ÇORUM’DA HAMAM KÜLTÜRÜ VE GÜPÜR HAMAMI-1

Hasan TULUK - Teknik öğretmen / Metal Sanatçısı - Osmanlı toplum hayatında hamamların önemli bir yeri vardır. Hamamlar, temel temizlenme ihtiyaçlarını karşılamanın yanında bulunduğu şehir için aynı zamanda kültürel kimliğin de bir parçası olmuşlardır. Bu yıkanma, temizlenme ihtiyacı kimi zaman halka açık çarşı hamamlarında, kimi zaman zengin aileler için konakların özel hamamlarında, kimi zaman da sıradan evlerin gusülhanelerinde giderilmiştir. Köy halkının hamamı ise yunaklıklardır. Yunaklık aynı zamanda köy ahalisinin çamaşır yıkama mekânıdır da.

ÇORUM’DA HAMAM KÜLTÜRÜ VE GÜPÜR HAMAMI-1

Hasan TULUK - Teknik öğretmen / Metal Sanatçısı - Osmanlı toplum hayatında hamamların önemli bir yeri vardır. Hamamlar, temel temizlenme ihtiyaçlarını karşılamanın yanında bulunduğu şehir için aynı zamanda kültürel kimliğin de bir parçası olmuşlardır. Bu yıkanma, temizlenme ihtiyacı kimi zaman halka açık çarşı hamamlarında, kimi zaman zengin aileler için konakların özel hamamlarında, kimi zaman da sıradan evlerin gusülhanelerinde giderilmiştir. Köy halkının hamamı ise yunaklıklardır. Yunaklık aynı zamanda köy ahalisinin çamaşır yıkama mekânıdır da.

06 Temmuz 2019 Cumartesi 00:11
ÇORUM’DA HAMAM KÜLTÜRÜ VE GÜPÜR HAMAMI-1

PAŞA, YENİ (ALİ PAŞA) VE GÜPÜR

Çorum’da Paşa, Yeni (Ali Paşa) ve Güpür Hamamı çarşı hamamlarıdır. Bilinen yegâne özel hamam bugün Ömer Paşa Konağı bahçesinde harabe haldedir. Özel hamamın geç dönem ilginç bir başka örneği, bugün ayakta olmayan Mehmet Battal Evi’nde tespit edilmiş, yayınlanmıştır. Gusülhaneler ise geleneksel Çorum evlerinin neredeyse alternatifsiz mekânıdır ve bazı örneklerde suyun aynı mekânda ısıtıldığı ilginç uygulamalarla dikkati çekerler. Bugün müze binası olarak kullanılan, 1914 tarihli Emraz-ı Umumiye Hastanesi’nin arkasında da bir hamamın var olduğunu, binanın 1950’li yıllarda öğrencisi olduğum Erkek Sanat Okulu olduğu yıllarda demir ve tesviye atölyesi metal hurdalığı olarak kullanıldığını çok iyi hatırlıyorum.
GÜVEY, GELİN, ASKER HAMAMI

Güya (güvey-damat) hamamı, asker hamamı, gelin hamamı; hamam kültürünün Çorum’daki belli başlı eğlencelerindendir. Evlenecek genç erkek ve kız çocuk için, ya da askere gidecek delikanlılar için düzenlenen hamam toplantılarında gençler ve yakınları kendi aralarında eğlenirlerdi. Hamamlar evlenme çağına gelmiş erkek çocuklara anaların kız beğendiği mekânlardı aynı zamanda. Hamama sonradan gelen dostların hamam paralarının “sıhhatler olsun” dilekleriyle ödenmesi; yaşı küçük, görüntüsü olgun erkek çocukların kadın hamamlarına alınmaması, ısrarcı olanlara “babasını da getirseydin” alaycı serzenişi; hamam çıkışı sokakta karşılaşan kadınların birbirlerinin ellerini tutarak salavat getirmeleri, çocuk ve gelinlerin büyüklerin ellerini öptükten sonra iyi dileklerde bulunup ayrılmaları da bu kültürün bir parçasıydı.

GÖBEK TAŞINDA YEMEK KEYFİ

Kadınların hamam keyfi daha eğlenceli olurdu. Kanaviçe işlemeli hamam bohçasına hamam eşyaları konduktan sonra aile büyükleri, örtündükleri atkı, siyah çarşaf ya da Çorum’a has döşeme içerisinde ve koltuk altına aldıkları bohça ile hamama giderlerdi. Bohça içinde; hamam tası, tarak, sabun, lif, kese ve kil olurdu. Kil, saçın açılmasını kolaylaştırdığı için önceden ıslatılırdı. “Hamama gidecek kadın akşamdan kilini ıslatır” sözü bu geleneğin ürettiği atasözüdür.

Kadınlar gün boyu hamamda kalırlar; pazar ekmeği, pervede, pekmez, mayalı, çörek götürmeyi de ihmal etmezlerdi. Hele bir de bütün turşu varsa hamam sefasına doyum olmazdı. Göbek taşına serilen örtü üzerine doluşup karınlar bir güzel doyurulurdu. Eğlenen grup dışındaki hamam sakini çocuk ve yeni gelinler de ihmal edilmez, gözü açık bir yakının “Anam turşu pek güzel koktu. Biraz verir misin?” talebine çoğu durumda “O nasıl söz. Al anam al!” diyerek karşılık verilirdi.

TAS TAS ÜSTÜNDE

Osmanlı döneminde, hatta bu yüzyılın başına kadar hamamlar sosyal yaşamın neredeyse ayrılmaz bir parçasıydı. Hamamlar çoğu zaman ve belirli saatlerde aşırı kalabalık olur, erken gelip bir kurnanın başına çöreklenen kadınlar, yakınlarını da yanlarına alınca uzunca bir süre oradan ayrılmaz, yer bulamayanlar da en yakın kurnadan hamam tasıyla su alarak boş bulduğu bir köşede yıkanmak zorunda kalırlardı. Kimi zaman bu durum sert tartışmalara da neden olurdu. Böyle bir zamanda hamamdan dönen bir kadına sorulan “Hamam nasıldı?” sorusuna “Tas tas üstünde” cevabı verilirdi.

Çorum’da hamama gitmek çocuklar için de eğlenceliydi. Bakırcı esnafının kız çocukları şanslı olanlardandı. Babanın yaptığı küçük bakır helke ya da hamam tası çocukların başlıca oyuncağı olurdu. Götürülen kabuklu ceviz ile içi-dışı kalaylı bu kaplarla oynanır, vakit geçirilirdi.

KESELEME YARDIMLAŞMASI

Hamam kültüründe yaşlı ya da kimsesiz kadınlar da unutulmamıştı. Hamam sakini aile büyüğü tek başına gelmiş yaşlı bir kadını gördüğünde, kızı ya da gelinini gönderir yardımcı olmalarını sağlardı. Sırtı keselenip yıkanan kadın da dua ederek karşılık verirdi. Yaşlı kadın hamamda tanıdık birisini bulamasa da yanı başında duran, hal ve hareketinden emin olduğu gence “yavrum şu sırtımı keseler misin?” demesi yeterliydi.

Çorum’da geleneksel sanatların itibar gördüğü yıllarda esnaf ve zanaatkârların hafta sonu yorgunluklarını attıkları yerler de yine hamamlardı. Bakırcı ustalarının kalfa ve çıraklarıyla birlikte hamama gitme geleneği yıllarca sürdü.

BABA HIDIR TULUK’LA GÜPÜR HAMAMI

Çorum’da Paşa Hamamı, Yeni (Ali Paşa) Hamam ve Güpür Hamamı bu kültürün yaşatıldığı yerlerdi. Çocukluktan üniversite yıllarıma kadar, özellikle de İlkokul ve Sanat okulu öğrencisi olduğum yıllarda belirli aralıklarla babamla (Hıdır Tuluk) birlikte Güpür Hamamı’na giderdik. Babam tanınan bir sima olduğu ve bahşişi hiç eksik etmediği için epeyce itibar görürdük. Bizim için yeni havlular çıkarılır, giyininceye kadar da iki kez havlu değiştirilirdi. Babam terinin kuruması ve dinlenmesi için bir süre yatardı. Benim dinlenmelerim daha kısa süreliydi ama babamı da beklemek zorundaydım.

LİMONLU ÇAY MI, SADE GAZOZ MU?

Hamamda gün boyu çay servisi olur; çaycı, hamam içinde köşe bucak koşuştururdu. Kimi, demli ve kesme şekerli çay, kimi de limonlu kant isterdi. Bardaklar o yıllarda bana daha doyurucu gelirdi. Kırmızı beyaz desenli seramik tabak içinde ocaktaki buharıyla getirilen sıcak su bardağına yarım dilimlik limon, posası çıkıncaya ve bardağın yüzeyinde limon lifleri görününceye kadar sıkılır, parmaklar arasında kalan limon suyu hararetli dudaklarla buluşturulduktan sonra keyifle içilirdi. Hamamda benim tercihim her zaman sade gazozdu. Büyüklerimiz tembih etse de zararına aldırış etmeden buz gibi gazozu zevkle içerdim. Öyle hoş olurdu ki, çabuk tükenmesini istemediğim için arada bir şişeyi kontrol etmekten de kendimi alamazdım. Hamam çıkışında da, pekmeze bandırılmış sade Çorum simidini bugünkü Ziraat Bankası karşı köşesindeki simitçi dükkânından almadan eve girmezdim.

Hamam zevkini, Sanat Okulu öğrencisi olduğum yıllarda arkadaşlarımızla da yaşardık. Hamam çalışanları ikaz etse de su ile şakalaşmadan edemez, hamamın keyfini sonuna kadar çıkarmadan ayrılmazdık. Bu eğlencemizi de daha çok Yeni Hamam’ın yüksek kubbeli, aydınlıklı, geniş göbek taşlı ve ortasında süs havuzu bulunan mekânında yapardık.

RAMAZANA HAZIRLIK

Ramazan gelmeden 10-15 gün önce evlerde hanımlar -Çorum tabiriyle- “ev kaldırır”, köşe bucak temizler, sonra da hamama gidip temizlenirlerdi. Ramazan ayı böyle karşılanırdı. Ramazan’da hamamlar sabaha kadar da açık olurdu. Biz gençler de bunu fırsat bilir, hamamda eğlenir, yeni güne de sahuru yaparak başlardık. Başta tava mayalısı, katmer, yanıç, kayısı hoşafı, pekmez ya da çay da hamam sahurlarımızın başlıca yemekleri olurdu.

SÜRECEK