Üzerinde yaşadığımız ihtiyar dünya, yaratıldıktan bu yana nice tatlı ve acı olaylara şahit olmuştur. Dünyamızın şahit olduğu en mutlu olay da: “Âlemlere rahmet olarak gönderilen” [1] ve “Peygamberlerin sonuncusu olan”[2] Hz. Muhammed (s.a.v)’in dünyayı şereflendirme hadisesidir. O, dünyaya gelmeden, geleceği kutsal kitaplarda haber verilen bir peygamberdir. Yeryüzünde meydana gelen; Mecusilerin ateşlerinin sebepsiz yere sönmesi, Kisra Sarayı’nın çökmesi ve Sava Gölü’nün kuruması [3] gibi olağanüstü olaylar, O’nun doğumunun habercileri olmuşlardır.
O, miladi 571 yılının Nisan ayının 20. günü sabaha karşı dünyayı şereflendirmiştir. Merhum Süleyman Çelebi’nin dediği gibi: “ Doğdu ol saatte ol sultanı din./ Nura gark oldu semavat-ü zemin.”
Peygamberimiz (s.a.v), doğmadan altı ay önce babası Abdullah ölmüştü. O’nun doğumuna en fazla dedesi Abdulmuttalip sevinmiş ve adını “Muhammed” koymuştu. Efendimizin annesi Amine hatun, süt annesi de Halime hatundu. O, altı yaşında annesini, sekiz yaşında da dedesini kaybederek amcası Ebu Talip’in evinde büyüdü. Şerefli bir çocukluk ve gençlik hayatı yaşadı. Gençliğinde içinde yaşadığı toplumun insanları O’na güvenilir Muhammed anlamına gelen “Muhammedü’l- Emin” ismini takmışlardı.
Kendisi yirmi beş yaşında olduğu halde, Mekke’nin soylu ve zengin hanımlarından Hüveylid kızı kırk yaşındaki Hz. Hatice ile evlendi. Bu mutlu beraberlikten dördü kız altı çocuğu oldu.
Allah’ın resulü (s.a.v) kırk yaşında iken miladi 610 yılında bir Ramazan ayının Kadir Gecesinde Hıra Mağarasında meleklerin Sultanı Cebrail (a.s)’ın kendisine Alak Suresinin: “Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı “alak” dan yarattı. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir. “ anlamındaki ayetlerini getirmesi ile nübüvvete ermiş, yani peygamber olmuştur.
Peygamber efendimizin doğumu insanlık âlemi için bir dönüm noktası olmuştur. İnsanlık onunla şeref, haysiyet ve onurunu kazanmış, dalaletten, ihanetten ve zulmetten kurtulmuştur. Onunla zalimin zulmü sona ermiş, mazlum kurtuluşa ermiş, kız çocukları yaşama imkânına, hanımlar sosyal hayattaki onurlu mevkilerine kavuşmuş, zenginle fakir, köle ile efendi, güçlü ile zayıf eşitliği sağlanmış, haksızlıklar sona ermiş ve adalet yerini bulmuştur. Kısaca peygamberimizin doğumu; her türlü hayırların fethine ve bütün şerlerin de define vesile olmuştur.
Bizzat Kur’an-ı Kerimin ifadesiyle; bundan 1445. yıl önce insanlığa; bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı, bir davetçi, nur saçan bir kandil,[4] en güzel örnek, en üstün bir model[5] ve âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgili peygamberimizin “Kutlu Doğum”unun 1436. yıl dönümü münasebetiyle Çorum İl Müftülüğü olarak çıkarmış olduğumuz “Sesleniş” dergimizin bu sayısında ağırlıklı olarak “İslam’da İnsan Sevgisi” konusuna yer vermiş bulunuyoruz. Bu vesile ile ehil kişilerin peygamberimizin çeşitli yönlerini anlatan yazılarını bulacaksınız dergimizde.
İnsanlığa ebedi bir örnek, önder, ve rehber olarak gönderilen peygamber efendimizi sevmenin bizler için ne anlam ifade ettiğini “Kutlu Doğum Haftası” boyunca işin ehli olan ilim adamlarının yazılarından okumanın konferans, sohbet ve panellerde dinlemenin bu günlerde çok daha anlamlı ve çok daha önemli olduğu inancındayım.
Peygamber efendimizin çeşitli çevrelerce ölçüsüz ve insafsızca incitildiği bir dönemde hissettiğimiz acı, elem ve ıstırabın O’nu daha fazla düşünmemize, daha çok hatırlamamıza, daha çok içten anmamıza, daha iyi öğrenmemize, daha çok sevmemize, O’na dönmemize ve hep birlikte O’nun yolunda gitmeliyiz.
O’nun getirdiği Kur’anî ilke ve prensiplerin etrafında kenetlenmemize güzel bir vesile olacağına inanıyorum.
Efendimiz’in doğumunun yıldönümünü kutlamanın; o’na karşı beslenilen; sevginin-saygının, hürmetin-bağlılığın ve getirdiği mesajları daha iyi anlamanın, anlatmanın; öğrenmenin ve öğretmenin güzel bir ifadesidir.
Peygamberimiz Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) bize emanet bıraktığı iki şeye, yani Kur’an-ı Kerim ve sünnete sımsıkı sarıldığımız zaman; fakirlikten zenginliğe, kavgadan kardeşliğe, kin ve düşmanlıktan hoşgörüye, cehaletten ilme ve dalaletten hidayete kavuşacağımızı vaad etmiştir.
Bugün fert, aile ve toplum olarak O sevgiliye, O’nun manevi iklimine, getirdiği hoşgörüye, insanı dünya ve ahiret mutluluğuna götürecek mesajlar topluluğuna ne kadar muhtacız.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’i ve onun şahsında yüce dinimiz İslam’ı; gelişen dünya şartlarına yön verecek ve insanlığın yeni problemlerine çözüm getirecek seviyede, yeniden tanımalı, yeniden tanıtmalı, yeniden anlamalı ve anlatılmalı, sevmeli ve sevdirmelidir. İşte Kutlu Doğum Haftasının esas gayesi de budur. Bu yeniden tanıma ve tanıtmanın anlaşmazlıklar; siyasi, felsefi ve ideolojik çalkantılar içinde bunalan insanlığa, bir ferahlık ve rahatlık getireceğine inanıyorum.
Bütün okurlarımızın Kutlu Doğum Haftalarını tebrik ediyor, bu haftada yapacağımız tüm etkinliklerin Dinimiz, Devletimiz ve Milletimiz için her türlü hayırlara vesile olmasını Canab-ı Haktan niyaz ediyorum.
Alaca’dan selam, saygı ve dua ile.
1-Enbiya suresi ayet: 107
2-Azhap Süresi ayet 40
3-Hatemül Enbiya Sh.37.Osman Keskioğlu
-Azhap Süresi ayet 45-46
4-Ahzap Süresi ayet:21

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol