03.01.2020, 00:02 109

DÜNYAMIZ ISINIYOR - 2015 BM YENİ İKLİM PARİS ANLAŞMASI VE COP25 (I)

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Son yıllarda insanlar dünyanın ısınmasından ve bunun sonucunda yaşanan iklim değişikliğinden çok olumsuz etkilenmektedir. Birleşmiş Milletler’in öncülüğünde 1992 yılında Rio’da gerçekleştirilen II. Dünya Çevre Konfernsı’nda başlatılan çalışmalar hız kesmeden devam ettirilmiş ve 2015 yılında Yeni İklim Anlaşması Paris’te imzalanmıştır.

19. yüzyılın sonlarında sanayi devrimi ile birlikte enerji üretimi için kömür gibi fosil yakıtların kullanımı önemli ölçüde arttı. Bunun neticesinde yanma ürünü olarak çıkan CO2 ve SO2, partikül gibi kirleticilerin atmosferdeki konsantrasyonları da ormanların yok edilmesi nedeniyle giderek artış gösterdi. 1950-2010 yılları arasındaki küresel CO2 miktarı 320 ppm’den 400 ppm’e yükseldi. (ppm, parts per million/milyonda bir birime verilen isimdir). Bu ise dünyanın ısınmasının nedeni oldu.

Dünyamız 1900'lerin başında 2 milyar ton karbondioksit gazı açığa çıkarırken 2018 yılına geldiğimizde bu miktar 16 kat artarak 36.2 milyar tona ulaşmış durumda.

Sera gazları atmosferde doğal olarak bulunuyorsa da, bu gazların oranının artması sera etkisine yol açmakta ve küresel ısınmaya sebep olmaktadır. Sera gazları olarak tanımlanan en önemlileri arasında karbondioksit (CO2), metan (CH4), kloroflorokarbonlar (CFC) ve azotoksit (N2O) yer almaktadır. Bu artışa paralel olarak dünyanın ortalama sıcaklığı 1850 yılından günümüze kadar 0.9˚C artmıştır. Bu artışın 0.6˚C’lik kısmı 1950’den sonra gerçekleşmiştir.

İklim Değişikliğinin Türkiye’de Yaratacağı Etkiler

İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Dr. Mithat Kadıoğlu 2013 yılında yaptığı bir açıklamada, yakın bir zamanda iklim değişikliği nedeniyle “Antalya Kahire, Trabzon ise Antalya gibi olacak!” dediğinde, ülkemin geleceği açısından çok endişelenmiş ve etkilenmiştim… Bu konuşmasında, “Bilimsel tahminlere göre Samsun’dan Adana’ya bir hat çizildiğinde, 2071-2100 yılları arasında bu hattın batısında kalan bölüm 3-4 derece, doğusunda kalan bölüm 4-5 derece ısınacak. 2030’da Türkiye’nin büyük kısmı oldukça kuru ve sıcak bir iklimin etkisine girmiş olacak. Deniz seviyesi yükselerek tatlı su kaynaklarını ve deltalarındaki tarım alanlarını yok edecek” diyerek tehlikenin ülkemiz açısından korkunç boyutunu ortaya koymuştu.
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli IPCC (Intergovermental Panel on Climate Change) tarafından yapılan bir araştırmaya göre Türkiye, iklimin yaratacağı etkiler bakımından dünyadaki en riskli 5 bölge arasında yer almaktadır. IPCC’nin küresel ölçekteki bulgularına paralel olarak Türkiye’de de ortalama yüzey sıcaklıklarında artış eğilimleri gözlenmekte ve 1990’lı yıllardan itibaren sıcaklıkların önemli ölçüde arttığı görülmektedir. 1994-2012 periyodunda 1997 yılı ve 2011 yılları hariç bütün yıllarda anomaliler (belli bir ölçüye, belli kurala uymama durumu) gözlenmiştir.

İklim ile İlgili Sözleşmeler

İklim Değişikliği Çerçeve sözleşmesi, 1992’de Rio’da imzaya açıldı ve 21 Mart 1994 tarihinde yürürlüğe girdi. 1997’de Kyoto’da yapılan 3’üncü taraflar toplantısında ise, sözleşmenin eki olan Kyoto Protokolü hazırlandı ama yeterli sayıda ülke imzalamadığı için ancak 2005’te yürürlüğe girebildi.
Türkiye 2004 tarihinde “BM İklim Değişikliği Çevre Sözleşmesi (BMİDÇS)”ne, 2009 tarihinde ise Kyoto Protokolü’ne taraf oldu. Türkiye, Kyoto Sözleşmesi’ne 2009 yılının Şubat ayında, “2013 yılına kadar Ek 2 ülkeleri içinde yer almak ve karbon salım azaltımına bu tarihe kadar gitmemek” kaydı ile taraf olmuştu.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Zirveleri

Son yıllarda ben de konuyu ve BM İklim Değişikliği zirvelerinin neticelerini daha dikkatle takip etmeye başladım. Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Taraflar Konferansı'nın ilki (COP1) , 1995 yılında Almanya’nın Berlin şehrinde yapılmış ve her yıl dünyanın farklı ülkelerinde gerçekleştirilmiştir. Bu toplantılarda, insan faaliyetleri sonucu atmosferde artan sera gazlarının, sera etkisine yol açtığı ve küresel ısınmaya sebep olduğu tartışılmakta ve bu sözleşmeye bağlı olarak küresel ısınma sorununa küresel ölçekte önlemler almaya ve çözüm getirmeye çalışılmaktadır.

Paris’te iki hafta süren COP21, Taraflar İklim Zirvesi’nde 196 ülkenin onayıyla küresel ısınmanın sonunu getirecek hukuken bağlayıcılığı olan tarihi Yeni İklim Anlaşması( Paris Anlaşması) oybirliği ile kabul edildi.

Dünyayı Kurtaracak Uzlaşma Paris Anlaşması’nın en önemli başlıkları şunlardır:
• Ülkeler küresel sıcaklık artışını 2100 yılına kadar 2 santigrat derecenin oldukça altında tutmayı taahhüt edecek, hatta artışı 1.5 santigrat derecede sınırlandırmak için “çaba” sarf edecek.
• Tüm ülkelerin karbon salımlarını azaltması öngörülüyor. Sera gazları emisyonunun düşürülmesi ile ilgili ulusal düzeydeki planlar, beş yılda bir gözden geçirilecek.
• Gelişmekte olan ülkeler, bu alandaki mücadele için yılda en az 100 milyon dolar fon aktarılacak. Bu rakam 2025 yılında yeniden güncellenecek.
Paris İklim Anlaşması’nın bir başka büyük ekonomik etkisi ise enerji yatırımları üzerinde olacaktır. Fosil yakıtlara dayalı yatırımlar ve bilhassa kömüre dayalı yatırımlar çok daha riskli durumdadır. Zira katılan ülkeler, fosil yakıtların döneminin sona ermesi ve su, güneş, termal, rüzgar kaynaklı temiz enerji kullanılması gerektiği konusunda fikir birliğine varmışlardır. Ayrıca Paris’te karbon gazı salımını düşürecek ve karbon ayak izini azaltacak yeni üretim teknolojileri ve uygulamaları ile çeşitli kotalara kadar birçok tedbir tartışılmıştır. AB, 1990 seviyesine göre 2030 itibariyle % 40’lık azaltım, ABD 2025 itibariyle 2005 seviyesine göre % 28’lik azaltım taahhüt ettiler. Bu noktada Almanya’nın 2035 yılına kadar enerji ihtiyacının yüzde 60’ını temiz (yeşil) enerjiden temin etmeyi planladığını da bilginize sunmak isterim.

25. Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP25)

İspanya'nın başkenti Madrid'de düzenlenen ve 197 ülkenin delegeleri ile uluslararası kurumlar ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri katıldığı 25. Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Taraflar Konferansı 2-13 Aralık tarihlerinde yapıldı.

Türkiye de, İklim Müzakereleri ve Uluslararası Politikalar Şube Müdürü vekili Ayşin Turpancı‘nın başkanlığını yaptığı Türkiye delegasyonu, ‘gelişmiş ülkeler’ kategorisi olan EK1‘den çıkma taleplerini bu yıl yinelemeyeceklerini söyledi. Türkiye, Rusya’nın Eylül ayında Paris Anlaşması’nı onaylaması ile G20 üyeleri içerisinde bu anlaşmayı onaylamayan tek ülke konumunda kaldı.

Zirve aynı zamanda, Paris Anlaşması’nın uygulanmaya başlayacağı yıl olan 2020 yılı öncesinde düzenlenen son iklim zirvesi olduğu için büyük öneme sahipti. Diğer taraftan ülkeler, yine 2020 yılında Paris Anlaşması’na göre 2015 yılında verdikleri hedefleri yenilemekle de yükümlüler. Bu açıdan, Madrid’de yapılan zirve, bu sürecin başlayacağı ilk etkinlik olduğu için de büyük öneme sahipti...

SÜRECEK

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 01 Kasım 2020
İmsak 05:38
Güneş 07:03
Öğle 12:29
İkindi 15:17
Akşam 17:44
Yatsı 19:04

Gelişmelerden Haberdar Olun

@