16.07.2021, 00:02 83

GENELAĞDAN DÜŞENLER

İsmail HABOĞLU

İsmail HABOĞLU

Çağımızın en büyük buluşu olan genelağ (internet) ortamı, uçsuz bucaksız bir deniz... Uçsuz bucaksız bir bilgi kaynağı... Eşsiz bir olanak, eşsiz bir eğitim aracı...

Biraz beceri, biraz sabırla, ulaşamayacağınız hiç bir bilgi yok.

Ama hemen itiraf edeyim; ben teknoloji özürlüyüm... Aynı zamanda da beceriksiz ve yeteneksizim. Daha da kötüsü sabırsızım.

O nedenle bilgisayarımı (genelde) daktilo amaçlı kullanıyorum.

Çok nadiren (o da sadece) adıma gelen iletileri okumak için, genelağa giriyorum.

Nadiren diyorum, çünkü bu müthiş olanak, uygarlıktan ve insanlıktan nasibini almamış kişiler tarafından, incir çekirdeğini doldurmayacak boş sözlerle işgal edilip, kirletiliyor. Değil bunları okumaya, görmeye bile dayanamıyorum. Her seferinde, elmek (e.mail) kutumun, abuk sabuk iletilerle işgal edilip, gereksiz ve anlamsız iletilerle doldurulduğunu görünce, sinirleniyorum.

Ama bazen bu iletilerin arasında; (nadiren de olsa) insanın içini ısıtan, insana güç ve moral depolayan; okumaya, bakmaya, hatta sevdiklerle paylaşmaya değer yazılar, resimler, elmekler de oluyor.

Bugün sizlerle, elmek kutuma düşen, “işte sevgi, işte insan, işte vefa” dedirten, Ulu Önder Büyük Atatürk’le ilgili (Sabiha Gökçen Hanımefendinin bir anısını) bir elmeği paylaşacağım.

* * *

“Gazi Çiftliği’nde dolaşıp hava alırken, oldukça yaşlı bir kadına rastladık.

Atatürk atından inerek yaşlı kadına sokuldu; “Merhaba nine...” dedi.

Yaşlı kadın, Ata’nın yüzüne bakarak, belli belirsiz bir sesle; “Merhaba” diye yanıt verdi.

Bu defa da Atatürk; “Nereden gelip, nereye gidiyorsun?” diye sorunca, kadın duraklayıp, dik dik baktı Atatürk’e.

-Neden soruyon ki!?... Buraların sabısı mısın, yosam bekçisi mi?...

Paşa gülümsedi.

-Ne sahibiyim ne de bekçisiyim Nine. Bu topraklar Türk Milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk Milletinin ta kendisidir. Şimdi nereden gelip, nereye gittiğini söyleyecek misin?

Kadın başını salladı.

-Söylerim tabii... Ben Sincan’ın köylüklerindenim bey. Otun güç bittiği, atın geç yetiştiği kavruk köylüklerin birindenim. Bizim Mıhtar, bana bi bilet aldı, bindirdi terene, galkdım geldim Angara’ya .

-Muhtar niye gönderdi seni Ankara’ya?

-Gazi Paşa’mızı görmem için. Başını pek ağrıttıydım garibin... O da benden gurtulmak içun beni terene gatıp, buraya gönderdi... Benim iki oğlum/iki yiğidim gavur harbinde şehit düştü. Memleketimiz gavurdan gurtuldu ya, feda olsun bebelerim bu torpaklara...

Yaşlı kadın ağlamaya başladı, sonra da ağlamaklı devam etti.

-Memleketi gavurdan gurtaran ulu kişiyi görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim... Rüyalarıma girdi Gazi Paşa... Ben de gün demeyip, gece demeyip, bunları Mıhtara anatınca, o garibim de bana bilet alıp, saldı Angara’ya... Geceleyin geldim idi; yolu izi bilemediğimden ağşamdan beri, kendimi oradan oraya vuruyom bey...

Bunun üzerine Atatürk, “Senin Gazi Paşa’dan bir isteğin mi var Ana?” diye sordu.

Kadının nurani yüzü birden değişti, sertleşti. Belli belirsiz olan kamburu kayboldu, elindeki değneğine dayanarak daha bir dikeldi, ayaklarını yere daha bir sağlam bastı.

“Tövbe de efendi, tövbe de!...” diye bağırdı. Ağlamaklı sesi kaybolmuştu. “Daha ne isteyebilirim ki ondan... O bizim vatanımızı gurtardı.... O bizim canımızı, ırzımızı, namusumuzu gurtardı... Şehitlerimizin mezarlarını çığnatmadı gavura... Onun sayesinde yaşıyoz... Onun sayesinde soluk alıyoz... Şunun bunun iti olmaktan, gavur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde gurtulmadık mı?... Buralara, bi defa olsun yüzünü görmek, ellerini öpmek, ona “sağol Paşam!...” demek uçun düştüm... Onu görmeden gidersem, gözüm açık gidecek...”

Tekrar ağlamaya başlamıştı yaşlı kadın. Yine ağlak bir ses tonuyla; “Bey oğlum, sen efendi bi adama benziyon, bana bi yardım ediver de, Gazi Paşa’mı bulacağım yeri deyiver” dedi.

Atatürk’ün de gözleri dolmuştu, O da ağlıyordu için için... Bana dönerek; “Görüyor musun Gökçen, işte bizim insanımız... işte bizim kadınımız... Benim köylüm, benim vefalı Türk anam bu...”

Ben de indim attan. Yaşlı kadının elini tutum; “Anacığım” dedim. “Sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni bu yaşta buralara getiren Gazi Paşa, işte karşında...”

Yaşlı kadın, vücuduna elektrik verilmiş gibi sarsıldı. Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk’ün ellerine sarıldı. Kelimelerle anlatılması mümkün olmayan bir sahneydi bu.

İkisi de ağlıyordu...

İki Türk insanı; biri kurtarıcı, diğeri kurtarılan... Ana oğul gibi, sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Dayanılır bir sahne değildi. O kadar direnmeme rağmen, ben de ağlamaya başladım.

Yaşlı kadın belki on kere öptü Ata’nın ellerini, yüz sürdü ellerine... Ata da onun ellerini öptü.

Neden sonra yaşlı kadın, heybesinden küçük bir paket çıkardı. Beze sarılmış bir köy peyniriydi bu. Atatürk’e uzattı.

-Tek ineğimin sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşam. Bunu sana hedeya getirdim. Seversen gene yapıp, gene getiririm.

Atatürk, hemen orada açtı peyniri, yemeye başladı. “Eline sağlık Anam” dedi. “Çok güzel, çok lezzetli bir peynirmiş.”

… …

Sonra birlikte Köşke gittik. Atatürk, oradakilere şu emri verdi; “Bu Anamı alın, iki gün konuk edin, sonra köyüne kadar götürün. Giderken benim bütçemden, üç inek verin, kendisine armağanımdır.”

* * *

İşte sevgili okurlarım, okumaya, zaman harcamaya değer elmek budur. Ortalıkta dolaşan saçma sapan elmekleri ona buna yollayıp; zaman kaybedeceğinize (ya da karşı tarafa kaybettireceğinize) bu ve buna benzer elmekleri birbirinize gönderin.

Gönderdiğiniz elmeklerde yurt sevgisi olsun, vefa olsun, çıkarsız, riyasız sevgi olsun, saygı olsun... Arkadaşlık, dostluk olsun... İnsanlık sevgisi, doğa sevgisi olsun... Çevreye saygı olsun...

Dilinizden utanmayın, elmeklerinizin dili arı Türkçe olsun... Elmeklerinizde, Anglomanca, vıtırı vızıkça dil kullanmaktan özenle kaçının...

Elmekleriniz eğitici, yönlendirici, yol gösterici, düşündürücü olsun... Gönderecekseniz, bana da buna benzer elmekler gönderin.

Dünyanın en büyük keşfi olan bu ortamı kirletmeyin.

Lütfen!...

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
-3°
hafif kar yağışlı
banner364
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 22 51
2. Konyaspor 21 42
3. Adana Demirspor 23 37
4. Fenerbahçe 23 37
5. Beşiktaş 23 36
6. Alanyaspor 22 35
7. Hatayspor 22 35
8. Başakşehir 22 34
9. Sivasspor 23 31
10. Kayserispor 22 31
11. Gaziantep FK 21 31
12. Karagümrük 23 30
13. Göztepe 23 27
14. Galatasaray 22 27
15. Giresunspor 22 26
16. Kasımpaşa 22 24
17. Antalyaspor 22 23
18. Rizespor 22 21
19. Altay 22 18
20. Ö.K Yeni Malatya 22 16
Takımlar O P
1. Ümraniye 21 45
2. Ankaragücü 21 45
3. Erzurumspor 20 38
4. İstanbulspor 21 36
5. Eyüpspor 20 36
6. Bandırmaspor 20 33
7. Samsunspor 20 33
8. Adanaspor 20 32
9. Manisa Futbol Kulübü 21 28
10. Tuzlaspor 20 27
11. Gençlerbirliği 21 26
12. Boluspor 19 24
13. Kocaelispor 21 24
14. Keçiörengücü 20 23
15. Menemen Belediyespor 21 23
16. Altınordu 21 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 21 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 23 57
2. Liverpool 21 45
3. Chelsea 23 44
4. M. United 22 38
5. West Ham United 23 37
6. Tottenham 19 36
7. Arsenal 20 35
8. Wolverhampton Wanderers 21 34
9. Brighton 21 29
10. Aston Villa 21 26
11. Leicester City 19 25
12. Southampton 22 25
13. Crystal Palace 21 24
14. Brentford 23 23
15. Leeds United 21 22
16. Everton 20 19
17. Norwich City 22 16
18. Newcastle 21 15
19. Watford 20 14
20. Burnley 17 11
Takımlar O P
1. Real Madrid 21 49
2. Sevilla 22 46
3. Real Betis 22 40
4. Atletico Madrid 21 36
5. Real Sociedad 20 33
6. Villarreal 22 32
7. Barcelona 20 32
8. Rayo Vallecano 20 31
9. Valencia 22 29
10. Athletic Bilbao 21 28
11. Celta Vigo 22 27
12. Espanyol 22 27
13. Osasuna 21 25
14. Granada 21 24
15. Elche 21 22
16. Getafe 21 21
17. Mallorca 21 20
18. Cadiz 22 18
19. Deportivo Alaves 21 17
20. Levante 21 11

Gelişmelerden Haberdar Olun

@