Sayın Muzaffer Gündoğar Öğretmenimize…

Yazıma biraz gerilere doğru, geçen yılın aralık ayına giderek başlamam gerekiyor.

Aralık’ın ilk günlerinde Çorum Haber Gazetesi’nde acı bir habere rastladık: Eğitimci-Şair Recep Bulut vefat etmişti. İzleyen günlerde gazetenin köşe yazarlarından Sayın Muzaffer Gündoğar Öğretmenimizin Recep Bulut’la ilgili dizi yazısını (Bir Aydınlanma Öncüsü Eğitimci-Şair Recep Bulut / 6-7-8-9 Aralık 2017 / Çorum Haber) hüzünle okuduk. Okuduklarım beni alıp çocukluğumun henüz ilkokula gitmediğim günlerine götürmüştü. Nedeni ise, yitirdiğimiz saygın insan Recep Bulut, annem İstiklal İlkokulu’nda öğretmen olarak çalışırken, okuldaki arkadaşlarından Aysel Öğretmenin eşi idi. Kızları Işın’la, henüz okula gitmesek de, annelerimizin kimi günlerde bizleri de götürdüğü İstiklal İlkokulu’nun bahçesinde neşeyle oynayışımız, benim hiç unutamayacağım çocukluk anılarımın arasındadır. Sonra Aysel Öğretmenler Çorum’dan ayrılıp doğu illerine gitmişlerdi. Uzaklardaki Aysel Öğretmenlerden Çorum’a ulaşan acı haber ise, Işın’ın ölümüydü. Büyüklerimiz çok üzülmüşlerdi. Çok küçük yaşta olan ben ise, “ölüm” sanki yalnızca yaşını başını almış insanlar içinmiş gibi, bir türlü Işın’ın ölümünü kavrayamamıştım. Bir “çocuk” ile “ölüm”ü yan yana getiremiyordum!

Muzaffer Öğretmenin yazı dizisiyle canlanan bu anılar üzerine, annemden Aysel Öğretmen ile eşi Recep Beyi ne zaman, nerede tanımış olduğunu anlatmasını istedim:

Benim de ilkokul öğretmenim olan annem Yurdagül Köstekçi Erdemli, 1955 yılında Konya Kız Öğretmen Okulu’ndan mezun olduktan sonra, ilk olarak Çorum’un Sungurlu ilçesinde çalışmış. Konya’da aynı okulu birkaç yıl önce bitiren Aysel Öğretmen de Sungurlu’daymış. Annemle aynı okulda görevlerini yaparlarken, Recep Bulut da Milli Eğitim müfettişi olarak Sungurlu’da görevliymiş. Bir süre sonra Aysel Öğretmen Çorum’a, ardından annem de Çorum’un Bayat köyüne atanmışlar. Recep Bey ile Aysel Öğretmen Çorum’da evlenmişler. Annem Bayat’ta bir yıl çalıştıktan sonra Çorum’a gelmiş. Çorum’da ise Aysel Öretmen ile annem Yurdagül Öğretmen, benim çocukluğumda İstiklal İlkokulu’nda birlikte çalıştılar. Recep Bulut Bey de Çorum’da müfettiş olarak görev yapıyordu. Sonrası ise Çorum’dan ayrılmaları ve çok acı da olsa Sevgili Işın’ın ölüm haberiydi!

Sonraki yıllarda ise şair Recep Bulut’un şiirleriyle Çorum Haber’in Yazılıkaya eklerinde karşılaşmak buruk bir mutluluk kaynağı oluyordu bizim için…

Recep Bulut Beyin vefatını Çorum Haber’den öğrenip, Muzaffer Öğretmenin bizim de acı-tatlı anılarımızı canlandıran yazısını okuyunca başsağlığı dilemek için, Ankara’da oturan Aysel Öğretmeni aradık. Ancak kendilerine bir türlü ulaşamayınca, Sayın Gündoğar’ı rahatsız ederek telefonunu alıp iletişim kurabildik.

* * *

O günlerde Sayın Muzaffer Gündoğar’ın ve Sayın Bahri Güven’in son kitapları “Pamukkulak Hoca” ile “Çorum’da Yaşanmış İlginç Şakalar”ın yayımlandığı haberini yine Çorum Haber’den öğrenmiş, kitapları nasıl edinsek diye düşünmekteydik! Birkaç gün sonra “yazmayı ve üretmeyi bir yaşam tarzı olarak niteleyen” Muzaffer Öğretmen ile “yazmayı yaşamak” olarak gören Bahri Öğretmenin büyük bir incelikle, imzalayarak gönderdikleri kitaplarını aldım. Bahri Öğretmen ayrıca tüm kitaplarından da göndermişler. Kitaplar için hemen ayrı ayrı yazılar yazmak istesem de, araya giren sağlık sorunları buna engel oldu, bağışlayacaklarını umuyorum.

Bu kitaplar aracılığı ile çok değişik dünyalarda dolaştım. Kimisi tanıdık, bildik; kimisi ise bambaşka dünyalardı…

RECEP RAHMİ TANKAYA - PAMUKKULAK HOCA’dan (ÇEKVA ve Çorum Belediyesi Kültür Yayını, Ekim 2017) başlayayım: “Öğretmen Recep Rahmi Tankaya”, çocukken sık duyduğum çok saygın bir isimdi. Ayrıca, “öğretmenler” hepimiz için, yolda karşılaştığımız zaman kendi öğretmenlerimiz olmasalar da, saygıyla eğilerek selam verdiğimiz insanlardı! R. Rahmi Tankaya Öğretmenin evlerini de iyi hatırlıyorum. Çocukluğumun Çorum’unda, Gazi Caddesi’nde Çorum Lisesi’nden Ilıca Caddesi’ne kadarki bölümde sıralanmış o zarif, villa gibi evlerden birisiydi Tankaya Öğretmenin evi de… Bakımlı bahçelerinde yemyeşil ağaçlar, rengârenk çiçekler olan o evlerin içlerini de biliyorum. Yakınlarımıza ziyarete gittiğimizde, yaz mevsimi ise balkonlarında otururduk. Karşıda Piri Baba Çamlığı’nın yeşilliği, belki de, Çorum’un insana en ferahlık veren yerlerindendi… Anneannemin teyzesinin kızı olan Seher Teyzelerin (Seher-Nazım Alaybeyoğlu), yine yakın başka bir akrabamızın, annemin ilkokul öğretmeni Cezmi Kerman Beyin evleri o sıradaydı. Sonradan 70’li yıllarda birer birer yıkıldılar bu güzel evler. Yerlerini alan apartmanların görünümlerini ise hep yadırgamıştım.

Sayın Muzaffer Gündoğar’ın emeğiyle Pamukkulak Hoca kitabından Öğretmen Recep Rahmi Tankaya’nın (d. 1895, Balahor köyü/Bayburt – ö. 26 Eylül 1981, Çorum) yaşamını okurken yüzyıl öncesinin çok çetin yaşam koşulları, düşman işgali altındaki topraklarımızda yaşanan acılar… gözlerimizin önüne seriliyor. “Savaş yılları”nda geçen çileli bir çocukluktur Recep Rahmi Tankaya’nınki de… Çocukluğunda tutkusu “okumak”tır. Ne var ki, yoksulluktan köylerinde başlayabildiği üç yıllık okul da savaşta kapanınca öğrenimi yarıda kalır. Çocuk sayılacak yaştayken babasını da, annesini de yitirir. Bayburt’tan 1916’da Ruslar’ın işgaliyle kaçanların arasındadır, dayısının yanındaki Recep Rahmi de… Böylece Çorum’a gelirler. Rusların çekilmesinden sonra dayısı Bayburt’a dönse de, Recep Rahmi dönmez. Yaşamının sonrasında öğretmenliğe giden yol, onu Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla Yüce Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün başlattığı eğitim seferberliğine katılmasını sağlar. 1950 yılında Çorum İnkılap İlkokulu’ndaki görevine kadar köylerde, kimi zaman da gezici köy öğretmeni olarak çalışır. Altı yıl da İnkılap İlkokulu’nda çalıştıktan sonra, 61 yaşındayken 34 yıllık “güllü-dikenli yollarda” geçen meslek yaşamından emekli olur. Öğretmen olarak da, insan olarak da hep en iyiyi yapmaya uğraşmıştır. 1981’de aramızdan ayrılışına değin süren yaşamını, Sayın Gündoğar kitabının kimi yerlerinde Recep Rahmi Tankaya’nın dizelerinden aktarmış. Tüm yaşantıları, öğütleri, tanıdığı insanlar, gördüğü-yaşadığı yerler, Cumhuriyet tarihimizin önemli günleri, diğer uzmanlık alanı olan din… dizelerinde çok güzel canlanmış, anlatılmış. Emekli olsa da, insanlara öğretmeyi, onları eğitmeyi sürdüren Recep Rahmi Tankaya, bir de 60 yaşından sonra şiirlerini, yazılarını kitaplaştırmıştır.

Sayın Gündoğar’ın kitabının 66-74. sayfalarında yer verdiği Tankaya’nın kitaplarından MİLLİ ACILARIMIZ’ı anlattığı bölümü okurken insan dayanamıyor! Bugün üzerinde yaşadığımız vatan topraklarının, ne acılar yaşanarak, ne bedeller karşılığında savunulduğunu bir an bile unutmamamız gerektiğini öyle bir vurguluyor ki… Burada, bu uğurda kanını döküp canın verenleri, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı başlatıp kazandıran, uygarlık yolunda yürüyecek Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Yüce Önderimiz Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını bir kez daha sonsuz saygıyla, şükranla anıyorum!

(SÜRECEK)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner155