Her milletin hedefi, geleceğini teslim edeceği gençlerini iyi yetiştirmek ve gençliği korumak olmalıdır. Bu amaca ulaşmak için bütün vazifesi, gece gündüz demeden, ilimin teknik ve teknolojinin ışığında azami gayreti göstermek olmalıdır. Çünkü iyi yetişmiş gençliği olmayan milletin geleceği sağlam ve aydınlık değildir.

Millî şuur ve kültür kazandırılmamış, millî ve manevî değerlerden yoksun kalmış gençlik, büyük hedefleri ve sorumlulukları yüklenmeye hazır gençlik olamaz. Kendi dinî ve millî kültürümüzün potasında yoğuramadığımız gençlerimiz, yüksek Türkr ideallerinin eri olmaktan uzak kalırlar. Sonunda şu veya bu güçler tarafından, çeşitli hile ve tuzaklarla elimizden çalınırlar. Türlü yollar ve yöntemlerle millî kültürümüze, dinî inançlarımıza, örf ve âdetlerimize hasım hale getirilirler. Kendi aile yapılarına, kendi tarihlerine düşman kılınırlar.

Bugün dünya üzerinde, deyim yerindeyse insan çalan, genç, dinamik ve üretken beyin gücü çalan, çaldıkları genç beyinleri yıkayan veya pasifize eden örgütler vardır. Kabiliyetli, üstün zekalı genç beyinleri, çeşitli yollarla avlayıp kendi millî çıkarları doğrultusunda istihdam etmektedirler. Bu örgütler başarılı ve yetişmiş insanları, her türlü yöntemi deneyip kendi saflarına çekiyorlar. Çekemediklerini de, kendi memleketinde faydalı işler yapaparak milletinin teknik ve teknolojide ilermesine katkıda bulunmaması için, faili meçhul bir şekilde öldürüyorlar. Nitekim ülkemizde Tübitak, Aselsan ve Tai gibi kuruluşlarda başarılı çalışmalar yapan genç mühendis ve bilim adamalrımızın başına gelenler de bundandır. Onun için gençlerimize ve bilim insanlarımıza sahip çıkmak millet olarak en büyük vazifemizdir.

Diğer alanlarda olduğu gibi, ilim ve fen alanında yetişmiş ve yetişmekte olan değerleri takip ve tesbit edip onları yanlarına çekebilmek için, harıl harıl çalışan ajanlar ve teşkilatlar son sürat faaliyettedirler. Günümüz dünyasında, milletlerin büyüklüğünü ifade eden göstergelerin bir tanesi de, o milletin dünya çapında yetiştirmiş olduğu ilim, fen ve fikir adamı sayısıdır.

Bu nedenle, dış güçler; milletimizin üstün vasıflı ve yetenekli pırıl pırıl gençlerini ya yanlarına çekmeye, veya bu kabiliyetleri pasifize edip parlayan yıldızlarını söndürmeye çalışıyorlar.

Türk milleti ve devleti olarak, üzerimize düşen görev gençliğimize sahip çıkmaktır. Onları gözümüz gibi sakınıp, en güzel şekilde yarınlara hazırlamaktır.

Gözlerimizin nuru gençliğimizin en güzel şartlarda ve en üst düzeyde eğitilmeleri noktasında uyanık olmalıyız. Millet-devlet, okul-âile işbirliği ve dayanışmasının en güzel örneğini vermek zorundayız. Gençlerimizi, ilelebed; Müslüman Türk milletinin şeref ve haysiyetini temsil edecek yapı ve karakterde yetiştirmek boynumuzun borcudur. Bu husus, Türk milletinin millî, dinî ve tarihî vazifesi olmalıdır.

Kendi değerlerimizi keşfetmek, tanıtmak, anlamak ve iyi anlatmak, yukarıda bahsettiğimiz ajanlara, teşkilatlara, örgütlere, dahilî ve haricî hain mihraklara verilecek en iyi cevap olacaktır.

Peki, biz ne yapıyoruz?

Bu soruya tek cümleyle cevap vermek gerekirse; fert ve toplum olarak bugüne kadar üzerimize düşen görevleri iyi yaptığımızı söyleyemeyiz

Bir din düşünün ki; onun mensuplarına daha ilk emri “Okumak”, öğrenmek olsun,

Bir din düşünün ki âlimlerle cahillerin müsavi olmayacağını 14 asır evvel karanlık dünyanın yüzüne karşı haykırsın!

Ve bir din düşünün ki, “İlim, mü’minin yitiğidir. Onu nerede bulursa alır.” buyursun; ve sonunda bütün mesajlara, emir ve ikazlara rağmen, o dinin mensupları bir türlü uyanmasınlar. Atı alanlar Üsküdar’ı geçerken, bizimkiler uyumaya devam etsinler!.. Bilimde, teknikte, sanayide, ekonomide, sosyal hayatta, siyasette, kısaca milletin hayrına olan her alanda câhil ve geri kalsınlar. Kendilerine ışık tutan, yol gösteren semavî kitapları tahrif edilmiş, dilleri, dinleri, kültürleri, ahlakî ve geleneksel değer yargıları farklı olan toplumlara muhtaç duruma düşsünler. İşte bu mantığı ve mantaliteyi bir türlü anlayamıyoruz!... Zira bu durumu anlamakta ve bana soranlara izah etmekte çok zorluk çekmekteyiz.

Halbuki, hiçbir toplum dünyaya âlim ve kalkınmış olarak gelmemiştir. İlim ve teknik, insan için sonradan kazanılan bir vasıftır. Yüce Peygamberimiz (sav) bir hadisinde, “Yeni doğan her çocuk fıtrat üzere doğar, ana-babası onu ya Yahudi yapar veya Hıristiyan yapar veyahut Mecusi yapar” buyurmuştur. Bu hadiste, eğitim ve öğretimin çocuklarımız ve gençlerimiz üzerinde müspet ya da menfi tesirleri açık bir şekilde anlatılmıştır.

Bir atasözünde veciz bir şekilde ifade edildiği gibi, “Ne ekersen, onu biçersin.” Çocuklarımız ve gençlerimiz bize maddî ve manevî bir emanettir. Eğer onların birer hayırlı halef olmasını arzu ediyorsak, şüphesiz onları arzu ettiğimiz istikamette yetiştirebiliriz. Bu bizim elimizdedir. Zira onların tertemiz kalplerine sevgiyi nakşetmek, bomboş gönüllerini din, iman, Kuran, millet, vatan, bayrak, sancak sevgisi ve heyecanı ile doldurmak, bembeyaz birer sahife olan akıllarına ilim ve irfan yazmak bizim elimizdedir. Bunları başarmak, haddizatında bizim hem dini ve ham de milli görevimizdir.

Gençlerimize, birtakım yüce hedefler göstermemiz, onların maddî ve manevî başarılı olmalarına, dolayısıyla zararlı akımlardan korunmalarına vesile olur. Bu hedefler, en başta ilim ve teknik konularında olmalıdır. Gençlerimiz okul sıralarında bilgili, yüksek ahlâklı ve temiz karakterli olmanın önemini kavrarlarsa, kendilerini ona hazırlama gayreti içine girerler. Bu da hem gençlerimiz, hem de temsil ettikleri milletimiz açısından gurur duyacağımız bir hareket tarzı olur.

Gençlerimize tarihî şahsiyetlerimizi doğru bir şekilde öğretmeliyiz. Onları kendilerine örnek ve önder edinmelerini sağlamalıyız. Yine gençlerimize makam ve mevki sahibi olup; milletine hizmet verme hedefini göstermeliyiz. Onlara her fırsatta başarılı bir idareci, bir kumandan, bir iş adamı, bir sanayici olmayı hedef göstermeliyiz. Bunlar teşvik edici unsurlardır. Çünkü bir milletin iyi niyetli, dürüst iş adamına, sanayici ve tüccara olan ihtiyacı; tıpkı hâkime, doktora, mühendise, askere ve din görevlisine olan ihtiyacı gibidir.

Yüce Allah büyük milletimize; milli ve manevi değerlerine bağlı, ilim irfan, taknik ve teknolojide dünya gençlerinin önünde, imanlı, ibadetli ve ahlaklı gençler yetiştirmeyi nasp ve müyesser eylesin.

Ankara’dan selam, sevgi, saygı ve dua ile.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol