Enflasyon, piyasadaki arz ve talep arasındaki orantının bozulması, paranın satın alım gücünün düşmesi, diğer bir deyimle pahalılıktır. Değişik mal ve hizmetlerin, paketleri olarak “sepet” değerlerinin bir önceki yıl fiyatlarıyla karşılaştırılarak, yapılan matematiksel orantıdır. Enflasyon hesabında , sepete konan mal, miktar ve değerleri, belirleme yöntemi hep tartışma konusu olmuştur.

Pek çok ürünü yurt dışından ithal ediyoruz. Dolar paritesine bağlı olarak, uzmanların belirttiğine göre, her ay %10 ithal ürünlere zam kaçınılmaz gibi duruyor. Bunun üzerindeki fiyat artışlarının, farklı nedenlerden kaynaklanması gerekiyor. Türk lirası 2017 ile 2018 arasında %32 değer kaybetmiştir. O halde tüm maaşlı, ücretli, çalışanların da paranın değer kaybı oranında %32 zam alması gerekirdi.

Biraz daha geriye gidersek 2008 yılı ile 2018 yılı arasında, 10 yıllık süreçte, TL %77 değer kaybetmiştir. Daha açığı paranın 100 liralık gücü, 23 Liraya düşmüştür. Ücretlere yapılan yıllık zamlara göre, halen ücret ve maaşlar 2008 yılının, satın alma gücüne göre %40 altındadır. 2018 yılı için kişi başı kayıp 2200 Dolardır.

Bu karamsar tablo çaresiz değildir. Bazı somut adımlar atılması gerektiğini düşünüyoruz. Öncelikle nitelikli nüfus artışı sağlamalıyız. Aksine biz kendi nüfus artışımızı nitelikli hale getirelim derken, 4 milyon Suriyeli vatandaşı ülkemize alıp besliyoruz. Üstelik te can güvenliği sorunu bitmesine rağmen.

Üretim yapmak zorundayız. Dışarıya fazla mal satıp, az mal alarak cari açığı düşürmeliyiz. Başta kamu kurum ve kuruluşları olmak üzere, hayatın her alanında, israfı önleyip, tasarrufa yönelmeliyiz. Halkı bu kültüre özendirmeliyiz. En önemlisi de hukuka saygılı, bilimi içselleştirmiş, demokratik, dünyada saygınlığı olan bir idareye önem vermeliyiz.

Enflasyon hokus-pokus yaparak düşmüyor. Ne hikmetse hem fiyatlar yükseliyor, hem de enflasyon düştü diye kendi kendimizi kandırıyoruz. Ekonomi bilimi denen bir bilim dalı var. Bu bilim neyi öngörüyorsa acı da olsa onu uygulamak zorundayız. Günü kurtarırsak, ileride daha büyük sorun olarak karşımıza çıkıyor.

Dünyada enflasyonu yüksek 10 ülkeden biriyiz. Bugün çarşıda pazarda yangın var. Halk sadece seyredebiliyor. Tencerelerde et yerine dert kaynıyor. Yeşil biber 20 TL. Patlıcan 15 TL olmuş. Yetkililerin önerisi meyve ve sebzeyi mevsiminde yiyin. Çözüm bu, sanırsın mevsimindeki sebze meyve çok ucuz.

Steve Hanke: “Şu anda Türkiye’nin yıllık enflasyon oranı yüzde 88. Yani resmi olarak ölçülen ve açıklanan orandan çok daha yüksek. Sorun da aslında burada başlıyor. Oranları yanlış hesaplar ve kendi rakamlarınızla bu işe bakarsanız, atacağınız bütün adımlar yanlış olacaktır.” diyor.

Aslolan mutfaktaki, çarşı, pazardaki yangını söndürebilmek. Yoksa 31 Mart’a kadar kağıt üzerinde çok enflasyon düşürürüz de, çarşı, pazardaki, mutfaktaki yangını söndürebilir miyiz, orası meçhul.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol