, Yargıtayın 241 üyesinden 66'sının, Danıştayın 54 üyesinden 28'inin, kürsüde bulunan 3 bin 123 hakim ve savcıdan 520'sinin rızaları dışında emekli edildiklerini aktardı.
Darbeyi ayakta tutma, hatırlatma çalışmalarının da yapıldığını dile getiren Naskali, "İnönü hükümeti, 1962'de 27 Mayıs'ı milli bayram olarak ilan etti ve 20 yıl kadar 27 Mayıs kutlanmaya mecbur bırakıldı." diye konuştu.
Naskali, darbecilerin kendilerini meşru göstermek için belli adımlar attıklarını ifade ederek, "Darbe yapanların meşru olma kaygısı var. Ortaya birtakım sebepler sürülmesi gerekiyor, bir zemin gerekiyor. Bugün de darbe zemini hazırlıklarına benzeyen sözler duyduğumda arkasında böyle bir düşüncenin olduğunu düşünüyorum." değerlendirmesini yaptı.
"MİLLETİN SIRTINA SAPLANMIŞ BİR HANÇER"
Gazeteci yazar Yavuz Donat ise 27 Mayıs 1960 darbesini "izleri hala duran, milletin sırtına saplanmış bir hançer" olarak tanımladı.
1960 darbesinin siyaset üzerindeki etkilerinin hala görüldüğünü belirten Donat, "1960 darbesinin getirdiği en büyük kötülüklerden biri ülkemizde siyaset ve siyasetçi düşmanlığının kurumsallaştırılmasıdır ve bu düşmanlık halen devam etmektedir. 27 Mayıs darbelerin annesi, babasıdır. Türk siyasetinin üzerinden öyle bir tır geçti ki hala etkilerini atabilmek mümkün değildir." diye konuştu.
Donat, 27 Mayıs darbesiyle Türkiye'de yeni bir sınıf oluştuğuna işaret ederek, "Sistemin gizli efendileri. Bunlar hala vardır. Halka 'Haso, Memo' diye bakanlar, 'profesörün oyu ile dağdaki çobanın oyu bir midir' diye bakanlar." ifadelerini kullandı.
Darbenin etkilerinin devam ettiğini dile getiren Donat, şunları kaydetti:
"27 Mayıs'ın üzerinden bu kadar zaman geçti ama ruhu yaşıyor. Eğer yaşamasaydı 'ordu göreve' pankartı asılmazdı, 'Genelkurmay'ın ışıkları yanıyor' denilmezdi, Kenan Evren'e gidip 'Paşam daha ne duruyorsun' denilmezdi. Bugün hala Türkiye'de darbe aşkıyla yanıp tutuşan sözde demokrat, demokrasiye inanmayan, milli iradeye inanmayan bir kesim vardır. Darbe başarılı olsa alkışlayacak çok kişi vardı, birtakım siyasetçiler de dahil. Birtakım kişiler hala darbenin özlemiyle, hasretiyle yanıp tutuşmaktadır. Allah Türkiye'yi bir daha o günlere götürmesin."
"DARBEYİ YAPANLAR BUGÜNE KADAR ETKİSİNİ SÜRDÜRECEK BİR GÜÇ OLUŞTURMUŞTUR"
Akademisyen yazar Rasim Koç ise 27 Mayıs'ın ülkenin hem bürokratik yapısını hem de devlet yönetim işleyişini bozduğunu söyledi.
Darbeyi yapanların ordu içindeki azınlık grup olduğunu, 38 kişilik bu grubun kendi içinde de farklı fikirler taşıdığını anlatan Koç, darbeden sonra grup içinde tasfiyeler gerçekleştiğini anımsattı.
27 Mayıs'ın kendinden sonraki darbelere etkisinin büyük olduğunu dile getiren Koç, "Darbeyi yapanlar bugüne kadar etkisini sürdürecek bir güç oluşturmuştur." ifadesini kullandı.
Koç, 27 Mayıs'ta Demokrat Parti'nin kapatıldığını, CHP'nin kurumsal kimliğinin devam ettiğini aktararak, "Sadece bir partiye karşı işlenmiş bir darbedir. 15 Temmuz'da da tek bir parti hedef alınmıştır. 2007'de de tek bir parti hedef alınmıştır. Bunlar birbirinin devamı olan, temelinde hukuk, demokrasi, özgürlük olmayan, belli bir zümrenin vesayetine dayalı bir iktidar anlayışı." değerlendirmesinde bulundu.
