Yazımıza bir anekdotla başlayalım.

Marangozluk yaptığımız zamanlar, Yaşar Dişdiş Ağabeyimiz vardı. Dengeli, akıllı adamdı. Para konusu açıldığında;"Para ateştir. Parayı her insan taşıyamaz. Ben bile götürdüm Kızılırmağa attım." derdi.

konuşması, Kızılırmak üzerine, "Çizsu Tarım Ortaklığı" tarafından yapılacak bent işinden 25 bin liralık hisse alması, bendin de sulama aşamasına gelmeden, ırmağın coşması sonucu sel tarafından götürülmesiydi.

Aslında, yine Kızılırmak üzerinde önceden kurulmuş, iyi kâr getiren örnekler vardı ama, Çizsu Tarım Ortaklığının yer seçiminde hata yapılmış olmalı.

Geride bıraktığımız günlerde Ömer Çenesiz'e; Prof. Rüştü Bozkurt Çanakkale'ye bağlı bir köyde, köy hanımlarının bir başarı hikayesinden bahsetmiş. Benimle paylaştı ve çok hoşuma gitti. Ben de sizlerle paylaşmanın uygun olacağını düşündüm. Bu arada Rüştü Hocaya selam ve sevgilerimi sunuyor, olayı da algıladığım şekliyle aktarıyorum.

Çanakkale'ye bağlı bir köyde yaşayan kadınlar, köyün ürettiği ürünleri pazar yerinde satıyorlar. Köy yaşantısını sürdürmeye elde edilen gelir yetiyor. Ekonomik sorunları olmayan bir yaşantıları var.

Kooperatif kurup, bu sayede ürünlerini daha iyi değerlendirmeyi planlıyorlar. Öyle de yapıyorlar.

Köy ekonomisine giren parada ciddi artış oluyor. Buna rağmen köyde ekonomik sorunlar, borçlanmalar, yokluklar baş göstermeye başlıyor.

Neden olur? Neden olur?derken, arızanın pazarlama şeklinde olmadığı, paranın kadınlarda birikirken sorun yaşanmadığı, kooperatifte biriken paranın erkekler tarafından kullanılmasının ise sıkıntının başlıca nedeni olduğu fark ediliyor.

Yani, rahmetli Yaşar Dişdiş'in, "Ateş" olarak simgelediği paraya, erkekler kadınlar kadar sahip çıkamıyor, ya da yön veremiyor.

Ne diyelim? Çözümü buna göre üretmek gerekiyor.

En güzel günler sizlerin olsun.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol