Senenin kutlamaydı, anmaydı, farkındalık günüydü diye paylaştıramadığımız 365 gününden “kediler”e özgülenmiş olanı da varmış da, bizim ancak birkaç yıl önce haberimiz oldu! Üstelik dünyanın her ülkesinde aynı günde kutlanmakta değilmiş bu “Kediler Günü”. Kimisinde 17 Şubat’ta, kimisinde başka günde, günlerde… Ülkemizde ise, İtalya’daki gibi 17 Şubat, “Dünya Kediler Günü” olarak benimsenmiş.

İyi de, örneğin bu “Kediler Günü” kimin için? Evimizdeki ya da sokaktaki kedilere “Gününüz kutlu olsun!” desek ne yaparlar ki? Teşekkür yerine birer tırmık yersek hiç şaşmayalım! Tüketim kültürünün ve giderek tüm dünyayı “bir mahalle kahvesi”ne(*) çeviren, bilgisayar ya da akıllı telefonlar aracılığıyla her şeyi, herkesle, anında paylaşabilmenin de etkisiyle böyle günler daha ilgi çeker oldu yaşamlarımızda, değil mi?

Her neyse, işin bu tarafını bir yana bırakıp biz de köşemizi bugün “kediler”e ayıralım:

Sevgili dostlarımız kedilerle ilgili kaynaklara baktığımızda, araştırmalara, arkeolojik buluntulara, tarihsel kayıtlara göre kedi-insan birlikteliğinin günümüzden 10.000 yıl öncesine değin uzandığını görürüz. İnsanların yerleşik düzene geçip tarımın başlamasıyla, tahıl ambarlarına farelerin gelmesinin, farenin bulunduğu yerde kedinin de yaşamasının doğal olduğu düşünülmektedir. Kıbrıs’ta bulunan, kedi ile insanın birlikte gömülü olduğu, 9.500 yıl öncesine ait mezar da bu birlikteliğin çok eski zamanlarda başladığının bir kanıtıdır. O günlerden günümüze değin İsrail, Mısır, Uzakdoğu, Avrupa gibi dünyanın çoğu yerindeki araştırmaların gösterdiği, yaban kedisinden ev kedisine dönüşen bir süreçte, kedi ile insanın hep birlikte olduğudur.

Son bir-iki yüzyılda ise kediler evimizdeki dostlarımız, sokaktaki sahiplenmeye çalıştığımız kadersizler olmalarının ötesinde, nice yazara, sanatçıya da esin kaynağı olmuş, olmaktadırlar. Kimi yazarımıza da “Ne Kitapsız, Ne Kedisiz” (**) dedirtecek kadar can yoldaşıdırlar!▪

İçinde “kedi” olan deyim, atasözü ve özdeyişleri bile sıralamaya kalksak, eminiz upuzun bir liste çıkacaktır ya, biz buraya bir tek özdeyişi almakla yetinelim:

“Minicik bir kedi yavrusu bir sanat şaheseridir.” Leonardo da Vinci (***)

▪   ▪   ▪    

Şimdi de öylesine sevdiğimiz Duman’ımızı anlatmak/anmak istiyorum:

Sokağımızın pek çok kedi sakini olduğu gibi, yakınımızdaki kimi işyerlerinde iki ayaklı ebeveynlerinin yardımcısı olan “meslek sahibi” ufaklıklar da var. “Halkla ilişkiler” görevlisi gibi müşterileri öyle bir karşılıyorlar ki… Sanki bir mıknatıs sizi çekiyormuşçasına gidiyorsunuz onların yanlarına!

İşte bu ufaklıklardan birisi, anneannesinin işyerindeki sağ kolu olan Sevgili Duman, açık gri renkli, yumuşacık tüylü bir kediydi. Huyu da kendisi gibi güzeldi; sessiz, sakin ama çok cana yakındı. Duman’ın anneannesi Nevruz Abla sevdiğimiz bir insandır. Duman, annesi yurt dışında yaşadığından, anneannesinin yanındaydı. Hepimizin gözbebeği olmuştu. Duman, gündüzleri hep anneannesinin işyerinin önünde olurdu. Geçerken görünce hemen yaklaşır, yumuşacık bir sesle “Mavvv!” diyerek yüzünü uzatırdı. O kadar sevimliydi ki, çoğu kez orada Duman için konaklardık.

(Duman / Fotoğraf: Özin Erdemli)                                 (Duman’la birlikte / Özin Erdemli)

Bir gün dışarıdaki işleri bitirmiş eve dönerken Nevruz Abla, yorgunluk çıkarmamız için çağırınca karşı koyamayıp içeri girmiştik. Elbette öncelikle Duman’la merhabalaştıktan sonra oturup konuşmaya başladık. Ben, asma kata çıkılan parmaklıklı döner merdivenin yanındaki koltukta oturuyordum. Konuşmaya ne kadar dalmışsak Duman’ın merdivene yöneldiğini fark etmemişim. Birden yan tarafta bir kıpırtı hissederek dönünce basamaklardaki Duman’ı gördüm. Omuz hizamdaydı ve bir şey hesaplarcasına ayaklarını uzatıp geri çekiyordu. Birden kucağıma atlayıverdi. “Demek buraya gelmek istiyordun!” diyerek rahatça oturmasına yardım ettim. Çok uzunca bir süre keyifle mırıldanıp kuyruğunu yavaş yavaş sallayarak oturdu. Bir ara uyukladı. Ben de onu doyasıya sevdim. O kadar masumdu ki, bir bebek gibi… Uyanıp kendiliğinden kucağımdan inmesini bekledim hiç kıpırdamadan.

Duman kucağımda keyif yapmaktan hoşlanmış ki, sonraki görüşlerinde de ne yapıp edip aynı biçimde kucağıma çıkıyordu. İlgisi, sevgisi o kadar saftı ki… Ben de Duman’ı görmesem içimde bir boşluk duyuyordum.

Ne var ki, bir gün Duman’ı her zamanki yerinde göremeyip sorunca, anneannesinin gözleri doldu. Kötü bir şey olduğu belliydi: Duman’ı bir sokak köpeği boğmuş, ölüsünü bulmuşlar!

Dayanılır gibi değildi; ama gerçekti! Duman’ımız “melek” olmuştu demek!

Sevgili Duman’dan geriye fotoğraflarıyla kucağımda sıcaklığı kaldı…

Ne yazık ki, kedilerimizi köpeklerin elinden kurtaramıyoruz! Köpeklerin kedilere bu düşmanlığı neden acaba? Yoksa onlar da, bu geçimsizliği biz insanlardan mı öğrendiler? Neden olmasın ki, değil mi? Geçici olarak konakladığımız dünyamızda, kimileri diğerlerinin yaşamlarını karartmaktan başka ne yapıyor ki?   

Yazımıza “Hiçbir canlının acısının, diğer bir canlının yüzünden olmayacağı bir dünya dileğiyle…” son veriyoruz.

(*) “Bir Rönesans İnsanımız” Sayın Doğan Kuban, birkaç yıl önce Cumhuriyet Gazetesi’nin Bilim ve Teknoloji ekindeki bir yazısında, internet ve sosyal paylaşımların etkisiyle dünyamızın ne duruma geldiğini bu benzetmeyle anlatmışlardı.

Sn. Kuban’ın Herkese Bilim ve Teknoloji Dergisi’nde (Türkiye’nin Haftalık Bilim, Teknoloji, Kültür ve Eleştirel Düşünce Dergisi) devam ettiği, çok yararlandığımız yazılarının okunması dileğiyle…

(**) Yazarlarımızdan, bir kitabının adı Ne Kitapsız Ne Kedisiz (Denemeler, Metis Yayınlarından) olan Bilge Karasu’yu (d. 1930 – ö. 1995) saygıyla anarak…

(***) Leonardo da Vinci (d. 1452 Vinci, Floransa Cumhuriyeti – ö. 1519 Cloux, Fransa), dehasıyla Rönesans hümanizminin simgelerinden biri olmuş İtalyan ressam, heykelci, mimar ve mühendis. “Son Akşam Yemeği” ve “Mona Lisa” adlı yapıtları, Rönesansın en etkili resimleridir. Tuttuğu defterler bilimsel araştırıcılığını, buluşları da çağından yüzyıllarca ileri olan düşünce yapısını ortaya koyar. (Başvuru: Ana Britannica, Genel Kültür Ansiklopedisi, Cilt: 14, Sayfa: 400, Basım yılı: 1992)

16 Şubat 2017 / ANKARA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251