Adnan Zeki Bıyık: “Kanuni de, Ebussuud da zor hesap verir”

TV dizisinde Şehzade Mustafa’nın katledilmesi tartışılıyor…

Adnan Zeki Bıyık: “Kanuni de, Ebussuud da zor hesap verir”

TV dizisinde Şehzade Mustafa’nın katledilmesi tartışılıyor…

15 Şubat 2014 Cumartesi 00:14
Adnan Zeki Bıyık: “Kanuni de, Ebussuud da zor hesap verir”
Kırklareli İl Müftü Yardımcısı, eski Çorum-Ortaköy Müftüsü Adnan Zeki Bıyık, “Muhteşem Yüzyıl” dizisinin son bölümünde, Şehzade Mustafa’nın, babası Kanuni Sultan Süleyman’ın emri, İskilipli Şeyhülislam Ebussuud’un fetvasıyla boğdurularak öldürülmesi sahnesini değerlendirirken, Kanuni’nin de, Ebussuud’un da evlat katlinin hesabını zor vereceklerini söyledi.

Sıradışı Müftü Adnan Zeki Bıyık, “Muhteşem Yüzyıl” dizisinde Kanuni Sultan Süleyman'ın, oğlu Mustafa'yı öldürtme sahnesiyle ilgili çıkan tartışmalar üzerine kardeş katlinin dini açıdan değerlendirmesini yaparak "Padiaşahın da fetvayı verenin de Arasat’ta hali pek yaman olacak" dedi.

HEPSİ ALLAH KATINDA GÜNAHKAR
Müftü Adnan Zeki Bıyık’ın değerlendirmesi şöyle:
Padişahların çocuklarını ve kardeşlerini öldürmesi caiz mi?
Devlete baş kaldıran, terörizm-eşkıyalık suçunu işleyenler haricinde kimsenin canına kıyılması caiz değildir.İleride başımıza bela olur deyu niceleri boğdurulmuştur. Dolayısıyla keyfi bir uygulamaya müteveccih durum olduğundan hadise istismar edilebilmektedir. Fatih'in kanununu gerekçe gösterip daha 17-18 yaşına bile varamadan öldürülen masumları göz önüne aldığımızda bu katl olayına caiz diye fetva verenler de yasayı çıkaranlar da kanunu infaz edenler de Allah katında günahkârdır. Hem kul hakkına hem de Allah'ın hukukuna tecavüz etmişlerdir. Buna literatürde Hukuk-u ibad ve hukukullah denir.

Kuran'ı Kerim Tekvir Sûresinde Yüce Allah şöyle buyurur:

"Diri diri toprağa gömülen kız çocuğuna -Hangi Günah yüzünden öldürüldüğü- sorulduğu zaman..."

Necm Süresinde de yine "Allah öldürür ve diriltir" buyrulur.

FATİH SULTAN MEHMET’İN KANUNNAMESİ
Büyük Osmanlı Padişahlarından II. Mehmet (Fatih Sultan Mehmet) in çıkardığı bu konuyla ilgili kanunnamede şöyle denilir:

‘‘Ve her kimseye evlâdımdan saltanat müyesser ola, karındaşlarını Nizâm-ı Âlem için katl eylemek münasiptir. Ekser ûlema dahi tecviz etmiştir. Anınla amil olalar.’’

Kanunda da görüleceği üzere bu kanuna veya ölüm fetvasına izin vermeyen bunu tecviz etmeyen alimler de olmuş. Bu karara imza atan ulema ya korkularından veya ilmî varidâtının kifayetsizliği yahut da başka sebeplerle atmış olmalılar. Çünkü Allah'ın verdiği can Allah'ın himayesindedir ve O'nun garantörü de Cenâb-ı Haktır. İslam Dini 5 şeyin korunmasını emretmiştir ki bu görev devletindir. Bu 5 şey; Aklı Korumak, Dini korumak, Canı Korumak, malı korumak, nesli korumak...Bunları korumak devletin görevidir. Öyle bir devlet sistemi oluşturulmuş ki " devletin selâmeti" için deyip koruması gereken canı devlet kendisi alıyor. İleride taht kavgası olur ülke bölünür parçalanır endişesiyle nice masum canlar bu şekilde derdest edilmiştir.

VATANIN SELAMETİ İÇİN BAŞKA TEDBİR…
Fatih'in bu kanununa istinaden birçok cinayetler işlenmiştir. Peki Fatih'den önce bu öldürmeler yok muydu. Vardı tabi ki, örneğin Osman Bey Amcası Dündar Bey'i boğdurtmuştur. Çelebi Mehmet, kardeşi Mustafa Çelebi haricinde diğer kardeşlerini öldürtmüştü.

Vatanın selameti için bu öldürme işi için daha uygun bir cezaya dönüştürülemez miydi. Elbette değişik uygulamalarla taht kavgası ve çıkabilecek iç kargaşalar kontrol edilebilirdi. Bunu da benim de çok sevdiğim Padişah I. Ahmet hayata koydu ve kardeşin kardeşi öldürme işini kafes sistemini getirerek çözdü. Kafes sistemi şehzadenin öldürülmeyip ev hapsinde tutulması şeklindeki bir uygulamaydı. Yine Padişah I. Ahmet Ekber-Erşed sistemini getirdi. Bu sistemde hanedanın en yaşlı ve en akıllı üyesi tahta oturacaktı.

III. MEHMET 19 KARDEŞİNİ ÖLDÜRTTÜ
Bu konu çok uzun bir mevzudur. Fatih'in kanunnamesinde yer aldığı şekliyle kardeşin kardeşi katletme hadisesi siyasi açıdan düzeni sağlayıp belki Osmanlı'nın ömrünü uzatmıştır. Biz burada siyasi bakışı değil bu uygulamanın dini açıdan muvafık olup olmadığını inceliyoruz. Yukarıda geçen kanuna dayanarak tarihte birçok kardeş katli yapılmış bu noktada III. Mehmet ,19 kardeşini boğdurarak en fazla kardeş öldüren sultan olarak tarihteki yerini almıştır. Olayı özgün haliyle ünlü tarihçi Nâima şöyle veriyor:

İSTANBUL GÖZYAŞINA GARK OLDU
"Padişah-ı Cihanpenâh'ın biraderi olan on dokuz nefer şehzade-i bî-günah, nizam-ı alem için, kemend-i cânistan ile şüheda zirvesine ilhak edilirlerken, yetişkin olmayanların, annelerinin kucağından alınıp canlarına kıyılmasını harem-i hümayun vaveyla ve göz yaşlarına gark olarak seyreylemiştir..."

İstanbul halkı da bu facianın üzüntü ve ızdırabını çekmiştir. Şehzadelerin en büyüğü Mustafa'nın son anında şu beyti söylemiş olduğunu da, Nâimâ, eserinde naklediyor:

Nâsiyemde kâtib-i kudret ne yazdı bilmedüm
Âh, kim bu gülşen-i alemde herkiz gülmedüm.
Netice-i kelam, Arasat Meydanında zulmen öldürülenler kendilerini öldürenlere sorarlar...
"Bizi neden öldürdünüz, günahımız neydi, en kutsal hakkımız olan hayatı yaşama hakkımızı hangi şeye dayanarak elimizden aldınız? Tekvir süresindeki Ahkam-ı İlahiyeyi neden hiçe saydınız? Siyaset ve Cihanşumûl devlet olma hırsı dininizin önüne mi geçti?



EBUSSUUD EFENDİ NASIL FETVA VERDİN?
Ya sen Ey Ebussuûd! bizim mübarek canımızın alınmasına nasıl fetva verdiniz? bugün bizim elimizden sizi kurtaracak bir şefaatçiniz var mı?

