“Recep Rahmi Tankaya - Pamukkulak Hoca” kitabının çok zarif olan kapağının tasarımı ise, Sayın İrfan Yiğit’e ait:

Aradan birkaç ay geçmişti ki; bu kez Muzaffer Öğretmenden yeni bir kitap haberini ve hemen sonrasında gönderdikleri “Yüreklerde Buz Tutan Kış Sarıkamış”ı aldım. Bir de önceki yıllarda yayımlanmış kitaplarından “Baldan Yaman Tadı Var”ı göndermişler.

BALDAN YAMAN TADI VAR (Anı-Öykü, 2015), Muzaffer Öğretmenin kimi kendi çocukluğundan, kimi günümüz çocuklarının yaşantılarından esinlenmiş; zevkli bir okumayla doğruyu-yanlışı öğretecek sekiz öykü ile bir şiirden oluşan kitabı… Yaşımız ilerlemiş olsa da severek okuduk.

YÜREKLERDE BUZ TUTAN KIŞ SARIKAMIŞ (Anı-Roman, 2018) adını verdikleri romanında Sayın Muzaffer Gündoğar, tarihimizdeki çok büyük bir acı olan “Sarıkamış”ı; bu uğurda esir düşen, bu uğurda canını yitiren en yakın büyüklerini, sanki canlandırarak anlatmış!

Muzaffer Öğretmenin kendi ailesinden hem annesinin babası Arif Hikmet Çetintürk (1887-6.11.1961), hem de babasının babası olan Süleyman Dedesi (1894-1916) bu savaşa katılanların arasındadırlar. Dedesi Arif Hikmet, 1912’de Balkan Savaşı’na katılıp terhis olduktan altı ay sonra Ağustos 1914’te yine “seferberlik” ilan edilmesiyle, yine askere alınır. O yıllar, “savaş yılları”dır! Bu kez düştükleri Enver Paşa komutasındaki “Sarıkamış” yolunda Süleyman Dedesi de vardır. Arif Çavuş ile Süleyman Onbaşı, eksi 30-40’ların donduruculuğunda şans eseri Sarıkamış’a ulaşabilenlerin arasındadırlar. Ne var ki, Süleyman Onbaşı, Sarıkamış saldırısında ağır yaralanarak şehit düşer. Arif Hikmet Çavuş ise Ruslara karşı savaşırken, bir yandan da pençesinde oldukları soğuk, kar, fırtına, açlık, hastalıktan… kurtulsalar da, Ruslara esir düşenlerin içindedir. Sibirya’da geçen en ağır koşullardaki esirlik ise 1918’de biter. Kısa bir süre sonrasında, Mustafa Kemal önderliğinde “Kurtuluş Savaşı” başlayacaktır.

Sayın Gündoğar’ın dedesi Arif Hikmet Çetintürk, Çorum’un Çıkrık köyünden, Balkan Savaşı’ndan Kurtuluş Savaşı bitimine kadar savaşlara katılan 128 kişinin “gazi” olarak dönebilen 13’ünden birisidir!

Muzaffer Öğretmen “Yüreklerde Buz tutan Kış Sarıkamış” kitabını, öğretmen olan ağabeyinin 1950’lerde Arif Hikmet Dedelerinin anılarını aldığı notlarından yola çıkarak, ayrıca “Sarıkamış Faciası” ile ilgili kaynak kitaplardan yararlanarak yazmışlar.

“Yüreklerde Buz Tutan Kış Sarıkamış” Arif Çavuş’un vatanına dönmesiyle sona erer: “Ölümü teğet geçerek” dört yıllık savaştan ve esirlikten dönebilenlerin arasındaki Arif Çavuş’un trenden iner inmez ilk işi, secde eder gibi yere kapanıp vatan toprağını öpmek olur. Sonra, özgürlüklerine kavuştukları için şükrederken, vatanlarına da bir “kurtarıcı” gelmesi için dua ederek; arkadaşlarıyla birlikte, içlerinde geride telef olanlar için duydukları acılara bulanan buruk mutluluklarla, köylerine, sevdikleri insanlara doğru yola koyulurlar…

“Yüreklerde Buz Tutan Kış Sarıkamış”ı bitirirken buradan tüm şehitlerimizin, rahmetli gazilerimizin yüce anıları önünde saygıyla eğiliyor; Sayın Muzaffer Gündoğar’a da bu anıları kitaplaştırarak kalıcı kıldıkları için, emeklerine teşekkürlerimizi sunuyoruz.

* * *

Sayın Bahri Güven Öğretmenimize…

Bahri Güven Öğretmenimizin kitabı ÇORUM’DA YAŞANMIŞ İLGİNÇ ŞAKALAR (Çorum Belediyesi Kültür Yayını, Aralık 2017), televizyonun yaşamlarımıza girmediği, insan ilişkilerinin günümüzdekine göre çok yakın, içten olduğu günlerde Çorum’da yapılmış/yaşanmış şakalardan bir derleme… Sayın Güven’in sunuş yazısından “Kültürümüzde çok önemli bir yer tutan şakaların amacı; gülmek, güldürmek, eğlenmek, eğlendirmektir. Ancak şakalar alelâde bir güldürme unsuru olmayıp muhataplarına düşünme ufkunu açan zekâ ürünleridir.” bölümünü aldığımız kitabın insanı gülmeye davet eden, yine Sayın İrfan Yiğit’in tasarımı, çok hoş bir kapağı var. Kitabı kimi tanıdığımız, kimi çok yakından tanımasak da yabancı gelmeyen insanların yaşantılarını gülerek, eğlenerek, düşünerek okurken gereken dersleri de bir yana kaydettiğimizi belirtelim!

Burada Bahri Güven Öğretmenimizin gönderdikleri, daha önce yayımlanmış kitaplarından da söz etmem gerekiyor. Büyük emekler verilerek yazılan, ancak kitapçılarda bulamadığımız böylesine kitapları okuyamayınca, nice zenginlikten de yoksun kalmış oluyoruz… İşte geç kalmış olarak okuyabildiğimiz yapıtları Sayın Güven’in:

SEVGİ YUMAĞI (Kolaj, 2012) başta torunları olmak üzere, yurdumuzun tüm gençlerine armağan olarak yazdığı kitabı. Güzelliğini, yapıcılığını, olumlu gücünü… giderek daha çok unuttuğumuz “sevgi”yi çiçekmişçesine nice kitaptan, nice yazardan, düşünürden de demetler yaparak anlatıp “Unutma Genç Dostum, / Benim adım SEVGİ / Ben dünyalara değil, / Evrenlere yeterim…” diyerek son verdiği kitabını içimiz sıcacık duygularla dolarak okuduk.

BİR KIBRIS Kİ…(2015), “yavru vatanımız” Kıbrıs’ı gördükten sonra, dünüyle-bugünüyle, tarihi-doğası-insanıyla anlattığı kitabı önemli bir gezi rehberi niteliğinde… Göremesek de, can alıcı noktalarıyla fikir edinmemizi sağlıyor, bir eğitimci gözüyle Sayın Bahri Güven…

BİTMEYEN DOSTLUK – ÖZTÜRK ERGEN ANISINA (Anı, 2016), Bahri Güven Öğretmenin, 54 yıl sürdükten sonra araya “ölüm” girse de, bitmeyen bir dostluğun öyküsünü anlattığı kitabı. Ülkede öğretmen sayısının yeterli olmadığı yıllarda genç öğretmenler, askerlik görevlerini köy okullarında öğretmenlik yaparak yerine getirmektedirler. 1962 yılında İzmir’den Çorum’a böylece gelen grubun içindeki Özgür Ergen’le, yine genç bir köy öğretmeni olan Bahri Güven’in Çorum’da başlayıp sonrasında ailelerinin de katıldığı dostluklarına biz de tanık olduk kitabı okurken…

(SÜRECEK)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol