06.02.2020, 00:01 101

ELAZIĞ DEPREMİNİN ARDINDAN DEĞERLENDİRMEM (III)

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Yüzde 98’i deprem kuşağı üzerinde olan ülkemiz yüz yıllardan beri muhtelif şiddette depremlere sık sık maruz kalmakta olup bu depremlerde büyük can ve mal kaybı yaşanmaktadır. Depremler, ülkemizin büyük bölümü için her an yaşanması beklenen birer doğa olayı, fakat gerçekleşmesi kaçınılmaz bir doğa olayını afete dönüştüren ise insan yapıtı binalardır.

Resmi rakamlara göre 17 bin 500, gayri resmi rakamlara gören ise 35 bin civarında vatandaşımızın yaşamına mal olarak ülkemize büyük acılar yaşatan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi Türk yapı sektörü için de çok acı bir ders, bir dönüm noktası olmuştur.

Depremleri en az hasar ve can kaybı olmadan atlatabilmesini temin etmek için 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun 2001 yılında ve Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliği ise 2008 yılında yayınlanmıştır.

Yapı Denetimi Hakkında Kanunu’nun amacı; can ve mal güvenliğini teminen, imar plânına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamak ve yapı denetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Türkiye’nin aktif deprem kuşaklarından birinde yer alması, yapıların gerektiği gibi denetlenmemesi ve bu nedenle sık sık yüksek miktarda can ve mal kaybı yaşanması, yapı denetleme işinin daha ciddiye alınması gerektiğini en acı şekilde ortaya koymuştur.

Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliği’nin amacı; Bu Yönetmeliğin amacı, 29/6/2001 tarihli ve 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanuna göre faaliyet gösteren Merkez ve İl Yapı Denetim Komisyonları’nın, yapı denetim kuruluşlarının ve laboratuvarların kuruluş ve çalışmaları; yapı denetim kuruluşlarında ve laboratuvarlarda görev alacak denetçi mimar ve mühendisler ile diğer görevlilerde aranacak nitelikler; ilgili idare, proje müellifi, yapı müteahhidi, şantiye şefi, yapı sahibi ile yapı denetim kuruluşu ortaklarının görev ve sorumlulukları ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Yönetmeliğe göre, YAPI DENETİM KURULUŞU: Bakanlıktan aldığı izin belgesi ile münhasıran yapı denetim görevini yapan, ortaklarının tamamı mimar ve mühendislerden oluşan tüzel kişi, LABORATUVAR: İnşaat ve yapı malzemeleri ile ilgili ham madde ve mamul madde üzerinde ilgili standartlarına ve teknik şartnamelerine göre ölçüm, muayene, kalibrasyon yapabilen ve diğer özelliklerini tayin eden, Bakanlıktan izin almış tesis, İLGİLİ İDARE: Belediye ve mücavir alan sınırları içindeki uygulamalar için Büyükşehir Belediyeleri ile diğer belediyeler, bu alanlar dışında kalan alanlarda valilikler, yapı ruhsatı ve kullanma izin belgesi verme yetkisine sahip diğer idareler, olarak tanımlanmıştır.

4708 Sayılı Kanun; Yapılara uygulanacak denetim hizmeti; yapı denetim kuruluşu ile yapı sahibi veya vekili arasında akdedilen hizmet sözleşmesi hükümlerine göre yürütülmektedir. 2019 yılında Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliği değiştirilerek Yapı denetim kuruluşlarının elektronik ortamda belirlenmesine ilişkin usul ve esaslara dair tebliğ yayınlanarak projelerin elektronik ortamda dağıtımı sağlanmış ve bu kuruluşların alacakları ücretin Defterdarlık kanalı ile ödenmesi sağlanmıştır. Böylece bu kurumun yapı sahibine karşı bağımsız olması sağlanmıştır.

Yapı denetim kurumu ciddi anlamda büyük sorumluluklara sahiptir. Yapının, ruhsatına ve bunun eklerine, teknik, sanat ve sağlık kurallarına aykırı, eksik, hatalı ve kusurlu yapılmış olması yüzünden ortaya çıkan yapı hasarlarından dolayı, yapı sahibine ve ilgili idareye karşı, kusuru oranında sorumluluk taşırlar. Sorumluluk süreleri, yapı kullanma izninin alınma tarihinden başlar. Yapının taşıyıcı sistemiyle ilgili alanlarda 15 yıl, diğer kısımlarda ise 2 sene boyunca devam eder.

4708 sayılı Kanun kapsamında yer alan binaların imalatlarını Yapı Denetim Kuruluşları denetlerken, kapsam dışında kalan yapılarda İse tanımlı bir denetim süreci yoktur. Bu denetim genellikle proje müelliflerinin üstlendiği teknik uygulama sorumluluğu biçiminde yapılmaktadır. Bu denetim süreci de sağlıklı yürütülmemektedir.

1999 Düzce Depremi sonrası yapılan gözlemlerde meydana gelen hasar ve göçmelerin büyük bir çoğunluğunun gerekli zemin araştırmasının yapılmamasından, depreme uygun olmayan mimari ve taşıyıcı sistemden, eksik ve yanlış donatıdan, standartlara uygun malzeme kullanılmaması ve imalat yapılmamasından, en önemlisi de yapım sırasında yeterli denetimin yapılmamasından kaynaklandığı anlaşılmıştır.

Kanun ve yönetmelik çıkarılmasına rağmen 23 Ekim 2011 Van Depremi’nde de çok sayıda bina yıkılmış ve can kaybı yaşanmıştır. Van Depremi’nin en ciddi sonuçlarından biri ise, geliştirilen deprem mevzuatına göre 5-6 yıl önce yapılan yapıların çökmüş olmasıdır. Nedeni incelendiğinde yıkılan yapıların yeterli mühendislik hizmeti almadığı, yerel ve merkezi yönetimlerin yapıların denetim işlevlerini yerine getirmediği ortaya çıkmaktadır.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Türkiye’de yaklaşık on beş milyon bina ve konut vardır. Bunların %55’i ruhsatsız ve kaçak olup %60’ı yirmi yaş üzerinde yaşlı apartmanlar ve binalardır. Bu yapıların %40’ı depreme karşı güvensiz ve bunların %10’luk bir kısmı hemen yıkılıp yenilenmesi gerekmektedir. Bu yapılar bulundukları bölgelerde henüz deprem olmadığı için ayakta kalmaya devam etmektedirler. Bunlarda depremlerle göçen, ağır hasar alan veya orta hasar alan yapılara benzer karakteristiklerdeki yapılar olup sadece deprem olmadığı için şu an ayakta durmaktadırlar.

Bilinçsiz yer seçimleri, mühendislik verilerinden yoksun imar planları, düşük düzeyli veya mühendislik hizmeti görmemiş yapı yönetimi, tasarımsız, plansız kentleşme depremlerde yaşananların ana nedenidir. İrili ufaklı her deprem ülkemizde hem insani, hem sosyal, hem de ekonomik yıkımlara dönüşmektedir. Bu hasarların ana sebepleri ise başarısız mühendislik, yetersiz yapı denetimi, kötü niyetli yüklenici, kötü malzeme, yetersiz alım gücü ve benzerleri olduğuna dikkatinizi çekmeyi isterim.

Türkiye’de deprem aşırı yapı hasarına ve aşırı can kaybına yol açmasının bir nedeni de bilimsel ve akılcı düşünce, dogmatik kafa yapısının yerini alamamış olmasıdır. Yurttaşlarımızın, teknik gereklere uymadan yaptığı veya daha önce yapılan evde yurttaş son derece kaygılıdır, amma, “kadercilik” ile “umursamazlık” arasında gidip gelmekte ve her şeyi devletten beklemekte, depremde kendisine ve ailesine mezar olacağını bilerek bu evde oturması buna örnek olarak verilebilir.

Eğer depreme karşı yapı güvenliği tüm ülkede sağlanamaz ise ve depremden ders çıkartamazsak; bu topraklar daha pek çok acıya gebe olacak ve kaçak yapılaşmaların yanında, ilgili mevzuata, bilime ve tekniğe aykırı ve hatalı projelendirmeye dayalı yapılaşma ve hatalı malzeme seçiminin can kayıplarına neden olması kaçınılmazdır.

O halde ne yapılmalı:

* Güvenli ve sağlıklı bir konutta oturmak, sağlıklı bir çevrede yaşamak herkesin anayasal hakkıdır. Devlet bu hakkı kurum ve kuruluşları kanalıyla sağlamak zorundadır. Konutların sağlıklı ve güvenli inşa edilmesi ve sağlıklı bir çevrede yaşamak için ise yapı sektörünün kamu yararı gözetilerek denetlenmesi büyük bir önem taşımaktadır.

