98’i deprem kuşağı üzerinde olan ülkemiz yüz yıllardan beri muhtelif şiddette depremlere sık sık maruz kalmaktadır. Bu depremlerde büyük can ve mal kaybının ana nedeni yapıların tekniğin gerektirdiği şekilde inşa edilmemesidir.

Yaşadığımız son depremle ilgili olarak Elazığ, Malatya, Diyarbakır, Adıyaman ve Kahramanmaraş’ta yapılan “Hasar Tespit Çalışmalarında” 16 bin 326 bina incelenmiştir. Bu binalardan 381’inin yıkıldığı, 3 bin 442’sinin ağır, 296’sının orta ve 5 bin 979’unun az hasarlı olduğu tespit edilmiştir. Fotoğrafta Elazığ merkezde Dilek Sitesi’nde yıkılan binayı görülmektedir.

Belediye olan yerleşimler:

Eldeki bilgilerden yıkılan ve ağır hasarlı binaların ne kadarının köylerde ve ne kadarının belediye hudutları içinde olduğu hakkında bir bilgiye ulaşamadım. Tam olarak ulaştığım tek kaynak Elazığ Valiliği’nin 30.01.2020 tarihinde gönderdiği yazı oldu. Bu yazıda Elazığ il merkezindeki “Acil Yıkılacak Yapı” statüsünde olan yapılara ait listede 72 bina yer almaktadır. Bu binalar ayakta olmasına rağmen ağır hasarlı olarak tespit edilmiş binalardır.

Bugünkü yazımda depremde neden 381 binanın yıkılma sebeplerini ve neden Elazığ’da 72 binanın acilen yıkılmasının gerekli olduğunu sizlerle tartışmayı istiyorum. Her ne kadar elimde yıkılma kararına esas teşkil eden Elazığ Valiliği’nin İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’nce hazırlanan rapor bulunmuyorsa da bir inşaat mühendisi olarak tahmin ettiklerimi sizlerle paylaşacağım.

“Bu binalarda basında yer aldığı gibi Elazığ Depreminde yıkılan binaların enkazlarında yapılan incelemede inşaatlarda kullanımı yasak olan dere kumuna rastlanmıştır. Eski olduğu için pek çoğu projesiz olan binalarda dere kumunun yanı sıra ince demir kullanıldığı, ince kolonlar bulunduğu tespit edilmiştir. Uzmanlar yıkılan inşaatların yapım sürecinde ihmal olduğunu bildirmişlerdir”.

Çocukluğum dönemimde, hatta tahminimce 2000’li yıllara kadar ülkemizin birkaç büyükşehri hariç her tarafında ve memleketimizde de derelerden alınan kumların kullanıldığını hatırlıyorum ve görüşündeyim. Burada belirtildiği gibi binaların büyük bir çoğunluğu belki de projesiz yapılmıştır. Proje hazırlanmış olsa da belediyelerde teknik eleman olmaması veya çok az olması nedeniyle gerekli kontrol işlemi uygulanamadığı gibi belediyeler inşaatı yerinde kontrol etmemişlerdir. Ayrıca bu binaların teknik sorumluluğunu alan mühendis ve mimarların büyük bir çoğunluğu şantiyelere gidip kontrol görevlerini devamlı olarak yerine getirmemişlerdir. Bu nedenle binaların yapımı inşaat sahibinin ve kalfasının isteği doğrultusunda yapılmıştır.

Bugüne kadar yayınlanmış 1947, 1953, 1961, 1968, 1975, 1998 Deprem Yönetmeliklerinin eksikliklerini 1999 Gölcük ve Düzce depremlerinde yaşanan sorunları da dikkate alarak 2007’de ve uzun süren çalışmalardan sonra ihtiyaçlara karşılık verecek şekilde tadil edilerek Yapı Denetim Uygulaması Yönetmeliği 2018 yılında yeniden yayınlanmıştır.

Büyük bir ihtimalle bu binalar depreme dayanıklı evlerin yapılmasını sağlayan ve dinamik ve yatay yüklere dayanımlarını hassas bir şekilde ele alan 2007 Yönetmeliği’nden önce yapılmıştır ve daha önce çıkarılan deprem yönetmelikleri yeteri kadar dikkate alınmamıştır.

Üstyapı taşıyıcı sistemin boyutlandırılması ve/veya donatılmasında ve temellerin seçim ve boyutlandırılmasında” Zemin Emniyet Gerilmesinin” (Zeminin taşıma gücü aşılmadan güvenle taşıyabileceği birim alandaki yük) yapılacak zemin deneyleri ile belirlenmesi gerekir.

Bu deneyler genellikle yapılmamakta ve yapılan gözlemlerle zemin cinsine göre katsayılar alınmaktadır. Ayrıca binanın statiğini yapanlar zemin emniyet gerilmesini sadece zeminin taşıma gücüne bağlı hale getirip deformasyon kriterlerini dikkate almamış olabilirler.

Deprem anında zemin hareketi periyodu ile yapı dinamik davranışına büyük etkisi olan modların (binamızın herhangi bir yer hareketinden bağımsız olarak hesaplanan yapının dinamik karakteristiklerine dair bilgi veren bir analiz tipi) titreşim periyodlarının çakışmaması önemlidir. Çünkü böyle bir durumda deprem yapıya önemli ölçüde zarar verebilir. Eğer proje aşamasında bu davranış tespit edilip, ona göre önlemler alınmamışsa bina depremde önemli ölçüde sallanacak ve zarar görebilecektir.

Büyük bir ihtimal ile bu binalar için belirtildiği gibi bir davranış analizi yapılmamıştır.

Bu maddeleri daha da artırıp sizin sabrınızı tüketmeyi istemiyorum. Ülkemiz her an yeni depremler yaşayabilir. Bu depremleri Japonya’da olduğu gibi en az hasar ve can kaybı olmadan atlatabilmemiz için bundan binalarımızın Yapı Denetim Uygulaması Yönetmeliği 2018 ve Yapı Denetimi Kanununa göre yapılması ve ayrıca belediyeler ve valiliklerce denetimine önem verilmesi gerekmektedir.

Mevcut yapıların bilhassa 2007’den önce inşa edilmiş olanların en kısa sürede Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile belediyeler tarafında acilen depreme dayanıklı olup olmadıkları kontrol edilmelidir. Şartları sağlamayan binaların yıkılıp yerine yenilerinin yapılması Devletimiz tarafından hızlı bir şekilde sağlanmalıdır.

Bu son depremde karşımıza çıkan rakamları dikkate aldığımızda tüm ülkede bu sorunun çözümü büyük bir çalışma ve maddi kaynak gerektirmektedir. Halkımızın ve bilhassa bina sahiplerinin de sorunun çözümüne olumlu yaklaşmaları çok önemlidir.

Özet olarak, DEPREM İNSAN ÖLDÜRMEZ BİNALAR İNSANI ÖLDÜRÜR.

İstanbul, 3 Şubat 2020

Kaynaklar:

- https://www.elazigsonhaber.com/gundem/acil-yikilmasi-gereken-binalarin-listesi-yayimlandi-h59575.html

- https://www.elazigsonhaber.com/gundem/elazig-da-yikim-karari-verilen-bina-coktu-h59786.html

- http://www.imo.org.tr/resimler/ekutuphane/pdf/14589.pdf

- http://www.hurriyet.com.tr/gundem/elazig-depreminde-yikilan-binalarla-ilgili-aci-gercek-41431228

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol