26.09.2014, 00:57 787

ENDÜLÜS'TE BİR ARADA YAŞAMA KÜLTÜRÜ !

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Bodrum'da havaların nispeten soğuması üzerine hafta sonu Antalya'ya geldik. Bu ay sonuna kadar burada kalacağız.
Bodrum'da iken Hürriyet gazetesinin Ramazan köşesinde yayınlanan bazı yazıları keşmiş ve bunlardan birisini, '' İSLAM MEDENİYETİNİN ENDÜLÜS ÜZERİNDEN AVRUPA’YA ETKİLERİ'' başlıklı olanını 1 Eylül 2014 tarihindeki köşemde sizler için değerlendirmiştim.
Bugün, bu yazının devamı niteliğinde olan ve Prof. Dr.Özdemir'in '' ENDÜLÜS'TE BİR ARADA YAŞAMA KÜLTÜRÜ'' başlıklı yazısını kendi katkılarım ile yine sizler için değerlendireceğim.
Geçmiş yıllarda İspanya ve Endülüs hakkında yazdıklarımı tamamlayıcı nitelikte olan bu yazımın da ilginizi çekeceğini ümit ediyorum.
* * *
Yazar, İslam fetihlerinde; fethedilen coğrafyalarda farklı dinlere mensup halklar arasında İslam dininin tedrici bir şekilde yayılması ve birlikte yaşama modelinin uygulandığını belirtmektedir. Ayrıca yeni fethedilen coğrafyaların istisnasız hepsinde benzeri görülmemiş bir imar, ıslah, ilim ve irfan hamlelerinin başlatıldığına dikkat çekmektedir.
Emeviler dönemi boyunca devam ettirilen ilk dönem İslam fetihleriyle İslam yurdu haline getirilen coğrafyalardan biri olan İspanya'daki Müslüman olmayanların bu Müslüman coğrafyadaki yaşamları hakkında aşağıdaki hususlar üzerinde durmaktadır..
- '' Endülüs diğer birçok yer gibi büyük ölçüde savaş olmaksızın, fatihlerle yerli halk arasında antlaşmalar yapılmak suretiyle fethedilmiştir. Fetih esnasında Endülüs'te yerli halkın çoğunu Hristiyanlar teşkil etmekteydi. Ayrıca değişik şehirlerde veya şehirlerin kenarlarında yaşayan Yahudi toplulukları mevcuttu.
Müslüman fatihler fetih esnasında yerli halkla yaptıkları antlaşmalar çerçevesinde gerek Hristiyanlar gerekse Yahudilere canlarını ve mallarını muhafaza, dinlerini yaşama, cemaat içi meseleleri kendi dinlerine ve örflerine göre çözme, dillerini konuşma hakkı tanıdılar.
Her iki dinin mensupları, bu haklar karşısında güvenlik vergisi olarak cizye, toprak vergisi olarak haraç ödemekle mükelleftiler. Bu yeni durum özelikle Yahudiler açısından hayal ettiklerinin ötesinde bir gelişmeydi. Söz konusu antlaşmalar, belli istisnalar dışında, büyük ölçüde Müslümanlarla Müslüman olmayanları eşit hale getirmekteydi.
Yukarıda sayılan haklar kısa sürede Hristiyanlar ve Yahudiler nezdinde olumlu tesirlerini gösterdi. Başlangıçta Müslüman yönetimine tanımadıkları için şüpheyle yaklaşan, hatta bir kısmı şehirleri terk eden Hristiyanlar, uygulamayı gördükçe tavırlarını değiştirdiler. Müslümanlarla birlikte yaşamaya adapte oldular. Bir taraftan kendi dinlerini ve kültürlerini yaşatır ve geliştirirken diğer taraftan Müslümanların Doğu'dan Endülüs'e taşıdığı İslam kültüründen yararlanmayı ihmal etmediler.
İslam kültürünün etkisiyle Hristiyan gençler kendi din ve edebiyat dilleri olan Latince yerine o zamanın kültür ve medeniyet dili olan Arapçayı kullanmaya, Arapça şiirler yazmaya, Müslüman düşünürlerin eserlerini okumaya başladılar. Müslüman bilginlerin yazdıkları kitaplardan kütüphaneler oluşturdular.
Halk Müslümanlar gibi giyinmeye, Müslümanların mutfak kültürünü taklit etmeye, evlerini Müslüman evleri gibi süslemeye, sünnet olmaya, hatta domuz etinden uzaklaşmaya yöneldiler. Bu sebepledir ki Endülüs'ün sınırları dışında kalan İspanya Hristiyanları,Endülüs'teki dindaşlarını '' Araplaşmış kimseler'' anlamında ''Mozarabes'' diye adlandırmışlardır.''
Yazar yazısının son bölümünde; '' Müslümanlar, hiç kuşku yok ki Endülüs'te mimaride, sanatta, bilimde, edebiyatta, hasılı kelam hayatın muhtelif alanlarında önemli medeniyet hamleleri yaptılar. Yukarıda sunulan bilgiler bize, Endülüs toprağında sadece Müslümanların değil Hristiyanların ve Yahudilerin de bir arada yaşama modelinin sağladığı sinerji sayesinde önemli başarıların altına imza attıklarını'' vurgulamaktadır.


El Hamra Sarayı


Kurtuba (Córdoba)'daki büyük cami.

* * *
Son Endülüs Sultanlığı olan Gırnata (Granada) Beni Ahmer Devletinin, 1492'de İspanya'nın geleceği için evlenen Katolik Hristiyan Kastilya Kraliçesi İsabel ve Aragon Kralı Ferdinand tarafından teslim alınmasıyla 781 yıl süren İslam egemenliğine son verilmiştir.
Ne yazık ki Hristiyanların tüm İspanya'ya hakim olması ile birlikte bu hoşgörülü yaşam kültürü yok olmuştur. Bu bir arada yaşama kültürü yok edilmiştir. Gücü ele geçiren Hristiyanlar Müslümanları ve Yahudileri ülkeyi terk etmeye zorlamışlardır. Yahudilerin önemli bir kısmı ve Müslümanlardan bazıları Osmanlı topraklarına sığınmışlardır.
İspanya Kralı III. Felipe 22 Eylül 1609 tarihli bir fermanla 1610-1614 yılları arasında Müdeccenleri( İspanya müslümanlarına takılan/verilen isim) İspanya'dan kovdu. Çoğu cami, kümbet, medrese, köşk, saray ve eşsiz yapılar yıkıldı veya tahrip edildi. Müslümanlar kadın, çocuk farketmeksizin katledildi veya İspanya dışına göç etmeye zorladı. 300.000 kadar Müdeccen vatanlarını terkettiler. Bunların büyük bir kısmı Fas'a sığındı.Böylece Müslümanların İspanya'daki izi büyük oranda silinmiş oldu.
Antalya, 15 Eylül 2014
Mehmet Özdemir,'' Endülüs'te bir arada yaşama kültürü'', Hürriyet- Ramazan, 22 Temmuz 2014
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
22°
parçalı az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 18 Eylül 2020
İmsak 04:52
Güneş 06:17
Öğle 12:39
İkindi 16:07
Akşam 18:52
Yatsı 20:12

Gelişmelerden Haberdar Olun

@