Tarihte ve günümüzde hemen hemen her milletin, mensup oldukları dinleri ve millî değerleriyle ilgili olarak kutladıkları dinî ve millî bayramları vardır.

Müntesibi olmakla iftihar ettiğimiz, yüce dinimizle alakalı olmak üzere, l5 asırdır bütün İslam âleminin ve asil milletimizin birlik, beraberlik ve kardeşlik duyguları içinde kutladığı ve inşallah kıyamete kadar da kutlayacağı dinî bayramlarımız bilindiği gibi Ramazan ve Kurban Bayramlarıdır.

Peygamber Efendimiz Medine-i Münevvere’ye hicret ettiği zaman, Medine halkının; genç ihtiyar, kadın erkek, çoluk çocuk taze ve güzel giysiler içinde şen şakrak gülüp oynayarak eğlendiklerini gördü, onlara ne yaptıklarını sordu, ”Bu gün bizim bayramımızdır onu kutluyoruz” dediler. Bunun üzerine Efendimiz;” Bizim de, Yüce Allah’ın bize bahşettiği iki bayramımız vardır, onlar Ramazan ve Kurban bayramlarıdır” buyurdu. Evet, Allah’ın müminlere tahsis ettiği, Peygambermizin de müjdelediği iki dini bayramımızdan birincisi olan Ramazan Bayramını 4 Haziran Salı günü (yarın) idrak edeceğiz. Bizleri sağlık sıhhat, milletçe birlik beraberlik, huzur ve hürriyet içerisin de, bir Ramazan Bayramına daha ulaştıran Allah’ımıza ne kadar şükretsek azdır.

sevinç ve mutluluk demektir, sevmek, sevilmek ve sevindirmek demektir. Mümin için günahsız geçen her gün de bayramdır.

Ramazan Bayramında bir ay boyunca nefsimizle yaptığımız mücadeleyi kazanmanın huzuru ve mutluluğu içinde bulunuyoruz. Ramazan Bayramı sayıları l milyarı aşan müminlerin gönüllerinde sevgi ve kardeşlik duygularının filizlendiği, müstesna bir bayram günüdür. Ramazan münasebetiyle, camileri tıklım tıklım dolduran müminlerin yüzlerinde sevinç ve neşenin parladığı, İlahi feyizlerin, iman dolu kalplerde çağladığı ulvi bir gündür, bayram günü. Ramazanda; Allah rızası için oruç tutan ve kendini her türlü fenalıklardan uzak tutan müminler için; Rabbimiz tarafından şeytanlar zincire vurulmuş, insanı isyana zorlayan ve daima kötülüğü emreden nefis bir ay boyunca, yapılan mücadele sonucunda mağlup edilmiştir. Okunan Kur’an-ı Kerimler, kılınan namazlar, verilen zekatlar, fitreler, sadakalar ve yapılan yardımlarla kalplerden günahların kirleri silinmiş, gözlerden hayrı ve iyiliği görmeye mani olan gaflet perdeleri kaldırılmıştır. Artık kalpler, Allah ( c.c.) ve Peygamber (s.a.v.) sevgisiyle dolmuş, gözler de hakkı ve hakikati görür olmuştur.

Ramazan bayramı; ”Ramazan ayı boyunca Allah rızası için faziletine inanarak oruç tutan ve karşılığını sadece Yüce Allah’an bekleyen ve böylece geçmiş bütün günahları af olan” müminlerin bayramıdır.

Ramazan bayramı; ”Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanan, namazlarını derin saygı içinde kılan, oruçlarını bütün benliği ile tutan, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çeviren, mallarının zekatlarını hakkıyla veren, ırz ve namuslarını koruyan, emanete riayet eden, ahdine vefa gösteren ve böylece Firdevs cennetlerine varis olup kurtuluşa erenlerin” bayramıdır.

Ramazan bayramı; açlığın ne demek olduğunu bilen, aç açık, yok yoksul ve muhtaçların halinden anlayan, bunun için; duvar diplerinde boynu bükük, kalbi mahzun olarak duran, edep ve iffetinden dolayı başkalarına avuç açmayan fakir, muhtaç, dul ve yetimleri sevindiren müminlerin ve onların sayelerinde bayram sevincine iştirak edenlerin bayramıdır.

Bu bayram, dün varlıklı iken, ilahi takdir gereği, maddî ve manevî tüm varlıklarını kaybeden, biçare Somalili iman kardeşinin imdadına koşup, onların elem ve ızdıraplarını yüreğinde hissederek dünyada eşi görülmemiş yardımlaşma örneği sergileyen fedakar, hamiyetperver, Müslümanların bayramıdır.

Dini bayramlarda; büyükler ziyaret edilip elleri öpülerek memnun edilmeli ve hayır duaları alınmalıdır. Elimizi öpen çocuklar, harçlık (para) vererek sevindirilmelidir. Fakir zengin ayırmaksızın; akraba ve komşularımızı unutmayarak onlarla da bayramlaşılmalıdır. Bizlere veda ederek ruhlarını Rahmet-i Rahman’a teslim edip ebedî âleme göç edenlerimizin kabirleri ziyaret edilerek, onlar da hatırlanmalıdır. Uzakta olan akraba, dost ve arkadaşlarla telefon veya mesajlarla bayramlaşıp hal hatır sorulmalıdır. Mümkünse aklı yeten çocuklarımızı da yanımıza alarak, yaşlılar yurduna ve kimsesiz çocukların yuvalarına; küçükte olsa mesela; baklava, börek ve çikolata gibi hediyelerle gidilerek onların da bayram sevincine iştirak etmelerine katkıda bulunulmalıdır.

Yine bu günlerde; küsler barışmalı ve barıştırılmalı, dargınlar kucaklaşmalı, , kırgınlıklar ortadan kaldırılmalıdır. Kin, haset ve husumet duyguları yerini sevgi, saygı ve bağışlamaya terk etmelidir. Yalan, gıybet, haset, suizan, suç arama, gurur ve kibir gibi manevî hastalıklardan korunmalı, İslam’ın güzel hasletlerinin sahibi olmalıyız.

günü erkenden kalkılmalı, evde yapılan bayram tatlılarından biraz tadılmalı, abdest alıp yaşı müsait olan erkek çocuklar da yanımıza alınarak camiye gidilmeli, sabah namazı cemaatle kılınmalı, yapılan vaaz’u nasihat dinlenilmeli bayram namazı da cemaatle kılınarak topluca yapılan dualara iştirak edilmelidir.

Bayramdan sonra da; varsa eski kötü alışkanlıklara dönülmemeli, Ramazanda kazanılan ahlaki erdemlere devam edilmeli, insanı her türlü fenalıklardan koruyan beş vakit namaza muhakkak devam edilmelidir.

bölgemizin ve ülkemizin içine düştüğü bunalımlı ve çalkantılı durumlardan kurtulması için, milletimizin birlik beraberlik ve kardeşlik duygularıyla kenetlenmesi için, bütün insanlığın huzur ve hidayeti için, duaların ret olunmadığı şu mübarek arife ve bayram günlerinde de, her zaman olduğu gibi bol bol dua edilmeli ve Yüce Allah’tan yardım dilenmelidir.

Bu vesile ile; bütün müminlerin ve saygı değer okuyucularımın, önümüzdeki Salı günü idrak edeceğimiz mübarek Ramazan bayramlarını bütün kalbimle tebrik ediyor,

Bayramın her türlü heyırların fethine ve bütün şerlerin de def’ine vesile olmasını Cenab-i Haktan niyaz ediyorum.

Ankara’dan selam, sevgi, saygı ve dua ile.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol