18.04.2014, 22:11 421

EN SEVGİLİNİN KUTLU DOĞUMU

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Üzerinde yaşadığımız ihtiyar dünya, yaratıldıktan bu yana nice tatlı ve acı olaylara şahit olmuştur. Dünyamızın şahit olduğu en mutlu olay da, “âlemlere rahmet olarak gönderilen” ve “Peygamberlerin sonuncusu olan” Hz. Muhammed (s.a.v.)’in dünyayı şereflendirme hadisesidir. O, dünyaya gelmeden, geleceği kutsal kitaplarda haber verilen bir peygamberdir. Yeryüzünde meydana gelen; Mecusilerin ateşlerinin sebepsiz yere sönmesi, Kisra sarayı’nın çökmesi ve Sava gölünün kuruması gibi olağanüstü olaylar, onun doğumunun habercileri olmuşlardır.
O, miladi 571 yılının Nisan ayının 20. Pazartesi günü sabaha karşı dünyayı şereflendirmiştir. Merhum Süleyman Çelebi’nin dediği gibi;
“Doğdu ol saatte ol sultanı din.
Nura gark oldu semavat-ü zemin.”
Peygamberimiz (s.a.v.), doğmadan altı ay önce babası Abdullah ölmüştü. Onun doğumuna en fazla dedesi Abdulmuttalip sevinmiş ve adını “Muhammed” koymuştu. Efendimizin annesi Amine hatun, süt annesi de Halime hatundu. O, altı yaşında annesini, sekiz yaşında da dedesini kaybederek, amcası Ebu Talip’in evinde büyüdü. Şerefli bir çocukluk ve gençlik hayatı yaşadı. Gençliğinde içinde yaşadığı toplumun insanları ona “güvenilir Muhammed” anlamına gelen “Muhammedü’l- Emin” ismini takmışlardı.
Kendisi yirmi beş yaşında olduğu halde, Mekke’nin soylu ve zengin hanımlarından Hüveylid kızı kırk yaşındaki Hz. Hatice ile evlendi. Bu mutlu beraberlikten dördü kız altı çocuğu oldu.
Allah’ın Resulü (s.a.v.) kırk yaşında iken miladi 610 yılında bir Ramazan ayının Kadir Gecesinde Hira Mağarası’nda meleklerin sultanı Cebrail (a.s)’ın kendisine Alak Suresi’nin; “Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı ‘alak’ dan yarattı. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.” anlamındaki ayetlerini getirmesi ile nübüvvete ermiş, yani peygamber olmuştur.
Peygamber Efendimizin doğumu insanlık âlemi için bir dönüm noktası olmuştur. İnsanlık onunla şeref, haysiyet ve onurunu kazanmış, dalaletten, hianetten ve zulmetten kurtulmuştur. Onunla zalimin zulmü sona ermiş, mazlum kurtuluşa ermiş, kız çocukları yaşama imkânına, hanımlar sosyal hayattaki onurlu mevkiilerine kavuşmuş, zenginle fakir, köle ile efendi, güçlü ile zayıf eşitliği sağlanmış, haksızlıklar sona ermiş ve adalet yerini bulmuştur. Kısaca Peygamberimizin doğumu, her türlü hayırların fethine ve bütün şerlerin de define vesile olmuştur.
Peygamber Efendimizin çeşitli çevrelerce ölçüsüzce ve insafsızca incitildiği bir dönemde hissettiğimiz acı, elem ve ıstırabın, O’nu daha fazla düşünmemize, daha çok hatırlamamıza, daha içten anmamıza, daha iyi öğrenmemize, daha çok sevmemize, ona dönmemize ve hep birlikte onun getirdiği Kur’anî ilke ve prensiplerin etrafında kenetlenmemize güzel bir vesile olacağına inanıyorum.
Efendimiz’in doğumunun yıldönümünü kutlamak; O’na karşı beslenilen sevginin-saygının, hürmetin-bağlılığın ve getirdiği mesajları daha iyi anlamanın-anlatmanın, öğrenmenin ve öğretmenin güzel bir ifadesidir.
Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.), bize emanet bıraktığı iki şeye, yani Kur’an-ı Kerim ve sünnete sımsıkı sarıldığımız zaman; fakirlikten zenginliğe, kavgadan kardeşliğe, kin ve düşmanlıktan hoşgörüye, cehaletten ilme ve dalaletten hidayete kavuşacağımızı vaad etmiştir.
