02.01.2015, 00:02 533

EN SEVGİLİNİN MEVLİDİ

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Üzerinde yaşadığımız ihtiyar dünya, yaratıldıktan bu yana nice tatlı ve acı olaylara şahit olmuştur. Dünyamızın şahit olduğu en mutlu olay da, “âlemlere rahmet olarak gönderilen” (Enbiya Suresi ayet 107) ve “Peygamberlerin sonuncusu olan” (Ahzab Suresi ayet 40) Hz. Muhammed (s.a.v.)’in dünyayı şereflendirme hadisesidir. O, dünyaya gelmeden, geleceği kutsal kitaplarda haber verilen bir peygamberdir. Yeryüzünde meydana gelen; Mecusilerin ateşlerinin sebepsiz yere sönmesi, Kisra sarayının çökmesi ve Sava gölünün kuruması (Osman Keskioğlu, Hatemül Enbiya Sh. 37) gibi olağanüstü olaylar, onun doğumunun habercileri olmuşlardır.
O, miladi 571 yılının Nisan ayının 20. günü (pazartesi) sabaha karşı Mekke-i Mükerreme’de dünyayı şereflendirmiştir. Merhum Süleyman Çelebi’nin dediği gibi; “Doğdu ol saatte ol sultanı din. Nura gark oldu Semavat-ü zemin.”
Her peygamberin ümmeti, kendi peygamberinin doğum gününü bayram yapmıştır. Bu gün de Müslümanların bayramıdır, neşe ve sevinç günüdür. Dünyadaki Müslümanlar tarafından bu gece Mevlid Kandili olarak kutlanmakta, her yerde Mevlid kasideleri okunarak Resulullah Efendimiz hatırlanmakta ve anılmaktadır.
Peygamber Efendimiz Mevlid gecelerinde, Eshab-ı kirama ziyafet verir, onlara çocukluğunda ve gençliğinde olan olayları anlatırdı. Hz. Ebu- Bekir de, halife iken mevlid gecelerinde Eshab-ı Kiramı toplar, onlara Efendimizin doğumunda ki, harikulade olayları anlatırdı. Onun için bu gecede Resulullah’ın doğum zamanında meydana gelen muciZevi olayları anlatmak, merhum Süleyman Çelebi’nin 15 Asırda yazmış olduğu Melid-i Şerifi okumak çok sevaptır. Bu gecede Peygamber Efendimizin doğumu için sevinenleri yüce Allah af eder.
Peygamberimiz (s.a.v.), doğmadan altı ay önce babası Abdullah ölmüştü. Onun doğumuna en fazla dedesi Abdüuttalip sevinmiş ve adını, “ Umulur ki Onu gökte Hak, yer de halk övecektir” diye Muhammed koymuştu. Efendimizin annesi Amine hatun, süt annesi de Halime hatundu. O, altı yaşında annesini, sekiz yaşında da dedesini kaybederek, amcası Ebu Talip’in evinde büyüdü. Şerefli bir çocukluk ve gençlik hayatı yaşadı. Gençliğinde içinde yaşadığı toplumun insanları ona “güvenilir Muhammed” anlamına gelen “Muhammedü’l- Emin” ismini takmışlardı.
Çünkü O gençliğinde; bir defa olsun yalan söylemediği, verdiği sözü tuttuğu, kimseyi aldatmadığı, kimseye haksızlık etmediği, kimseyi kırmadığı, her sözünde durduğu ve her işinde dürüst olduğu çevresinde çok iyi bilindiği için kendisi “ El Emin, güvenilir” olarak tanınmıştı.
Şefkat ve merhamet Peygamberi yirmi beş yaşında olduğu halde, Mekke’nin soylu ve zengin hanımlarından Hüveylid kızı kırk yaşındaki Hz. Hatice ile evlendi. Bu mutlu beraberlikten dördü kız, altı çocuğu oldu.
Allah’ın Resulü (s.a.v.) kırk yaşında iken miladi 610 yılında bir Ramazan ayının Kadir Gecesinde Hira Mağarasında meleklerin sultanı Cebrail (a.s)’ın kendisine Alak Suresi’nin; “Yaratan Rabbının adıyla oku! O, insanı ‘alak’ dan yarattı. Oku! Senin Rabbın en cömert olandır. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.” anlamındaki ayetlerini getirmesi ile nübüvvete ermiş, yani peygamber olmuştur.
Peygamber Efendimizin doğumu insanlık Alemi için bir dönüm noktası olmuştur. İnsanlık onunla şeref, haysiyet ve onurunu kazanmış, dalaletten, ihanetten ve zulmetten kurtulmuştur. Onunla zalimin zulmü sona ermiş, mazlum kurtuluşa ermiş, kız çocukları yaşama imkanına, hanımlar sosyal hayattaki onurlu mevkilerine kavuşmuştur. Ve yine zenginle fakir, köle ile efendi, güçlü ile zayıf eşitliği sağlanmış, haksızlıklar sona ermiş ve adalet yerini bulmuştur. Kısaca Peygamberimizin doğumu, her türlü hayırların fethine ve bütün şerlerin de define vesile olmuştur.
Peygamber Efendimizin çeşitli çevrelerce ölçüsüzce ve insafsızca incitildiği bir dönemde yani günümüzde, dünya Müslümanları olarak hissettiğimiz acı, elem ve ıstırabın; Onu daha fazla düşünmemize, daha çok hatırlamamıza, daha içten anmamıza, daha iyi öğrenmemize, daha iyi tanımamıza, daha çok sevmemize, ona dönmemize ve hep birlikte onun getirdiği Kurani ilke, mesaj ve prensiplerin etrafında kenetlenmemize güzel bir vesile olmalıdır diyor ve olacağına da inanıyorum. Çünkü Onun getirdiği İlahi ilkeler cahiliye toplumunu nuru ile aydınlattığı gibi, günümüzün dünya Müslümanlarını da aydınlatacak ve selamet sahiline çıkaracaktır inşallah.
Zira, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.), bize emanet bıraktığı iki şeye, yani Kur’an-ı Kerim ve sünnete sımsıkı sarıldığımız zaman; fakirlikten zenginliğe, kavgadan kardeşliğe, kin ve düşmanlıktan hoşgörüye, cehaletten ilme ve dalaletten hidayete kavuşacağımızı vaad etmiştir. Yeter ki Müslümanlar olarak; Kurana ve Sünnete sımsıkı sarılalım, maddi ve manevi meselelerimizin çözümünde onları rehber edinelim.
Efendimiz’in doğumunun yıl dönümünü kutlamak; O’na karşı beslenilen sevginin-saygının, hürmetin-bağlılığın ve getirdiği mesajları daha iyi anlamanın-anlatmanın, öğrenmenin ve öğretmenin güzel bir ifadesidir.
Bugün fert, aile ve toplum olarak o sevgiliye, Onun manevî iklimine, getirdiği hoşgörüye, insanı dünya ve ahiret mutluluğuna götürecek mesajlar topluluğuna ne kadar muhtacız değil mi?
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’i ve Onun şahsında yüce dinimiz İslamı gelişen dünya şartlarına yön verecek ve insanlığın yeni problemlerine çözüm getirecek seviyede, yeniden tanımalı, yeniden tanıtmalı, yeniden anlamalı ve anlatmalı, sevmeli ve sevdirmelidir. Bu yeniden tanıma ve tanıtmanın anlaşmazlıklar, siyasi, felsefi, ekonomik ve ideolojik çalkantılar içinde bunalan insanlığa, bir ferahlık, rahatlık ve huzur getireceğine inanıyorum.
Allah Resulü hadislerinde:
“ Bir mümin beni ana babasından, çocuklarından ve herkesten daha çok sevmedikçe, onun imanı kamil olmaz”,
“ Bir şeyi çok seven elbette onu çok anar.”
“ Peygamberi anmak ve hatırlamak ibadettir” buyurmaktadır.
Rabbimize şükürler olsun bizi bir Mevlid Gecesine daha kavuşturmuştur. Bilindiği gibi bu akşam mevlid kandilidir. Bu gece içine haram şeyleri karıştırmadan Mevlid-i Şerif kasidesi okumak, okutmak ve dinlemek, bol bol salavat-ı şerife okumak, tatlı şeyler yedirip içirmek, hayır ve hasenatta bulunmak, böylece bu gecenin şükrünü ifa etmiş olmak çok sevaptır.
Her mübarek gecede olduğu gibi bu gece de, Kuran-I Kerim okumalı, geçmiş namazlar kılınmalı, sadaka verilmeli, bol bol dua edilerek Cenab-ı Hak’tan af ve mağfiret dilenmelidir.
Bu vesile ile bütün müminlerin mübarek Mevlid Kandillerini kutlar, bu gecenin milli birlik, beraberlik, kardeşlik ve huzurumuza ve dahi Hak katında kurtuluşumuza vesile olmasını Gafur, Rahman ve Rahim olan Allah’tan niyaz ediyorum.
Ankara’dan selam, saygı ve dua ile.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
14°
parçalı az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 04:59
Güneş 06:24
Öğle 12:37
İkindi 15:59
Akşam 18:40
Yatsı 19:59

Gelişmelerden Haberdar Olun

@