Sağlığında karıncanın öldürülmesine caizdir fetvası vermeyen Ebussud Efendi insanların katline nasıl fetva verebilmişti, bu hala tartışılmaktadır. Hatırlayınız, Kanûni'nin çok sevdiği bir çınar ağacı vardı, onun altında gölgelenir,dinlenir o ağacın altında huzur bulurdu. Birgün karıncalar ağacı sarmalamış ağacın her yerini kaplamışlardı. Kanuni karıncaların öldürülmesini emretmişti. Sonra bunun öldürülmesinin bir vebali olur mu diye zamanın Şeyhülislam'ı Ebussud Efendi'ye şiirsel bir sözle fetva sormuştu;

"Ağacı sarmış olsa karınca- Var mıdır bir günah karıncayı kırınca"

Ebussud Efendi, padişahın gönderdiği ve fetva sorduğu beytin altına yine şiirsel olarak şu beyti yazar:
"Yarın Hakkın divanına varınca- Süleyman'dan hakkın alır karınca"(1)
Tarihimizde İslam alemini çok mütessir eden Kerbela, Cemel, Sıffin ve yüzlerce olay mevcuttur. Burada önemli olan şudur:

TARİHTEN DERS ALMAMIZ GEREKİR
Tarihi olayları sebep gösterip birbirimizle kavga etmek yerine tarihten ders almamız iktiza etmektedir. (gerekir). İslam Dinine bu mukaddes vatanımıza , Türk-İslam Medeniyetine hatta dünya uygarlığına müspet anlamda büyük katkılarda bulunan, hizmetler eden Selçuklu'sundan, Gaznelisi'ne, Karahanlı'sından, Osmanlı'sına, Seâdet asrın'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne kadar günahıyla sevabıyla hepsi bizim ecdadımızdır, büyüklerimizdir. Hepsine hürmet ederiz ama yapılan yanlışları da söyleriz, bunlardan ders alırız. Ders alalım ki onların kurduğu yüksek medeniyeti geliştirerek daha da zirvelere taşıyalım.

Vay sen Osmanlı düşmanı mısın, vay sen nasıl padişahları eleştirirsin mantığıyla gidersek yüksek medeniyetleri tesis edemeyiz. Günümüzü düşünüyorum da dine,vatana, millete, bayrağa kısacası kutsal değerlere ihanet eden o kadar yerli ve hariçte bölücü, parçalayıcı var ki Fatih veya Kanuni bunları görseydi "Vatanın selameti için" bir ferman eylerlerdi ki Taksim'de kurulan dar ağaçları taaaa Gebze'ye ulaşırdı her halde...

ÇOCUĞUNUZU BOĞAZINDA KEMEND İLE HAYAL EDİN
Not: Bazı Osmanlı hayranı olduğunu söyleyenler , "Osmanlı evliyadır dolayısıyla devletin bekası için kardeş ve evlat katli caizdir" sözünün uygun olduğunu savunuyorlar. Böyle bir fetvayı savunanlardan da yarın o haksızca öldürülenler hak talebinde bulunurlarsa şaşırmam. Bir de bu şahıslar bunu savunurken küçük yavrularını boğazında bir kemend (2) ile boğulurken 10 saniye bir hayal etsinler...o zaman onlarla söyleşiriz....Malum ateş düştüğü yeri yakar....O boğulan çocukların annelerinin ciğer patlatan çığlıkları arşı sallıyordu...Yalandan deli olmasın kimse...Osmanlı büyüktü ama eleştirilmeyecek Tanrı da değil...
Tüm ecdadın ervahına Hü diyelim....Hüüüüüüüü

(1) Bazı kaynaklarda Karınca diyaloğundaki Din bilgininin Ebussuûd Efendi değil Zenbilli Ali Efendi olduğu yazılıdır.
(2) Osmanoğullarının kanı kutsal sayıldığından öldürülecek hanedan üyesi boğulmak suretiyle hüküm infaz edilirdi. Bu gelenek Cengiz Han'ın çıkardığı kanuna dayanıyordu. (Moğollarda)
Son Güncelleme: 15.02.2014 17:23