03.12.2013, 23:03 111

GERÇEKLERİ BİLMEK HAKKIMIZDIR

Salim SAVCI

Salim SAVCI

Bu dünyaa geldik. Kesinlikle bir gün de gideceğiz. Ama bizden kalanlar olacak:
-İri diri, has insandı, ama konuşmayı bilmezdi. Kendine göre konuşurdu. Duvarlar yıkardı, çamlar devirirdi. Bunun farkına bile varamazdı. Bun ubilmek, karşımızdaki kimseyi incitmeden konuşmak gerekir görüşü halen yaşıyor.
-Kişi siyasal hayata atıldı. Orada sivrildi. Sözü dinlenen bir doruğa ulaştı. Tek cepheli eğitim aldığı için, geçmişteki insanlardan söz ederken, onların bir hareketini kendisine göre yorumladı. Oysa o kişi ve kişiler kendisine bugünkü sandalyeyi sağlayan kahramanlardan birisi sayılıyordu. O kahramanın neden dostları ile sofralar kurduğunun anlamına erişemedi. Onların devrimsel hareketlerini içine sindiremedi, ağzına gelenleri söyledi. O sandalyeye yükselen insanımızın insafsız olmaması gerekir diye düşünenler eksik değildi.
Bu iki örneği çoğaltabiliriz. Onu burada keselim. TC’yi kuran kahramanlardan birisinin sofraları hakkındaki görüşleri aktaralım:
1.Falih Rıfkı Atay’dan:
“Atatürk’ün sofrası asla bir içki ve cümbüş sofrası değildi.
Dostlarıyla, hatta düşmanlarıyla sohbet ve tartışma meclisiydoi.
Bunlardan pek azı zevk ve eğlence toplantısı olmuştur.
Saatlerce pek ciddi şeyler okurduk ya da yazardık.
Türk die ve Türk tarihi mesellerin, Atatürk’ün sofrasında tam bir faakültelik zaman tutmuş olduğunu tahmin ediyorum.”
2.Sabiha Gökçen’den:
“Şu bilinmelidir ki, Gazi Paşa’nın sofrası asla bir işref alemi yeri, bir vakit geçirme, bir zaman öldürme yeri değildi...
Atatürk bu sofrayı adeta bir okul haline sokmuştu.
Dünya sorunlarının, yurt sorunlarının, ilmin, felsefenin, sanatın, insanlık idealinin ve uygar Türk Ulusu’nun geleceğinin sabahlar akadar tartışıldığı okuldu bu sofra!”
3.Yakup Kadri’den:
“Atatürk’ün sofrasından hepimizin ruhunda ve dimağında nice derin, tatlı ve ibret verici anılar, yaşama ve insanlığıa dair, nice değerli dersler kalmıştır.
Atatürk’ün sofrasındaki sözleri, felsefesi, yol göstericiliği, fıkraları, vecizeleri gerçekten bir hazine idi.
Bu sofrada esen hava, sevgi, vefa ve arkadaşlıktı.
Burada ilim, sanat, kültür, nesnel görüşler, gerçeklikler, idealler yer alırdı.”
4.Dr. Tevfik Rüştü Aras’tan:
“Atatürk, o uzun sofra sohbetlerinde, ülkenin sorunları, geleceği hep tartışılır, çözüm biçimleri aranırdı.
Mustafa Kemal’in sofra geleneği bir asker olarak gündüzleri kışlalarda, karargahlarda geçirmek zorunluluğu sonucu gece yaşamak arzusundan doğmuştur.
Bu 4 başlıklı yazı, Atatürk’ten Hatıralar: Sofra Sırları (Kahraman Yusufoğlu) kitabından ayrıca alınmıştır. Şimdi soğukkanlı ve çok geniş düşünelim:
Atatürk’ün sofrası bazılarına göre;
-Bir fakültedir,
-Adeta bir okuldur.
-Değerli dersleri içerir.
-Ülke sorunlarının konuşulduğu bir yerdir.
Bunları Atatürk de biliyordu. Allah’ın ona verdiği bir yeteneği vardı. Her toplantıda lider olarak görülürdü. Çok kişi de sorunları dile getirmede küçük düşerim diye açıklayamazdı. Ama bu sohbet, bir sofrada olursa insanlara cesaret ve azim getirebilirdi. İşte Atatürk, dostlarıyla her konuyu önce sofralarda görüşürdü, sonr ada o insanlarla uygulamayı bilen bir liderdi.
Atatürk içki içmenin zararlarını biliyordu. Türk ulusunun geleceği için o zamanki arkadaşlarıyla sağlığını ileride bozacağını bildiği içkiyi içmiş ise, sağlığını bir kenara bırakıp ülkesini düşünebilen eşsiz bir liderdi. Nitekim, sağlığı nedeniyle batıya gönderilmek istendiği zaman,
-Beni Türk doktorlarına teslim ediniz! Diyebilen eşsiz bir önderdir!
Bunları yazmak, taraf tutmak değildir. Gerçekleri bilip birbirimize sahip çıkmaktır. Hele bu yıllarda, kucaklaşmaktır!
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
16°
açık
banner303
Namaz Vakti 28 Eylül 2020
İmsak 05:03
Güneş 06:27
Öğle 12:36
İkindi 15:56
Akşam 18:35
Yatsı 19:54

Gelişmelerden Haberdar Olun

@