18.12.2013, 00:29 166

GERÇEKLERİ BİLMEK HAKKIMIZDIR

Salim SAVCI

Salim SAVCI

Bu dünyaya geldik. Kesinlikle bir gün de gideceğiz. Ama bizden kalanlar olacak:
-İyi idi, has insandı, ama konuşmayı bilmezdi. Kendine göre konuşurdu. Duvarlar yıkardı, çamlar devirirdi. Bunun farkına bile varamazdı. Bunu bilmek, karşımızdaki kimseyi incitmeden konuşmak gerekir görüşü halen yaşıyor.
-Kişi siyasal hayata atıldı. Orada sivrildi. Sözü dinlenen bir doruğa ulaştı. Tek cepheli eğitim aldığı için, geçmişteki insanlardan söz ederken, onların bir hareketini kendisine göre yorumladı. Oysa o kişi ve kişiler kendisine bu günkü sandalyeyi sağlayan kahramanlardan birisi sayılıyordu. O kahramanın neden dostları ile sofralar kurduğunun anlamına erişemedi. Onların devrimsel hareketlerini içine sindiremedi, ağzına gelenleri söyledi. O sandalyeye yükselen insanımızın insafsız olmaması gerekir diye düşünenler eksik değil.
Bu iki örneği çoğaltabiliriz. Onu burada keselim. TC’ni kuran kahramanlardan birisinin sofraları hakkındaki görüşleri aktaralım:
1.Falih Rıfkı Atay’dan:
“Atatürk’ün sofrası asla bir içki ve cümbüş sofrası değildi. Dostlarıyla, hatta düşmanlarıyla sohbet ve tartışma meclisiydi. Bunlardan pek azı zevk ve eğlence toplantısı olmuştur. Saatlerce pek ciddi şeyler okurduk ya da yazardık. Türk dili ve Türk tarihi meselelerinin, Atatürk’ün sofrasında tam bir fakültelik zaman tutmuş olduğunu tahmin ediyorum.”
2.Sabiha Gökçen’den:
“Şu bilinmelidir ki, Gazi Paşa’nın sofrası asla bir işref alemi yeri, bir vakit geçirme, bir zaman öldürme yeri değildi...
Atatürk bu sofrayı adeta bir okul haline sokmuştu. Dünya sorunlarının, yurt sorunlarının, ilmin, felsefenin, sanatın, insanlık idealinin ve uygar Türk ulusunun geleceğinin sabahlara kadar tartışıldığı okuldu bu sofra!
3.Yakup Kadri’den:
Atatürk’ün sofrasından hepimizin ruhunda ve damağında nice derin, tatlı ve ibret verici anılar, yaşama ve insanlığa dair, nice değerli dersler kalmıştır.
Atatürk’ün sofrasındaki sözleri, felsefesi, yol göstericiliği, fıkraları, vecizeleri gerçekten bir hazine idi.
Bu sofrada esen hava sevgi, vefa ve arkadaşlıktı.
Burada ilim, sanat, kültür, nesnel görüşler, gerçeklikler, idealler yer alırdı.
4.Dr. Tevfik Rüştü Aras’tan:
Atatürk, o uzun sofra sohbetlerinde ülkenin sorunları, geleceği hep tartışılır, çözüm biçimleri aranırdı.
Mustafa Kemal’in sofra geleneği bir asker olarak gündüzleri kışlalarda, karargahlarda geçirmek zorunluluğu sonucu gece yaşamak arzusundan doğmuştur.
* * *
Bu dört başlıklı yazı, Atatürk’ten Hatıralar, Sofra Sırları (Kahraman Yusufoğlu) kitabından ayrıca alınmıştır. Şimdi soğukkanlı ve çok geniş düşünelim:
Atatürk’ün sofrası bazılarına göre:
-Bir fakültedir,
-Adeta bir okuldur,
-Değerli dersleri içerir,
-Ülke sorunlarının konuşulduğu bir yerdir.
Bunları Atatürk de biliyordu. Allah’ın verdiği bir yeteneği vardı. Her toplantıda lider olarak görülürdü. Çok kişi de sorunları dile getirmede küçük düşerim diye açıklayamazdı. Ama bu sohbet, bir sofrada olursa insanlara cesaret ve azim getirebilirdi. İşte Atatürk, dostlarıyla her konuyu önce sofralarda görüşürdü, sonra da o insanlarla uygulamayı bilen bir liderdi.
Atatürk içki içmenin de zararlarını biliyordu. Türk ulusunun geleceği için o zamanki arkadaşlarıyla sağlığını ileride bozacağını bildiği içkiyi içmiş ise, sağlığını bir kenara bırakıp ülkesini düşünebilen eşsiz bir liderdi. Nitekim, sağlığı nedeniyle batıya gönderilmek istendiği zaman:
-Beni Türk doktorlarına teslim ediniz! Diyebilen eşsiz bir önderdir.
Bunları yazmak, taraf tutmak değildir. Gerçekleri bilip birbirimize sahip çıkmaktır. Hele bu yıllarda! Kucaklaşmaktır!
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
14°
açık
banner303
Namaz Vakti 28 Eylül 2020
İmsak 05:03
Güneş 06:27
Öğle 12:36
İkindi 15:56
Akşam 18:35
Yatsı 19:54

Gelişmelerden Haberdar Olun

@