Düzey sözcüğünün eş anlamlısı ‘seviye’dir. Düzey sözcüğü değişik anlamlarda kullanılmaktadır. Günümüzde siyasette konuşma ve iletişim düzeyinin son derece düşük olduğu bir süreci yaşıyoruz. Düşük düzeyli sözcüklerin, tüm insanların konuşmasına kulak kabarttığı kişilerin ağzında, yineleniyor olması ise başka bir üzüntü kaynağıdır.

Gazeteci Hasan Cemal T24’deki 10 Ocak tarihli yazısında “Yarım yüzyılı aştı siyaset izliyorum. Erdoğan kadar ağzı bozuk siyasetçi anımsamıyorum. Yazıya başlarken gaze-tecilikteki duayenim Altan Öymen'i aradım, acaba o hatırlıyor mu diye. Gazetecilikteki kıdemi 70 yılı bulan Altan Abi de hatırlamıyor bu kadar seviyesizliği... Gerçekten akıl alır gibi değil.” diyor.

Sık sık kullanılan bazı sözcükleri sıralarsak; “Lan!..Cibilliyeti bozuklar... Anı-ranlar...Havlayanlar...Kız mıdır, kadın mıdır?...Ölü seviciler...Siz gazetecileri tasmalarınızdan kurtardık...Satılmış adam...”

Soma’da yakasına yapıştığı vatandaşa “Niye kaçıyorsun ulan İsrail dölü?...”

Ortak olmadan önce Devlet Bahçeli için; “Ağzından salyalar akıyor.”

Bir televizyon konuşmasında “Benim için Gürcü dediler. Affedersin, daha çirkinini söylediler, Ermeni dediler.”

Man Adası belgelerini öne süren Kılıçdaroğlu’na ; “Man Adası Man Adası diyor mankafa...Sen geri zekalı mısın?...Haysiyetsiz, onursuz, şerefsiz, alçak, hain...Cibilliyeti, kalibresi bozuk...Siyasi eşkıya”

Meral Akşener için; “Ahlak yoksunu bayansın bayan...”

Osman Kavala için; “Soros artığı...Anırsalar da anırmasalar da elhamdülillah biz doğru yoldayız!”

TÜSİAD'a: “Sizin cinsinizi de, cibiliyetinizi de iyi biliyorum.”

Bu sözcükler sıradan bir insanın ağzından çıkmıyor. Okulda öğretmen, arkadaşına bu tür sözcükleri kullanan öğrencisinin kulağını çekerse, öğrenci de “Öğretmenim ben bu sözcükleri ülkenin en yetkili ağzından dinledim, örnek aldım derse” öğretmen “kötü örnek” derse suç olur, ayağı kayar. Demezse çocuklar küfürbaz olur. Sonuçta küfürbaz bir toplum olur çıkarız.

Bu arada rahmetli Bülent Ecevit’in Türkçe’yi en iyi kullanan ve siyaset tarihinin en beyefendi, en nazik kişisi olarak değerlendirdiğimi anmadan geçemeyeceğim. Sayın Kılıçdaroğlu için de aynı sözleri yinelememiz olasıdır. Yukarıdaki sözcüklerin birini olsun kullanmadılar. Herşeye karşın konuşma düzeyini hiç düşürmediler.

Adını şu an anımsayamayacağım bir konuşmacıya dinleyici soruyor: “İletişimde dil mi daha önemlidir, yoksa din mi?” Konuşmacının yanıtı; “Dil daha önemlidir, zira dininizi öğretmek için de dile gereksinim vardır.”

Oluyor.

Evet “Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır” sözünü içselleştirmiş bir topluma yukardaki küfürleri duymak adeta başına odunla vurulmuş gibi geliyor.

Düzeysiz tümce ve sözcüklerle öfke ve hiddetle ekonomiyi, yoksulluğu, hukuku, adaleti, demokrasiyi düzeltme olanağı yok, sadece toplum gerilir.

Küfürbazlıkla hiçbir uygarlığın kurulduğuna tanık olamadık, etkili ve düzeyli konuşma ile sevgi, saygı temelinde yeni dünyaların, uygarca gelişimin temellerini atmak olasıdır.