“12 Eylül'de bütün ülke baştanbaşa terörize edildi”

Sağlık-Sen Çorum Şube Başkanı Ahmet Saatcı, 1960 askeri darbesiyle başlayan 71 muhtırasıyla devam edip 12 Eylül’le bütün sistemi askeri anlayışla değiştiren darbeler silsilesinin 28 Şubat, 27 Nisan e-muhtırası ve nihayet 15 Temmuz darbe girişimiyle devam ettiğini bildirdi.

“12 Eylül'de bütün ülke baştanbaşa terörize edildi”

Sağlık-Sen Çorum Şube Başkanı Ahmet Saatcı, 1960 askeri darbesiyle başlayan 71 muhtırasıyla devam edip 12 Eylül’le bütün sistemi askeri anlayışla değiştiren darbeler silsilesinin 28 Şubat, 27 Nisan e-muhtırası ve nihayet 15 Temmuz darbe girişimiyle devam ettiğini bildirdi.

12 Eylül 2019 Perşembe 22:07
“12 Eylül'de bütün ülke baştanbaşa terörize edildi”

Sağlık-Sen Çorum Şube Başkanı Ahmet Saatcı, 1960 askeri darbesiyle başlayan 71 muhtırasıyla devam edip 12 Eylül’le bütün sistemi askeri anlayışla değiştiren darbeler silsilesinin 28 Şubat, 27 Nisan e-muhtırası ve nihayet 15 Temmuz darbe girişimiyle devam ettiğini bildirdi.

Darbe süreçlerinde bir başbakanın ve iki bakanın idam edildiği, siyasetçilerin derdest edildiği, binlerce kişinin hapishanelere doldurulduğu, işkencelerden geçirildiği kara günler yaşandığını ifade eden Saatcı, “Bütün ülke baştanbaşa terörize edildi. Millet iradesi postallarla çiğnendi. Darbe sistematiğinin en kanlılarından olan 12 Eylül’ün en temel özelliği devletin ruhunu tümüyle darbeci anlayışla inşa etmiş olmasıydı. Defalarca değiştirilmesine rağmen Anayasa’ya sinmiş bu ruhtan arınabilmiş değiliz. Mevzuattan müfredata, bürokrasiden devlet felsefesine kadar bu ruh Demokles’in kılıcı gibi başımızın üzerinde sallanıp durmaktadır. Şüphesiz, 16 Nisan referandumuyla kararlaştırılan ve 24 Haziran’da tam anlamıyla geçilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle darbeci zihniyet iyice geriletilmiştir. Lakin darbeler olmasa da darbeci anlayışın beslendiği paradigmadan kurtulmak için bürokratik sistemde değişiklik yeterli değildir. Tam bir arınış ancak, darbenin arkasındaki emperyalizmden içerideki etkenlere kadar darbe sistematiğini harekete geçiren bütün faktörlerle hesaplaşmaktan geçmektedir. 12 Eylül darbecileriyle yargı önünde geç hesaplaşıldığı için darbeciler maalesef hak ettikleri cezayı almadılar.

Yanı sıra 12 Eylül’ün psikolojik ayağını yürüten başta medya olmak üzere iş dünyası ve yargı ayağına dokunulmadı. 12 Eylül’de darbenin dış bağlantısına karşı da güçlü bir koruma geliştirilemedi. Bütün bunların sonucunda emperyalizmin “Bizim çocuklar” dediği tetikçiler önce 28 Şubat’ta sonra da 15 Temmuz’da milli iradenin karşısına çıktılar. Mücadele edilmesi gereken en önemli etken şüphesiz darbe sistematiğinin dış merkezidir” dedi. (Haber Merkezi)