04.05.2016, 01:21 415

ESKİŞEHİR’DE DOĞA ve ÇEVRE KULÜBÜ ÖĞRENCİLERİ İLE BİRLİKTELİĞİM!

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Son yazımda belirttiğim gibi Çorum seyahatimden sonra, Eskişehir’de bulunan Anadolu Üniversitesi’nin Doğa ve Çevre Kulübü’nün öğrencilerinin ısrarlı ricalarını kıramayarak 2 Nisan’da tertipledikleri “7.Çevre Şenliği” ne katıldım.

Uzun bir süreden beri eşim de Eskişehir’i görmek istediğinden bu seyahatimle onun da bu beklentisini yerine getirmiş oldum. 1997 yılında Bodrum’dan dönerken Balıkesir civarında sadece otomobilimin hasar gördüğü bir trafik kazası geçirdiğimden o günden beri otomobilimle seyahat etmiyorum. Otobüsün beş buçuk saat sürdüğünü öğrenince üç saat süren hızlı trenle Eskişehir’e gittik.
Japonya, Almanya ve Fransa seyahatlerimde bu ülkelerin hızlı trene sahip oldukları halde ülkemizin bu konuda geri kalmış olmasından her zaman üzüntü duyardım. Bu seyahatte İstanbul-Ankara-Konya arasında işleyen bu trenin çok bakımlı oluşu, iyi servis verilmesi beni etkiledi. Ayrıca ortalama hızının 100-110 km/saat olduğu izlenimi edindim. Buna karşılık arazinin düz ve yerleşimin olmadığı yörelerde tren hızının saatte 255 km/saate çıktığını da tren içinde yer alan televizyon ekranından izledim. Yerleşim yerlerinden geçerken tren hızının 50 km/saat ve daha da altına düştüğünü de gördüm.
Tren içindeki televizyon ekranında mevcut (İstanbul-Eskişehir-Ankara, İstanbul-Eskişehir-Konya, Konya-Ankara) hızlı tren hatları tanıtılırken yapılmakta olan (Ankara-Sivas, Ankara-İzmir) hızlı tren hatları hakkında da bilgi edindim. Ayrıca yapılacak birçok hat hakkında da bilgi veriliyordu. Bunlardan birisi de Çorum üzerinden geçen Ankara-Samsun hızlı tren hattı idi.
Eskişehir’e vardığımızda Çevre Kulübü üyeleri olan kız ve erkek öğrenciler bizleri coşku, sevgi ve saygıyla karşıladılar. Ülkemizin gelişmiş iki üniversitesinin (Anadolu ve Osmangazi ) Eskişehir’in gelişmesine büyük katkısı olduğunu ve 59398 öğrencinin bu iki üniversitede örgün eğitim gördüklerini ve Anadolu Üniversitesi’nin verdiği açık öğretimde ise 1652934 öğrencinin okuduğunu öğrenciler bizlere anlattılar. Bakanlığım döneminde rektör Yılmaz Büyükerşen’i ve Anadolu Üniversitesi’ni ziyaret etmiş ve üniversitenin gelişmesi ve sorunları hakkında bilgi almıştım. Aradan geçen 33 yıl içinde üniversitenin yerleşkesine (kampüs) girdiğimde çok daha gelişmiş olduğunu gördüm. Öğrenciler üniversite idaresiyle iş birliği yaparak bizi üniversitenin, lüks oteli aratmayacak nitelikte misafirhanesinde ağırladılar. Gençlerin bizim için yer ayırttığı, üniversitenin birçok üniversite göremediğim nitelikteki restoranında eşimle birlikte akşam yemeğimizi yedik ve güzel zaman geçirdik.
Ertesi gün, benim de aralarında olduğum 6 konuşmacı sürdürülebilirlik hakkında gençlere hitap ettik. Bu konuşmacılardan birisi de çevre konularını ele alan tanınmış yazar Buket Uzuner idi. Kendisi yazmış olduğu ‘’Su’’ başlıklı romandan sonra Çorum’u ve Hititleri ele alan Toprak romanının da yazarıdır. Sanat ve sürdürülebilirlik konusunda bir konuşma yaptı. Sanatı tabiatın taklidi olarak gören yazar ve çevre bilimci Buket Uzuner, önemli bir konu olan çevrenin edebiyattan soyutlanamayacağını ifade etti. Sürdürülebilirlik hakkında da bilgiler veren Buket Uzuner konuşmasına seri olarak yazmaya başladığı “Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları” adlı “Su” ve “Toprak” kitaplarından bazı kesitler okuyarak son verdi.
Bu konuşmasında dönemin Çorum Valisi Nurullah Çakır’ın, kendisini Çorum’a davet ettiğini, Çorum’da ağırladığını ve Toprak isimli romanını yazmaya teşvik ettiğini de belirtti. Toprak romanında romanın kahramanı gazeteci Defne Kaman Çorum’da Hitit dönemine ait büyük bir tarihi eser hırsızlığını araştırırken kaybolmaktadır. Okuyucu, ’’Toprak’ta kayıp gazetecinin izinde sürükleyici ve heyecanlı macera yaşarken kadim Kamanlık (Şaman) geleneğimizin Toprağa olan büyük saygısını ve etik değerlerini’’ öğrenmektedir.
Benim konuşmamın başlığı “Sürdürülebilirlik ve Çevre” idi. Sürdürülebilirlik ve ekoloji terimlerinin anlamlarını açıklayarak Dünya’da ve Türkiye’deki sürdürülebilirlik projelerinden örnekler verdim. Bu konuda anlattıklarımdan bazı başlıkları aşağıda sizlerle paylaşmayı istiyorum.
• Sürdürülebilirlik, daimi olma yeteneği olarak adlandırılmaktadır. Ekoloji bilimindeki anlamı ise biyolojik sistemlerin çeşitliliğinin ve üretkenliğinin devamlılığının sağlanmasıdır. Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Komisyonu’nun 1987 yılındaki tanımına göre : “ İnsanlık gelecek kuşaklarının gereksinimlerine cevap verme yeteneğini tehlikeye atmadan, günlük ihtiyaçlarını temin ederek, kalkınmayı sürdürülebilir kılma yeteneğine sahiptir.” Sürdürülebilirliğin sağlanması ile dünya insan yaşamına ev sahipliği yapabilmeye devam edecektir.
• Sürdürülebilirlik ve çevre denildiğinde insan yaşamı akla gelmektedir. İnsan yaşamını etkileyen çevresel şartların başında, temiz su ve kanalizasyon sistemi ile atıksu arıtma sahipliği gelmekte olup bunlar büyük rol oynamaktadır. Bugün dünyada 1 milyar insan sağlıklı içme suyuna sahip olmadığı gibi 2,7 milyar insan da kanalizasyonu ve arıtma tesisi olmayan yerleşimlerde yaşamaktadırlar.
• Gelişmiş ülkelerde bugün ortalama yaşam süresi 83 iken ülkemizde 78’dir. Afrika’da ise 40 yıl olan ülkeler bulunmaktadır.
• 1950 yılında su kıtlığı çeken ülke sayısı 12 ve bu ülkelerde yaşayan toplam nüfus 20 milyon iken 1990 yılında su kıtlığı çeken ülke sayısı 26’ya ve toplam nüfusun 300 milyona ulaştığı belirlenmiştir. 2050 yılı için yapılan tahmin ise su kıtlığı çekecek ülke sayısının 65 ve etkilenecek insan sayının 7 milyar civarında olacağını göstermektedir.
• Su kıtlığı nedeniyle mevcut suyun bir defadan daha çok kullanılması sağlanmalıdır. Ayrıca atıksuların arıtılarak yeniden kullanımı ve evlerde oluşan gri sular bu gaye için yeniden kullanılmalıdır.
• Almanya’da sular günde 4 defadan fazla, İsrail’de 2 defadan fazla kullanılırken bu kullanım ülkemizde 1’in çok az üstündedir.
Konuşmamın sonunda, sürdürülebilir bir yaşam için tüketimin kontrol altına alınması gerektiğini vurguladım ve “Sizin ne ifade ettiğiniz, topluma ne verdiğiniz ve topluma ne katkıda bulunduğunuz sürdüğünüz arabanın markasından, kullandığınız telefonunuzun modelinden çok daha önemli’’ dedim. Ve gençlere, “Çevrenin korunması ve sürdürülebilirliğinin siz çevreci gençlerin tutum, davranış ve çabalarıyla olabileceğine inanıyorum.” diyerek konuşmamı bitirdim.

Ben tüm günümü öğrencilerle birlikte geçirirken eşim konferansın sabah oturumuna iştirak etti. Öğleden sonra iki öğrenci kendisine Eskişehir’i gezdirdi. Gondola da binen eşim Eskişehir’in doğal güzelliklerinden ve restore edilen tarihi yapılarından çok etkilendiğini akşamüstü buluştuğumuzda bana anlattı. Ayrıca Porsuk kenarındaki bir parkı dolaşırken tesadüfen parkta Eskişehirlilerle oturan Büyükşehir Belediye Başkanı Büyükerşen’le karşılaşmışlar. Eşim Eskişehir’i bu kadar çekici kılan Büyükerşen’i kutlamış.
Bana büyük ilgi gösteren ve günün başarılı olmasını sağlayan Anadolu Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Ferdi Gerçel, Çevre Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof.Dr. Müfide Banar ve Esra Mutlu’nun öncülüğünde bu şenliği tertipleyen ile şenliğe katılan öğrenciler bana büyük yakınlık gösterdiler. Yazmış olduğum kitapları eğitimlerinde kullandıklarını ifade eden gençlerin büyük bir çoğunluğu benimle fotoğraf çektirdi. Ayrıca ayrılmadan önce konuşmacıların da yer aldığı bir grup fotoğrafı da çektirdik. Şenliğin sonunda bana ve tüm konuşmacılara teşekkür plaketi verildi.
Akşam 20.00’da olan trene binmeden önce eşimi gezdiren iki öğrenci ile birlikte konferansın tertiplendiği yerden ayrılırken öğrencilerin coşkusunu sizlerin de görmenizi isterdim. Öğretmenlerin ve öğretim elemanlarının mutlu olmasını sağlayan ve yaptıklarının boşa gitmediğini gösteren işte bu coşkudur. Öğrencilerle meşhur bir lokantaya gittik ve Eskişehir ile Tatarların tanınmış yemeği olan çiböreği tattık.
Bizi karşıladıkları gibi coşku ile uğurladılar. Akşam İstanbul’a geldiğimizde eşim ve ben güzel ve mutlu bir seyahatten döndüğümüz değerlendirmesini yaptık.
Bu güzel seyahatin bitiminde beni olumsuz etkileyen bir olay yaşadım. İstanbul’da son istasyon olan Pendik’te trenin ani fren yapması nedeniyle bavulumu alırken, dizimi koltuk demirine çarptım. Bu da dizimde yırtılmaya sebep oldu. Geçer diye bekledim geçmedi ve dizimden ameliyat oldum.
İstanbul, 2Mayıs 2016
- http://egazete.anadolu.edu.tr/kampus/34262/7cevre-senligi-anadolu-universitesinde-duzenlendi
- http://blog.milliyet.com.tr/buket-uzuner-in-son-romani--toprak-/Blog/?BlogNo=503418

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
17°
az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 20 Eylül 2020
İmsak 04:54
Güneş 06:19
Öğle 12:39
İkindi 16:05
Akşam 18:48
Yatsı 20:08

Gelişmelerden Haberdar Olun

@