* Deprem bölgelerinde yerleşim alanları dikkatlice belirlenmelidir. Yapı projelendirme ve uygulama kalitesine ve denetimine şiddetle önem verilmelidir.

* Depremi ortadan kaldırmanın olanaksızlığı dolayısıyla, deprem etkilerini, hasar ve kayıplarını azaltma yoluna gidilmelidir. Bu yolda da çağdaş bilim ve teknolojiden yararlanılmalıdır.

* Yeni yapıda deprem güvenliğini sağlamak için maliyetin en çok %3’ü - %5’i mertebesinde bir ek harcama söz konusu olur. Var olan yapıyı depreme güvenli hale getirmek için %20 ila %30 gibi bir harcama artışı gerekir.

* 1999 Marmara Depremi’ne kadar ülkemizdeki yapı denetim sistemi ve yapım aşamasında görev alan müteahhit, proje müellifi, fenni mesul ve denetim yapmakla görevli yerel yönetimlerin görevlerini gerektiği gibi yerine getirmedikleri bu deprem felaketi sonucunda bir kez daha ortaya çıkmıştır. Yeni yapıların depreme güvenli olması için mevcut Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliği’ne bağlı olarak yapılacak yapı denetimi doğru dürüst uygulanmalı ve haksız çıkar uğruna dejenere ( bozulma) edilmemelidir.

* Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliği’ni uygulayacak mühendislerin belirli bir tecrübeye sahip olması önemlidir. İnşaat mühendislerinin projelere imza atma yetkisi dünyanın birçok ülkesinde çeşitli düzenlemelerle kısıtlanmıştır. Bu düzenlemelerden en sık karşılaşılanı mühendislere bir unvan ile beraber yetkinin de verilmesidir. Dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde, bir mühendisin mezun olur olmaz proje, tasarım veya hesaplara imza atabilmesi kısıtlanmıştır. Mühendislerin bu yetkiyi alabilmeleri için çeşitli aşamalardan geçmeleri gerekmektedir. Bu nedenle 2006 tarihinde yayınlanan “Yetkin İnşaat Mühendisliği Uygulama Yönetmeliği” gözden geçirilerek Amerika’da profesyonel mühendis unvanı için istenen şartları sağlayacak şekilde ülkemizin şartlarını da dikkate alarak düzenlenmelidir.

* Yerleşimlerin ve yapıların denetimi için etkin ve çağdaş denetim sistemlerinin uygulanması, gerekse kalitenin yükseltilmesi açısından yapı denetiminden yararlanılması, mevcut yapı stokunun depremler karşısında güçlendirilmesi, bunların temelinde asıl sorun imar ve yapı mevzuatının etkin kullanımının sağlanmasıdır.

*Afet yönetimi konusunda kurumsal ve teknik kapasitenin geliştirilmesi, halkın acil durumlara hazırlık ve müdahale bilincinin artırılması, ulusal afet çalışmalarının desteklenmesi gereklidir.

İstanbul,5 Şubat 2020

Kaynaklar:

-Nuri Ertokat, “Hafif Yapılar Hayat Kurtarır”, Toprak İşveren dergisi, sayı 92, Aralık 2011

-Tayfun Kahraman, “Deprem ile yüzleşme zamanı”, Toprak İşveren dergisi, sayı 92, Aralık 2011

- http://webftp.gazi.edu.tr/deprem/turkiyenin_deprem_gercegi_paneli_kitabi.pdf,2011 ( Hüsnü Can, Sinan Altun,Tuğrul Tankut, Mahmut Küçük, Oktay Ergünay ve İsmail Bayram sunumları)

-http://www.imo.org.tr/resimler/ekutuphane/pdf/18226_24_56.pdf Hüsnü Can, Sinan Altun,Tuğrul Tankut, Mahmut Küçük, Oktay Ergünay ve İsmail Bayram sunumları)

- http://www.emo.org.tr/ekler/91ac0eb319cf336_ek.pdf

- Hata! Köprü başvurusu geçerli değil. (Selim Baradan, Gülben Çaliş.,” Yurtdışında Yetkin Mühendislik Uygulamaları: Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere Örnekleri”)

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 01 Kasım 2020
İmsak 05:38
Güneş 07:03
Öğle 12:29
İkindi 15:17
Akşam 17:44
Yatsı 19:04

Gelişmelerden Haberdar Olun

@