Öğrenmek, insan davranışlarında değişiklikler oluşturur. İnsanın zihnini, gönlünü, ruhunu açar…Yeni bir vizyon kazandırırsa da kalıcı olur.

Öğrendikçe gelişir, büyür, olgunlaşır insan, bunun ne yaşı, ne zamanı, ne de yeri vardır.

Okulda öğreniriz, okudukça öğreniriz, eğer öğrenme kanallarımız açıksa, kendimizi kapatmadıysak, hayatın her alanı bizim için bir sınıf ve öğrenme alanı olur.

Gezmek, görmek,yeni insanlar, yeni yerler keşfetmek benim en büyük öğrenme alanlarımdan birisidir.

Emekli olanı uzun yıllar oldu, ama çalışmaya devam ettim. Hatta ikinci emekliliğim nerdeyse yaklaştı. Tabii ki çalışmak, işleyen demirin ışıldaması misali insanı geliştiren, öğreten, araştırmaya yönlendiren en büyük hazine gerçekten.

Ancak, bir yere kadar diye düşünüp çalışmaya bir süre ara vererek öğrenme ve öğretme ortamımı değiştirdim ve elimin gücümün sağlığımın el verdiği ölçüde gezmeye karar verdim.

Çok büyük bütçeler olmadan da gezebilir insan, yeter ki buna karar versin. Beş yıldızlı oteller gerekmiyor, mutlu olmak, keyif almak, yeni yerler keşfetmek için… Öncelikle neden geziyoruz; amacı belirlemek çok önemli. Bildiğin rutin yerlere gitmek te olabilir, yeni ufuklara da yelken açabilirsiniz.

Turlarla gezebilirsiniz…Benim çok tercih ettiğim bir yöntem değil, belki çok ulaşılamayacak yerler için turlar olabilir, ancak oradaki zaman sınırı sanki gezmeyi de sınırlıyor gibi geliyor bana. Turların en güzel tarafı yeni dostluklar edinmek, yeni arkadaşlar, yeni insanlar tanımak belki de…

Gezideki yol arkadaşlarınız çok çok önemli. Tabii ki sizinle aynı yerden bakmalı, ancak farklı bakış açıları olamalı ki gezinize zenginlik katsın. Bir yandan da keyif alacağınız alanların ortaklığı olsun.

Yeni yerler gördüğünüzde aynı heyecanı paylaşmanız bile yeterli olabiliyor . Biz yola çıkarken çok amaçlı çıktık; doğa,tarih,sanat,yerel tatlar, kültürler, gittiğiniz yerdeki düğünler, bayramlar, festivaller, pazar yerleri, yöre mimarisi, coğrafyası, üretimi, bereketi… Bütün bunları gözlemlemek, incelemek, araştırmak, öğrenmek…

Ancak bizim gezi anlayışımızda eski dostları görmek veya yeni dostlukjlar edinmek çok çok önemli. Yani insan hazinesini çoğaltmak…Özellikle uzun sofra sohbetlerinde yapılan anlamlı tartışmalar, konuşmalar, diyaloglar…İşte gezi sırasında bizi en çok geliştiren, ufuk açan bölümü…

Bir köy kahvesinde ince belli bardaktan çay içerken, çizgili çay tabakları ile gelen çayı şeker kullanmadığınız halde karıştırmak ve kahvede çaylarını karıştıran insanlarla aynı ritmi tuturmak, onların sohbetlerini, yöre ile ilgili hikaye, efsane ,öyküleri dinlemek…Yaşanmışlıklarla ilgili bilge konuşmalar gezimizin en güzel sayfalarından…

Veya size önyargısız,beklentisiz evini, sofrasını, gönülünü açan güzel dostlarınız, arkadaşlarınız, akrabalarınız…İnsan olduğunuzu, dostluklarınıza verdiğiniz emeğin değerini o zaman anlıyorsunuz.

Eski anıları konuşma ''Ne olacak bu memleketin hali?'' sorusuna yanıt aramak, şiirden, yeni çıkan kitaplardan, filmlerden söz etmek veya saz çalıp türkü dinlemek, türkülere eşlik etmek, hüzünlenmek,umutlanmak,mutlanmak…Dost selamı ile geldiğin yerden dost sevgisi ile ayrılmak, biraz burulmak gezmenin en güzel yanlarından…

Hayatı dolu dolu yaşamanın bir alanıdır, bir seçimidir seyehat etmek. Bu nedenle imkânlarımız elverdiği ölçüde devam edeceğiz. Birikimlerimizi sizlerle bir blog sayfasında paylaşmayı planlıyor ve bunun alt yapısını hazırlamaya çalışıyoruz.

Gezi deneyiminin insanları çok büyüttüğünü düşünüyorum. Bizim gibi ikinci emekliği hak etmiş bütün genç arkadaşlarıma öneriyorum. Gezi deneyiminin , yaşamı çok daha sağlıklı hale getireceğine inanıyorum. İnsan dünyayı ne kadar erken tanırsa o kadar faydalı. Tanımanın yaşı ve sınırı yok bence.

Dünyanın, kendi yaşadığınız alanın dışında daha fazla renk, koku, tat, kültür, inanç, öykü, efsane, hikaye taşıdığını görmek için hiç de geç olmadığı inancıyla, gezi anılarını köşemde sizlerle paylaşmanın heyecanı duyuyor, güzelliklerle, sevgiyle, bolluk, bereket, sağlık ve aşk ile dolu bir hafta diliyorum..

Balıkesir-Altınova