"CİDDİ MANADA UYANIK OLMALIYIZ"
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Akif Çağatay Kılıç ise konferansın ikinci oturumunda konuştu. Kılıç, bugün iletişim kanallarının kötü amaçlar için de kullanıldığını ifade ederek, "Önümüzdeki dönemde demokrasi dışı, hak, hukuk dışı müdahalelere kalkışacak olanların sadece bildiğimiz, konvansiyonel diye tabir ettiğimiz araçları kullanmayacağını, sosyal medyayı ciddi manada suiistimal edeceklerini, sahte haberlerle kamuoyu oluşturma yoluna gideceklerini düşünüyorum." dedi.
1960 darbesinden sonra iktidarı kötülemek için radyo ve gazetelerin kullanıldığını, "gençlerin kıyma makinelerine konulduğu" haberlerinin yapıldığını anımsatan Kılıç, "Şunu görmek lazım, o darbelerin arkasındaki güçler o gün o imkanları kullanıyordu, bugün başka imkanları kullanmaya çalışıyor. Geleneksel anlamda anladığımız darbeyi yapmaya gerek duymadan birtakım manipülasyonlarla sonuç elde etmeye çalışıyorlar. Onun için bu konuda ciddi manada uyanık olmalıyız." ifadelerini kullandı.
Şu an Türkiye'de siyasetin içerisinde muhalefetin farklı unsurlarının da bulunduğu bir algı operasyonu çalışması olduğunu söyleyen Kılıç, "Bunu Meclis'te de yaşıyoruz. Doğru olmayan bilgiler üzerine algı operasyonları kurulup, bir takım yasa dışı, demokrasi dışı müdahalelerin sanki algısal anlamda altyapısı hazırlanmaya çalışılıyor gibi bir algı tabii ki hepimizde oluşuyor." değerlendirmesini yaptı.
Ülkenin, milletin hassasiyetleri noktasında gösterilmesi gereken duruşunun açık olduğunu dile getiren Kılıç, "Bunları ortaya koyarken çıkıp da 15 Temmuz'u kontrollü, organize, tiyatro veya önüne başka sıfatlar getirerek adlandırmaya çalışmak darbeci zihniyetin değirmenine su taşımaktan başka bir noktaya gitmez." dedi.
"DEMOKRASİ BİLİNCİNİN GELİŞMESİ AÇISINDAN ÖNEMLİ"
Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Üyesi Prof. Dr. Burhanettin Duran ise 1960 darbesinin verdiği zararı çok yönlü değerlendirmenin demokrasi bilincinin gelişmesi açısından önemli olduğuna dikkati çekti.
Türkiye'de darbelerin ortak noktalarına değinen Duran, "Toplumsal ve siyasal gruplar arasındaki çatışmaları artıran bir ortamın oluşturulduğunu, ekonominin bu şekilde olumsuz bir havayla ele alındığını ve sürekli siyasetin başarılı olamadığı kampanyasının yürütüldüğünü, içeride medya eliyle psikolojik bir harbin yükseltildiğini, kurumsal krizin yaratılmaya çalışıldığını gördük. Bunlar 1960 darbesine has değildi. 17-25 Aralık, MİT tırları gibi olaylar da böyleydi." diye konuştu.
Bugün ülkede demokrasi konusunda daha güçlü bir toplumsal bilinç olduğunu anlatan Duran, "15 Temmuz'da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısıyla meydanlara inen insanlar aslında 1960 darbesiyle de hesaplaştılar ve onu tarihe gömdüler. Bundan sonra vesayetçi hiçbir grubun bu ülkenin kaderini belirleyemeyeceğinin tarihini yazdılar. 15 Temmuz gecesine dair yaptığımız araştırmalarda şunu gördük. İnsanlar Erdoğan'a Menderes'in kaderini yaşatmak istemedikleri için meydandaydılar." ifadelerini kullandı.
"DARBECİ GELENEĞİN BAŞLANGICI"
Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkan Vekili Mehmet Uçum, 1960 darbesinin cumhuriyet tarihi açısından darbeci geleneğin başlangıcı olduğunu, etkilerinin sonraki dönemlerde de kendini gösterdiğini anlattı.
Cumhuriyetin egemenliği kayıtsız, şartsız millete veren bir sistem olduğuna işaret eden Uçum, "1960 darbesi sadece demokratik düzene karşı yapılmış bir darbe değildir, aynı zamanda cumhuriyete karşı da bir darbedir." dedi.
Darbelerin tamamının demokrasi karşıtlığı üzerinden tartışıldığını ancak aynı zamanda cumhuriyet karşıtlığı olduğunu anlatan Uçum, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Cumhuriyete karşı olmasının sonuçları milli egemenliğin parçalanması şeklinde bir sistem kurulmasıyla bağlantılıdır. 1961 Anayasası'na bakıldığında egemenlik ilkesine ilişkin düzenleme değiştirilmiştir. 1921 ve 1924 anayasalarında 'Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir' hükmü vardır. Bunun yanına kurumsal yapılar koymamış, yetkili organlar tayin etmemiştir. 1961 Anayasası'nda 'Egemenlik kayıtsız, şartsız millete aittir.' dedikten sonra egemenliğin anayasada belirtilen yetkili organlar eliyle kullanılabileceğine ilişkin düzenleme koymuştur. Bunu 1982 Anayasası da tekrar etmiştir. Bu bilinçlidir. Amacı milli egemenliği sınırlamaktır. Esas itibarıyla halkın iradesiyle, seçimler yoluyla, halkoylamaları yoluyla, diğer inisiyatifleriyle kullanması gereken egemenlik, milli egemenlik ve kurumsal egemenlik olarak ikiye bölünmüştür."
Diğer ülkelerde darbeci geleneklerin bir şekilde tasfiye edildiğini ancak Türkiye'de 1960 darbesinden sonra 50 yıldan fazla etkisini ve varlığını sürdürdüğünü kaydeden Uçum, "Bunun asli sebebi, darbeci geleneğin hukuksal sistematik içerisinde bir egemenlik pozisyonu oluşturmasıdır." diye konuştu.
1960 darbesiyle yapılan düzenlemelerin kalıntılarının 1982 Anayasası'nda da görüldüğünü aktaran Uçum, şöyle konuştu:
"Milli egemenliğe ortak olmuş, demokrasiye karşıt pozisyonda yapılanmış bu kurumsal egemenliği tümden tasfiye etmemizin yolu yeni sivil demokratik bir anayasayı kabul etmemizden geçiyor. Reform sürecini tamamlayacak hedef yeni, sivil bir anayasa olmak zorunda. 2023 sürecinde Sayın Cumhurbaşkanı'nın gündeme getirdiği, Cumhur İttifakı'nın sahip çıktığı yeni anayasa hedefi, diğer partilerin her ne kadar sistem değişikliği üzerinden de ele alsalar yeni anayasa çalışmaları Türkiye'nin yeni anayasa ihtiyacının ne denli güçlü olduğunu ortaya koymaktadır."


 

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
açık
banner364
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 22 51
2. Konyaspor 21 42
3. Fenerbahçe 22 36
4. Alanyaspor 22 35
5. Beşiktaş 22 35
6. Hatayspor 22 35
7. Başakşehir 21 34
8. Adana Demirspor 22 34
9. Kayserispor 22 31
10. Gaziantep FK 21 31
11. Sivasspor 22 30
12. Karagümrük 22 30
13. Galatasaray 22 27
14. Giresunspor 22 26
15. Kasımpaşa 22 24
16. Göztepe 22 24
17. Antalyaspor 22 23
18. Rizespor 22 21
19. Altay 22 18
20. Ö.K Yeni Malatya 21 15
Takımlar O P
1. Ümraniye 20 42
2. Ankaragücü 20 42
3. Erzurumspor 20 38
4. Eyüpspor 20 36
5. Bandırmaspor 20 33
6. İstanbulspor 20 33
7. Adanaspor 20 32
8. Samsunspor 19 30
9. Tuzlaspor 20 27
10. Gençlerbirliği 20 26
11. Manisa Futbol Kulübü 20 25
12. Boluspor 19 24
13. Kocaelispor 20 24
14. Keçiörengücü 20 23
15. Menemen Belediyespor 20 23
16. Altınordu 20 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 20 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 22 56
2. Liverpool 21 45
3. Chelsea 23 44
4. West Ham United 22 37
5. Tottenham 19 36
6. Arsenal 20 35
7. M. United 21 35
8. Wolverhampton Wanderers 20 31
9. Brighton 21 29
10. Leicester City 19 25
11. Crystal Palace 21 24
12. Southampton 21 24
13. Aston Villa 20 23
14. Brentford 22 23
15. Leeds United 20 22
16. Everton 19 19
17. Watford 19 14
18. Norwich City 21 13
19. Newcastle 20 12
20. Burnley 17 11
Takımlar O P
1. Real Madrid 21 49
2. Sevilla 21 45
3. Real Betis 21 37
4. Atletico Madrid 20 33
5. Real Sociedad 20 33
6. Barcelona 20 32
7. Rayo Vallecano 20 31
8. Villarreal 21 29
9. Valencia 21 29
10. Athletic Bilbao 21 28
11. Espanyol 21 27
12. Celta Vigo 21 26
13. Osasuna 21 25
14. Granada 21 24
15. Elche 21 22
16. Getafe 21 21
17. Mallorca 20 20
18. Deportivo Alaves 21 17
19. Cadiz 21 15
20. Levante 20 11

Gelişmelerden Haberdar Olun

@