“Bor, kanserli hücreyi 18 ay içinde tekrar çıkmamak üzere yok ediyor”

Northern Illinois Üniversitesi’nden Prof.Dr. Narayan Hosmane, Çorum’daki Kimya Kongresi’nde, insanlık adına son derece umut verici bilgileri kamuoyu ile paylaştı.

“Bor, kanserli hücreyi 18 ay içinde tekrar çıkmamak üzere yok ediyor”

Northern Illinois Üniversitesi’nden Prof.Dr. Narayan Hosmane, Çorum’daki Kimya Kongresi’nde, insanlık adına son derece umut verici bilgileri kamuoyu ile paylaştı.

06 Temmuz 2019 Cumartesi 00:10
“Bor, kanserli hücreyi 18 ay içinde tekrar çıkmamak üzere yok ediyor”

Dünyadaki bor rezervlerinin yüzde 75’inin Türkiye’de, özellikle Batı Anadolu’da bulunduğunu hatırlatan Prof. Hosmane, bunun Türkiye açısından olağanüstü bir zenginlik olduğuna vurgu yaptı.

Prof. Hosmane, bor elementinin sağlık alanında nasıl kullanılabileceği konusunda uzun yıllardan beri araştırma yaptıklarını anlatarak, “Borla kanser tedavisinde çok olumlu sonuçlar aldık” dedi.

Hitit Üniversitesi'nin düzenlediği kongreye katılan Northern Illinois Üniversitesi'nden Prof. Dr. Narayan Hosmane, bor elementiyle kanser tedavisinde önemli yol kat ettiklerini ileri sürerek, "Bor elementiyle kanser tedavisinde çok güzel sonuçlar aldık, 18 ay içinde kanser tamamen ölüyor. Eğer tamamen öldürüldüyse kanserin yenileme şansı da yok" dedi.

Hitit Üniversitesi'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen 7. Anorganik Kimya Kongresi, dünyada önemli çalışmalar yapan akademisyenleri ağırlıyor. Bu kapsamda kongreye katılmak için Çorum'a gelen Northern Illinois Üniversitesi'nden Prof. Dr. Hosmane, kanser tedavisi üzerine yaptıkları çalışmalarla ilgili önemli bilgiler verdi.

“KANSERLİ HÜCREYİ YOK ETMEYİ BAŞARDIK”

Dünyadaki rezervlerinin yüzde 75'inin Türkiye'de bulunduğu bor elementiyle tedavi yöntemi geliştirdiklerini dile getiren Hosmane, bor elementinin sağlık alanında nasıl kullanılabileceğine dair uzun yılladır araştırma yaptıklarını belirterek, dünyanın farklı bölgelerindeki ortaklarıyla yürüttükleri çalışmalar neticesinde bor ile kanserli hücreleri yok etmeyi başardıklarını söyledi.

Hosmane, "Borun, boron 10 ve boron 11 olarak iki izotopu var. Birinde 10, diğerinde 11 nötron var. 10 nötronu olan, bir nötron almaya çalışırsa patlayabilir. Patladığında alfa partikülleri yayıyor. Bu partiküller de 2,79 mega elektron voltluk enerjiye sahip. Bu enerji herhangi bir hücreyi öldürebilecek güçte. Eğer bu bor elementi kanser hücresine girerse onu, sağlıklı hücreye girerse bu hücreyi öldürür. Kimyacılar olarak bizim görevimiz, onu kanser hücresine yönlendirmek. Aksi takdirde zararı olacaktır" dedi.

“SAĞLIKLI HÜCRE ATIYOR, KANSERLİ HÜCRE FARKINA VARAMAYIP İÇİNE ALIYOR”

100 yıl yaşayan bir insanın kemiklerini güçlendirmek için sadece 24 gram bora ihtiyaç duyulduğunu belirten Hosmane, şöyle devam etti:

"Bunun haricinde insan vücudunun bora ihtiyacı yok. Bu nedenle boru vücuda gönderdiğimizde sağlıklı hücreler bunu 24 saat içinde vücuttan atıyor ancak kanser hücresinin seveceği şekilde biyomoleküllere bağlarsanız, hücre bu biyomoleküllerde bor olduğunun farkına varamıyor ve içine alıyor. Dolayısıyla şeker ya da organik asitler gibi biyomoleküllere bağlayıp kanser hücresinin içine soktuğumuzda fark edilmediği için saatlerce içerisinde kaldığı kanser hücresini öldürüyor."

“YAN ETKİSİ YOK”

İnsan vücudundaki bir gram tümörün yok edilmesi için 35 mikrogram bora ihtiyaç duyulduğunu aktaran Hosmane, şöyle konuştu:

"35 mikrogram boru kanser hücresine gönderiyoruz. Bu da kanser hücresinin ölmesi için yeterli. Bu yöntem, 'Boron nötron yakalama terapisi olarak isimlendiriliyor. Japonya'daki ortaklarımızla beyin kanseri olan hastalarda bunu denedik.

Bor elementiyle kanser tedavisinde çok güzel sonuçlar aldık, 18 ay içinde kanser tamamen ölüyor. Eğer tamamen öldürüldüyse kanserin yenileme şansı da yok. Eğer tedavi tam uygulanmadıysa, bor miktarı yeterli gelmediyse kanser tekrar yenileyebilir.

7-8 yıl önce kanser tedavisinde kullanılan bor miktarı 24 mikrogram civarındaydı. Bu yetersiz geldiği için kanser hücreleri ölmüyordu ve yenileniyordu ancak bu yöntemle böyle bir şey söz konusu değil. Bu tedaviyi uyguladığımız hiç kimse ölmedi. Herhangi bir yan etkisi yok. Tedaviyi yarıda kesenler sıkıntı yaşadı ama tam uygulayanlar sıkıntı yaşamadı." (Haber Merkezi)