“Bütçede yine emekçinin adı yok”

KESK Genel Örgütlenme Sekreteri İlhan Yiğit, 2015 bütçe görüşmelerinde yine emekçinin adının olmadığını söyledi.

“Bütçede yine emekçinin adı yok”

KESK Genel Örgütlenme Sekreteri İlhan Yiğit, 2015 bütçe görüşmelerinde yine emekçinin adının olmadığını söyledi.

06 Aralık 2014 Cumartesi 01:56
“Bütçede yine emekçinin adı yok”
KESK Genel Örgütlenme Sekreteri İlhan Yiğit, 2015 bütçe görüşmelerinde yine emekçinin adının olmadığını söyledi.
2015 bütçesinin protesto edilmesi amacıyla 13 Aralık’ta yapılacak olan miting için Tüm Bel Sen Genel Başkanı Ömer Salih Erol ve SES MYK Üyesi İbrahim Kara ile birlikte dün ilimize gelen KESK Genel Örgütlenme Sekreteri İlhan Yiğit, Eğitim Sen Çorum Şubesi’nde bir basın toplantısı düzenledi.
Çorum’daki KESK’e bağlı sendikaların başkan, temsilci ve üyelerinin de hazır bulunduğu toplantıda Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edilerek Genel Kurul’a sevk edilen 2015 Merkezi Yönetim Bütçesi hakkında açıklamada bulunuldu.
Bütçenin öncekiler gibi, demokratik katılımcılığı esas almadan, toplumun en geniş kesimlerinin müzakere ve onayına başvurulmadan antidemokratik bir anlayışla hazırlandığını ifade eden Yiğit, “Bu dönemde talebini yüksek sesle dillendiren emekçilerin payına yine her zaman olduğu gibi polis şiddeti, gaz, gözaltı düşmüştür” dedi.
2015 bütçesinin emekçi halkı yoksullaştıran, sermayeyi kayıran, piyasalaştırmayı, özelleştirmeyi, taşeronlaştırmayı ve iş cinayetlerini daha da arttıran, vergi yükünü doğrudan ya da dolaylı olarak emekçi sınıf ve halkların omuzlarına yükleyen bir bütçe olduğunu kaydeden Yiğit, “Elektrik, su, doğalgaz gibi zorunlu ihtiyaçların fiyatlarını yüksek tutarak bütçe gelirlerinin yükünü halka ödeten bir bütçedir. Kaynakların içeride ve dışarıda savaşa ayrıldığı bir savaş bütçesidir. Giderek otoriterleşen bir devletin bütçesidir. Toplumu muhafazakarlaştıran, siyasal-İslam bütçesidir” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin her geçen gün vahşi kapitalizmin karanlık uygulamalarının içine sürüklendiğini belirten Yiğit, konuşmasına şu şekilde devam etti:
“İşçilere emekçilere artık her gün toplu iş katliamlarında can vermek, kamu emekçilerine köleleştirilmek, kadınlara aşağılanmak, ezilenlere-halklara baskı ve şiddet, LGBTİ bireylere nefret söylemiyle ölüm, gençlere geleceksiz bir ülke dayatılmak istenmektedir.
Haklarımıza göz diken torba yasalar, piyasalaşmayı kutsayan dönüşüm politikaları, çalışma yaşamımızı cehenneme çeviren uygulamalar her geçen gün hızlanmaktadır. AKP hükümetinin kapalı kapılar ardında hazırladığı bütçe de bu saldırıların bir devamıdır.
Bütçe Kanunu Tasarısı’na göre, 2015yılında Türkiye’de Gayri Safi Yurtiçi Hasıla 1,9 trilyon TL olacak, yapılacak kamu harcaması 473 milyar TL ve toplanacak vergi gelirleri 427 milyar TL olacaktır.
Bunun anlamı şudur; devlet işçilerin, emekçilerin bir yılda ürettikleri değerin yaklaşık dörtte birine el koyacaktır. Bütçe dışı fonlar, örtülü ödenek gibi mekanizmalarla emekçilerden aktarılan kaynak gerçekte üçte biri bulmaktadır.
Bu gasp yetmezmiş gibi çift haneye yaklaşmış enflasyon karşısında kamu emekçilerine, işçilere 2015 yılı için yüzde 3’lük zam dayatılmaktadır. Bunun adı gasptır, soygundur.
En iyimser araştırmalar bile son 11 yıl içinde kamu emekçilerinin maaşlarında %23’lük bir kayıp yaşandığını ortaya koyarken ve AKP-Memur Sen tarafından yapılan 2014 yılı satış sözleşmesinden kaynaklı bu kayıp daha da büyürken, %3’lük zam demek, emekçilerle alay etmek, emeklerini aşağılamak demektir!.
Bugün brüt olarak 1,102 TL olan asgari ücretten işçilerin eline 868 TL kalmaktadır. Asgari ücretlinin öğün başına sadece 75 kuruş ayırabildiği ülkemizde devlet bu 75 kuruşun bile peşine düşmektedir. Dünyanın en adaletsiz vergi sistemiyle asgari ücretin yüzde 44’üne devlet vergi adı altında el koymakta, kalanını da dolaylı vergiler kanalıyla işçinin elinden almaktadır.
En son Ermenek’te iş cinayeti sonucu kaybettiğimiz işçi kardeşimizin babası Recep amcanın delikli ayakkabısı hepimizin gerçekliğidir. İşçi sağlığı ve güvenliğini maliyet olarak gören, taşeronlaştırma ve sendikasızlaştırmayla işçileri ölüme terk eden bu düzen işçilerin yoksulluğundan, işlerin kanından beslenmektedir.
Dahası bu nasıl bir hoyratlıktır ki, milyonlarca insanın evsiz olduğu bir ülkede Cumhurbaşkanı kendine 1,3 milyar liralık konut yaptırabilmekte, Cumhurbaşkanlığı bütçesi yaklaşık yüzde 100 artarak 397 milyar liraya çıkartılabilmektedir.
Bugün 1,3 milyar’lık AKSaray 2,5 milyon kamu emekçisine % 2 daha fazla zam demektir. 1 milyon 600 bin asgari ücretlinin aylığıdır. 274 tane tam donanımlı okul, 92 Üniversite, 200 tane tam donanımlı hastanedir.”
(Taner ŞİMŞEK)
Son Güncelleme: 06.12.2014 01:57