Bugün fert, aile ve toplum olarak o sevgiliye, O’nun manevî iklimine, getirdiği hoşgörüye, insanı dünya ve ahiret mutluluğuna götürecek mesajlar topluluğuna ne kadar muhtacız.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’i ve O’nun şahsında yüce dinimiz İslam’ı, gelişen dünya şartlarına yön verecek ve insanlığın yeni problemlerine çözüm getirecek seviyede, yeniden tanımalı, yeniden tanıtmalı, yeniden anlamalı ve anlatmalı, sevmeli ve sevdirmelidir. İşte Kutlu Doğum Haftası’nın esas gayesi de budur. Bu yeniden tanıma ve tanıtmanın anlaşmazlıklar, siyasî ve ideolojik çalkantılar içinde bunalan insanlığa, bir ferahlık ve rahatlık getireceğine inanıyorum.
Bilindiği gibi insanlık tarihi bakımından önemli olan olay ve hadiseleri, insanların zihninde taze tutmak için yılda bir defa detaylı bir şekilde gündeme getirip, kutlamalar yapmak günümüzde artık bir gelenek haline gelmiştir.
Bu kutlamalar ya bir kaç gün veya bir hafta sürmektedir. 23 Nisan günü, Camiler ve Din Görevlileri Haftası gibi.
İnsanlık tarihi açısından önemli hadiselerden birisi ve en önemlisi de şüphesiz ki âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’nın dünyayı şereflendirmeleri, yani doğumu olayıdır.
Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı Peygamberimizin doğum yıldönümünü 1989 yılından bu yana “Kutlu Doğum Haftası” olarak kutlamaktadır.
Günümüz insanı, medya aracılığıyla, her gün yeni bir değerle tanışmaktadır. Böyle bir dönemde Yüce Allah’ ın insanlığa bir şahit, bir müjdeci, bir uyarıcı, bir davetçi, en güzel bir örnek, en üstün bir model ve âlemlere rahmet olarak gönderdiği sevgili Peygamberimizi, O’ nun örnek hayatını insanımıza ve tüm insanlığa; anlatmak, tanıtmak, hatırlatmak, öğretmek ve sevdirmek gerekiyor. O’ nun şahsında İslam Dinini tanımak, tanıtmak, anlamak, anlatmak, öğrenmek, öğretmek, hatırlamak, hatırlatmak, sevmek ve sevdirmektir.
Bu vesile ile İslam’ın dünkü ve bugünkü problemlere bakışını ortaya koymak, bu konuda araştırmalar yapmak ve yaptırmaktır.
Aynı zamanda çocuklarımıza ve gençlerimize örnek alınacak bir üstün insan ve insanî kamil tipi olarak Peygamber Efendimizi takdim etmektir.
Yeryüzündeki geçmiş ve gelecek bütün insanlardan, velilerden üstün bir kimse olarak sevilmesini, sayılmasını ve davranışlarının örnek alınmasını sağlamak.
Bütün insanlarda; sevgi, merhamet ve adalet duygularını oluşturabilecek bir insan olarak Peygamberimizin örnek alınmasını sağlamaktır.
Tabiî ki bu gayelere ulaşmak uzun zaman alacaktır. Fakat geçen 21 yıldan bu yana kutlu doğum haftalarında yapılan konuşmalar, konferanslar, paneller yarışmalarda dereceye giren şiirlerin ve yazıların kitap, kasetler ve CD’ler halinde çıkması ve yayınlanması sonucunda daha şimdiden güzel bir Kutlu Doğum Haftası Edebiyatı oluşmaya başlamıştır. İnşallah bunlar zamanla daha da gelişecektir. Geçmiş yıllarda sadece Diyanet teşkilatının kutladığı haftanın çeşitli kurum ve kuruluşlarca da kutlanır hale gelmesi ile “Kutlu Doğum Haftası” kutlamaları artık millî bir gelenek haline gelmiştir. Haftayı ihdas ve ihya edenlerden Allah razı olsun.
Bu yıl da sevgili Peygamberimizin doğumunun 1443. Yıl dönümü münasebtiyle çeşitli etkinliklerle ihya edilmekte olan “ Kutlu Doğum Haftası” nin; Dinimiz, devletimiz milletimiz, İslam alemi ve bütün insanlık için hayırlara vesile olmasını yüce Allahtan niyaz ediyorum.
Ankara’dan selam, saygı ve dua ile.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
19°
parçalı az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@